Qendîl’de ‘Türk bayrağını dalgalandıracağız’ söylemleriyle seçim sürecinde yeni bir ivme yaratmaya çalışan R. T. Erdoğan yeniden iktidara geldi. ‘Qendîl’e istediğimiz zaman girebiliriz’ diyen iktidarın Qendîl propagandası acaba sadece seçimlerle mi ilgiliydi? En azından benim seçim öncesinde görüştüğüm Qendîl’de yaşayan köylüler bunun böyle olmadığını ısrarla söylüyorlardı. Israrla diyorum, çünkü bu konuda bölgede hareketli olan PKK gerillaları ile bu analizleri yoğunca tartışıyorlardı. Türk devletinin, hele ki AKP iktidarı oluştuktan sonra pek de kısa vadeli politikalar üretmediğini ifade ediyorlardı. Uzun vadeli politikalar ürettiği, bunun da temelinin RTE iktidarının devamlılığını sağlamak olduğunu dile getiriyorlardı.
Siyasal öngörüleri oldukça güçlü olan Qendîl köylüleri sadece güncel siyaseti yorumlamıyorlar. Yılların büyük birikimini taşıyan Qendîl köylüleri, sadece PKK tarihini değil, Kürdistan tarihindeki tüm partilere mekanlık ettikleri için önemli bir tarihi ve politik birikime sahipler. Dolayısıyla Qendîl köylüleri denildiğinde köylülük kavramını sıradan haliyle pek anlamamak gerekiyor. Qendîl; Komala’dan Kürdistan Komünist Partisine, Yekitiya Niştîman’dan PDK’ye, İrani partilerden İslami partilere kadar Kürt siyasal hareketlerine kucak açmış bir mekan. Bu mekanı sadece PKK ile sınırlandırmak da pek de yeterli olmayacaktır. Belki bu başka bir yazının konusudur. Ancak Qendîl’in tüm koyaklarında, vadilerinde, uçurumlarında, köylerinde, yaylalarında Kürt siyasal tarihinin izlerini görmek mümkün. Bu nedenle de gerilla hangi köylünün evine, kıl çadırına, bahçesine gidip bir iki sohbet etse konu hemen siyaset olur.
Kürdün savunmasından, işgal altındaki toprakların nasıl kurtulacağına kadar büyük siyasal tartışmalar yürür oralarda. Tartıştığınız, sohbet ettiğiniz kişi kaç yaşında olursa olsun önemli bir birikime sahiptir. Hele ki yaşları 45 ya da 50’nin üzerine çıkmışsa o zaman Mele Mustafa’dan, Noşirwan’dan vb. isimlerden bahsedilir, İran’ın BAAS sisteminin yönelimlerine karşı atılan taktik adımlardan bahsedilir. Eğer tartıştığınız kişinin yaşı 55 ve üzeriyse artık örnekler daha da gerilere gider, Mahmud Berzencî ve İngiliz politikaları tartışılmaya başlanır. Kaniya Cengî hikayelerini dinlemeye başlarsınız. Hikaye diyorum ama bunların hepsi önemli dersler içeren hikayelerdir. Son noktayı koyduklarında ise size söyleyecekleri temel şey "Kürdün dağdan başka dostu yoktur" nasihatıdır. Bu Kürde verecekleri en önemli uyarı da olmuş oluyor.
Qendîl köylüleriyle PKK gerillalarının ilişkilerini Medya Haber için yaptığım programlara gittiğim zaman daha yakından gördüm. PKK gerillaları köylülere büyük bir saygı gösterip söylediklerini dikkatle dinlerken, köylüler de PKK gerillalarına minnet ve teveccüh ile yaklaşıyorlardı. Eskiden PDK ve Türk devletinin bir özel savaş politikası olarak işlettiği 'PKK Kuzey örgütüdür ve burada bir misafirdir' algısı tamamen kırılmış. PKK bir Kürt partisidir, Kürdistanî’dir, Kürtlerin önemli bir siyasi hareketi olmakla birlikte Kürtlerin toplumsal yaşamında olumlu anlamda da değişiklik yaratabilen bir güç olarak görülüyor.
Qendîl’de gazetecilik yaptığım süreçte en şaşırdığım şeylerden birisi de kimi köylülerin farklı partilerden olsalarda PKK’ye büyük bir güven duymalarıydı. PKK’nin yaptığı siyasi ve askeri hamleleri özgüce dayalı görüyorlar. "PKK bir karar aldıysa bildiği bir şey var" diyorlardı. PKK’nin yaptığı siyasal değerlendirmeleri yakından takip ediyorlar ve siyaseti onlar üzerinden yorumluyorlardı.
Birkaç örnekle izah etmeye çalışayım. Efrîn işgal sürecinin daha başlangıcıydı, bir grup gerilla beni çalışma yapacağımız noktaya götüreceklerdi. Yaşlı bir çiftin çayını içmek üzere çok kısa bir süre bir evin bahçesinde konakladık. Mam Xıdır isimli yaşlı amca bir buçuk aydır devam eden Berxwedana Serdemê direnişini büyük bir coşkuyla anlatıyordu. Bu kadar zamandır orada Kürtler başta Türk devleti olmak üzere tüm NATO güçleri ve Rusya’ya karşı savaşıyorlar. Bunun önemli bir irade olduğunu söylerken şunu da ekliyordu: "Asla egemen güçlere güvenmeyelim, Mahabad halen yanıbaşımızdadır." Tabii yaptığı değerlendirme oldukça önemli siyasal tarih yorumuydu. Rusların Türk devletiyle girdiği ilişkiler, Kürtlere dönük yaklaşımları bir tarihsel bellek ve gerçek olarak gözler önüne seriyordu.
Her bir köylüyle tanıştığımda yeni bir siyaset meydanına atılıyormuşum gibi hissediyordum. Gerillalarla yoğun bir tartışma içerisine giriyorlardı. Onlarla tartıştıkça siyasette önemli bir aktör olduklarını da hissediyorlar. Qendîl köylüleri tabi bu avantajlarını şehirdeki akrabaları ile paylaşırken önemli bir statü edinmiş insanların ruh dünyası ile paylaşıyorlar. Çünkü onlar ulaşılmaz dağların doruklarındaki gerillalar yani Ortadoğu’nun güçlü savaşçıları, siyasetçileri, diplomatları ile birlikte önemli tartışmalar yürütüyorlar. Bu Güney Kürdistan’da güçlü bir kanı. PKK gerillaları bölgenin önemli bir siyasi aktörü, onlarla görüşlerini paylaşmak herhangi bir parlamenter ile siyasal atakları tartışmaktan daha öte bir durum. Görüşleri mutlaka bir yere tekabül eder diye düşünüyorlar.
Türk devletinin yaptığı seçim öncesi onların görüşleri önemli diye düşünmüş; birkaç kişiyle konuşmuştum. Verdikleri yanıtlar, seçim günü yaratılan simülasyonlara da yansıdı. İlginçtir birçok akademisyenden daha iyi yanıtlar veriyorlardı.
Benim için en önemli görüş Mam Xıdır’ın görüşleriydi. Mam Xıdır eski bir peşmerge. Savaşın siyasete, siyasetin savaşa yansımasını iyi okuyan birisi. Birde yaşının verdiği, gördüğü geçirdiği tecrübeler var. "Seçim sonuçları ne olur, Qendîl’e operasyon gündemde, Türkler ne yapar?" diye sordum. Yanıtlar ilginizi çekecektir: "Birincisi egemenlerin Erdoğan ile işleri henüz bitmedi. Bu nedenle yeniden iktidara gelecektir. Daha onların Suriye’yle İran ile girişecekleri hesaplar var. Dolayısıyla seçimlerden çıkacak sonuç Erdoğan lehine olacaktır. Ha eğer Qendîl operasyonunu soruyorsan, Qendîl’e operasyon sadece seçimle ilgili değil, Qendîl operasyonu tabi ki Kürdün iradesini en güçlü ve yıkılmaz biçimde savunan PKK’ye yönelik yapılmak isteniyor. Kürdün iradesini kırmak istiyorlar. Güneyli güçler öyle ya da böyle parçalı, teslim alınmış ya da sesleri kısılmış. Sesi güçlü çıkan ve dört parçada da etkili olan PKK. Esas bitirilmesi gereken PKK, bir de Amerika’nın kullanımına açık değil. Bunlar Kürt düşmanı Türk devleti için güçlü gerekçeler ama yetmez. Bunların da ötesinde yeni Osmanlı hayalleriyle yanıp kavrulan Erdoğan’ın gözü Musul’da, Kerkük’te. O hayallerin gerçekleşmesi için PKK’nin bitirilmesi lazım. Yani mesele egemenlerin ortaklaştığı yerde. Bunun için Esragiyan maalesef seçimden Erdoğan birinci çıkacak."
Evet Mam Xıdır’ın söyledikleri bunlardı. Sonradan öğrendim ki Mam Xıdır daha o köylerde kimse PKK ile ilişki kurmazken o ilişkileniyormuş. Bundan dolayı da PKK’nin Türkiye’deki siyasi tecrübelerinden önemli bir kazanım elde etmiş. O da güney siyasetini PKK gerillaları ile paylaşıyor. Kürdün ortaklaşması da böyle işte. "PKK varsa herşey var. Yoksa Kürt ezilecek ve yok edilecektir", diyor Mam Xıdır.
Şimdi de Mam Resul’un anlattıklarına geçeyim.
Mam Xıdır ile sohbetimizin üzerinden çok zaman geçmemişti ki yine Qendîl vadilerine yol alıyorduk. Bir grup gerilla bizi çalışma yürüteceğimiz yere götürüyordu. Yolda Mam Resul ile tanıştık. Mam Resul’a güneyin siyasetini soruyoruz, o da "Güney Kürdistan hükümeti kurulduğu günden bu yana Amerika ile göbekten bağlı" diye söze başlıyor. Mam Resul, Amerika’nın güney hükümetini ve halkını her an Türk devletinin ağzına atacağı bir lokma gibi ele aldığını tarihsel veriler ile gerillalara anlatıyordu. Gerilla ise kendi görüşlerini de üzerine ekleyerek köylü diye bildiğimiz oldukça derin siyasal yorumcularla önemli tartışmalar yürütüyordu. Orada da gördüm ki Güney Kürdistan halkı, özellikle de Qendîl köylüleri öyle sıradan köylüler değildi. Tarihsel toplumun birikimini oldukça iyi yoğuran güçlü insanlardı.
Qendîl köyleri, dağları, taşları, zozanları, vadileri büyük savaşlara tanıklık etmiş. İran-Irak savaşına, peşmergenin Baas rejimi ile olan savaşına, Enfal’e, PDK-PKK, PKK-Yekitî savaşına tanıklık eden köylüler doğru ve yanlış siyasetin neye tekabül ettiğini yaşayarak öğrenmişler. Bunları PKK ile de paylaşıyorlar. PKK de köylülerle oldukça yakından ilgilenerek siyasal, toplumsal, sosyal ilişki içerisinde. Dolayısıyla oldukça iç içe geçmiş bir ilişki var. Tabii ki böyle bir ilişkinin oluşması normal; o köylülerin bir çoğunun çocukları, torunları PKK gerillası. PKK bir Kürt örgütü olarak mücadele yürütüyor. Köylüler kendi deneyimlerini ve tecrübelerini kendi çocuklarıyla paylaşıyor. Çocukları da güncel ve tarihsel tecrübelerini, askeri ve siyasi tecrübelerini kendi aileleriyle paylaşıyorlar. Benim gördüğüm, tanıklık ettiğim ilişkiler böyle bir minvalde ilerliyordu. Öyle Neçirvan Berzani’nin ifade ettiği gibi PKK bir işgalci değil, bir Kürt örgütü olarak görülüyor. Ve en önemlisi de Qendîl köylüleri kendi çocuklarına oldukça güveniyorlar. Bizi koruyacak ve savunacaklar “Ev keç û kuren aza* ne” diyorlar.
Yılların büyük birikimini taşıyan Qendîl köylüleri, sadece PKK tarihini değil, Kürdistan tarihindeki tüm partilere mekanlık ettikleri için önemli bir tarihi ve politik birikime sahipler. Dolayısıyla Qendîl köylüleri denildiğinde köylülük kavramını sıradan haliyle pek anlamamak gerekiyor.