Labirent, “yolların veya geçişlerin çokluğu, karışıklığı nedeni ile içinden kolay çıkılmayan yollara“ denir. Ortadoğu bir labirent yumağıdır. Kimin elinin kimin cebinde olduğu belli değildir. Bu nedenle Ortadoğu’da siyaset günlük, saatlik, dakikalıktır. Böylesine çetrefilli bir coğrafyada siyaset yapmak da zordur. Ancak öngörü sahibi liderler, bilimsel düşünenler bu sahada politika yapabilir.
Ortadoğu labirentinde siyaset yapanın birinci şartı kendi özgücüne güvenmektir. İkinci şartı ise herkesi dost, herkesi düşman olarak kabul etmektir. Bu nedenlede bugün senden yana olan dostlarının yarın seni çıkarı için satabileceğini bilmen gerekir.
Güney Kürdistan’da 1969 yılının Nisan ayına kadar SSCB, Kürt hareketini askeri ve politik anlamda yeterli olmasa da destekledi. Kürt hareketi Sovyetler Birliği’nin kendilerine azda olsa sonuna kadar destek sunacaklarını sanmakla hata yaptılar. Nitekim 1969 yılının Nisan ayında Baas rejimi ile yapılan askeri, ekonomik ve kültürel işbirliği antlaşması ile rüzgar Kürtlerin aleyhine esmeye başladı. Kürt hareketi de 1966 yılında başlayan İran ile ilişkileri kanalıyla ABD’ye yanaşmaya başladı. ABD’nin hedefi “Kürt kartını“ göstererek Saddam rejimini kendisine yaklaştırmaktı. Bunda başarılı da oldu. Diğer taraftan her iki sömürgeci İran ve Irak devleti “Kürt Harekatının“ kendileri için müşterek tehlike olduğunu görünce selameti Cezayir’de anlaşmada buldular.
İran-Irak savaşında, ABD genç İran devrimini yıkmak için Saddam rejimini harekata geçirdi. Sekiz yıllık savaş süresince Saddam rejimi başta ABD olmak üzere batılıların desteğini aldı. SSCB ise her iki tarafa da desteğini esirgemedi. İran-Irak savaşı sırasında Güney Kürtleri İran’dan yana tavır koyar iken, Doğu Kürtlerinin temsilcisi İKDP Saddam’ın yanında yer aldı. Oysaki hem yeni İran rejimi, hem de Baas rejimi Kürtlere karşı katliam yapmışlardı. Sekiz yıl süren İran-Irak savaşı genellikle Kürdistan topraklarında cereyan etmiş, Kürdistan tarumar olmuştu. YNK’ye bağlı güçlerin İran askerleri ile birlikte Halepçe’yi Irak rejiminden temizlemesi, Irak rejiminin 16 Nisan’da Halepçe’ye kimyasal bombalarla saldırmasının temel nedeni idi.
İran ile savaşında galip çıktığını sanan Saddam rahat durmadı. Kuveyti işgal etmesi ona diş bileyen ABD ve batılı müttefiklerini harekete geçirdi. Kuveyt’i işgali konusunda Saddam’ın ABD tarafından yönlendirildiği dönemin dünya basınına yansımıştı. Enerji çıkarları zedelenen ABD ve batılı dostları Saddam rejimine karşı birinci körfez savaşını başlattılar. Irak güçleri ABD ve müttefikleri karşısında tutunamadı. ABD’nin Saddam sonrası için herhangi bir planı yoktu. Bu nedenle kara harekatını kara güçleri Bağdat’a ulaşmadan sonlandırıldı. Taraflar arsında savaşı sona erdiren anlaşma imzalandı. İran-Irak savaşı sonrası silahlı mücadeleyi bırakıp diplomasiye ağırlık veren Kürt liderler ise ülkelerine geri döndüler. Kürt güçleri Kerkük dahil bütün Kürdistan’da Baas rejiminin bürokratları ve askeri güçlerini çıkardılar. Kimin elinin kimin cebinde olduğu bilinmeyen Ortadoğu’da Kürtler kendi özgüçlerine değil, ABD’ye ve batılı müttefiklerine güvenmelerinin bedelini yine hudut boylarında açlık ve sefaletle karşı karşıya kalarak ödediler. Kürtler ancak 668 sayılı BM G.Konseyi kararı doğrultusunda ve bu karar sonrası oluşturulan ‘Çekiç Güç’ ve Kürdistan üzerindeki hava sahası yasağı sayesinde ülkelerine geri dönüp kendileri için çizilen 36’ıncı paralel de de facto kendi yöne- timlerini kurabildiler. Kürt yönetimleri 2003 Irak müdahalesine kadar birbirleri ile savaşmaktan ül- kelerini nasıl kalkındıracaklarına, ülkelerini nasıl koruyacaklarını düşünmeye fırsat bulamadılar.
Yerim kalmadı gelecek hafta devam edeceğim.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Diyarbekir Baro Başkanı Tahir Elçi 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbekir Dört Ayaklı Minare önünde basın toplantısı sırasında güvenlik güçlerince şehit edildi.
* HEP Antalya yönetim kurulu üyesi Diş Doktoru İdris Çelik 1 Aralık 1992 tarihinde Antalya’da silahlı saldırı sonucu şehit oldu.
* ARGK komutanlarından Dersim eyalet komutanı Erdal Gedik 1 Aralık 1994 tarihinde Dersim Kutu Deresi’nde şehit oldu.
* 3 Aralık 1994 tarihinde Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kadırga’daki merkezi Kontrgerilla tarafından havaya uçuruldu. Gazete çalışanı Ersin Yıldız şehit düştü.