Kadın eşitliği (farklılığı içinde) ve özgürlüğünün temel kıstas olduğu demokratik toplumun inşasında tümü iç içe yaşayan bu zengin kültürel özellikler muazzam bir potansiyel ihtiva etmektedir. Dolayısıyla demokratik modernite paradigması altında demokratik ulus ve ekolojik-ekonomik toplum olmaya en müsait koşulları sunmaktadır. Kürdistan Demokratik Konfederasyonu projesi daha şimdiden uygulanma şansına sahiptir. Kapitalist hegemonyayla bağlantılı ulus-devlet uygulamaları, toplum için taşıdıkları olumsuzluk nedeniyle gelişme şansına dün olduğu gibi bugün ve yarın da sahip değildir. Ancak demokratik dönüşümle sınırlı bir şansa sahip olabilirler.
Kürdistan’ı, sayılan tüm özelliklerini esas alan siyasal demokratik oluşumlarla ekonomik ve ekolojik komünlerden oluşmuş bir demokratik konfederasyon olarak geliştirmek tarihi öneme sahiptir. Çoklu ulusal kimliklere dayalı demokratik ulus inşası, ulus-devlet çıkmazına karşı ideal bir çözümdür. Ortadoğu’nun tüm ulusal, azınlıksal, sorunları için çözüm modeli olabilir. Komşu ulusları bu modele çekmek Ortadoğu’nun kaderini değiştirecek ve demokratik modernitenin alternatif oluşturma şansını güçlendirecektir.
Tarih, Kürdistan’ı ve Kürtleri öyle bir konuma getirmiştir ki, kendilerinin özgürlüğünü, eşitliğini ve demokratikliğini bölgenin ve halkların özgürlüğü, eşitliği ve demokratikliğiyle kader birliği yapmaya zorlamıştır.
Fars veya İran ulusal toplumundaki sorunlar tarihsel uygarlıklardan ve son iki yüz yılın kapitalist modernite girişimlerinden kaynaklanmaktadır. Sümer rahip ideolojisinin üç türevinden de etkilenmiş bir uygarlık geleneği vardır. Zerdüşt ve Mitra geleneği orijinal kimliği oluşturmalarına karşın, İslam türeviyle etkisizleştirilmişlerdir. Üçlü türevin (Musevilik, İsevilik ve Muhammedilik) ve Grek felsefesi ekolünün bir sentezi olarak ortaya çıkan Manicilik, resmi uygarlık ideolojisi karşısında etkili olamamıştır. Daha doğrusu isyancı geleneği beslemekten öteye gidememiştir. İslami geleneği Şia mezhebine dönüştürerek son dönem uygarlık ideolojisi olarak uyarlamıştır. Günümüzde de kapitalist modernitenin unsurlarını Şia süzgecinden geçirerek (Çin Konfüçyüzminin modernist biçimi olarak) modernleşmeye çabalamaktadır.
İran toplumu hem etnik, hem dini açıdan çok kimlikli nitelikler itibariyle zengin bir kültüre sahiptir. Ortadoğu’nun tüm ulusal ve dinsel kimliklerine ev sahipliği yapmaktadır. Çoklu kimlikleri tek başına soycu veya dinci ideolojik hegemonyalarla bir arada tutmakta zorlanmaktadır. Çok ince bir tarzda dinci ve soycu bir milliyetçilik biçimi uygulamaktadır. Öte yandan kapitalist moderniteyi uyguladığı halde anti-modernist propagandaya da işine geldiğinde başvurmaktan geri durmamaktadır. Devrimci ve demokratik gelişimleri geleneksel uygarlık kültürü içinde eritmekte ustalaşmıştır. Despotik bir rejimin ustaca uygulanması söz konusudur. Ortadoğu’nun bünyesi çelişkili en gergin devlet ve toplumların başında gelmektedir. Petrol kaynakları gerginlikleri kısmen yumuşatmaya yol açsa da İran ulus-devletçiliğinin varlığı, dağılmaya en müsait konumda yaşamaktadır. Bunda kapitalist modernitenin baş aktörleri ABD-AB hegemonyacılığıyla yaşadığı uyumsuzluklar da oldukça etkilidir.
İran toplumsal sorunlarında demokratik modernite kuramı yetkince uygulandığında önemli çözümleyici sonuçlara yol açabilir. Tüm merkeziyetçi çabalarına rağmen alttan altta adeta bir federal İran da yaşanmaktadır. Demokratik uygarlık unsurlarıyla federalist unsurlar (Azeriler, Kürtler, Araplar, Beluciler, Türkmenler) buluştuğunda İran Demokratik Konfederasyon projesi anlam kazanabilir. Ve rahatlıkla çekim merkezi olabilir. Kadın özgürlük hareketi ve komünal geleneklerin de bu proje kapsamında önemli rolleri olacaktır. İran’ın geleceği ve Ortadoğu’daki tarihsel rolünü yeniden kazanması ancak demokratik modernite unsurlarıyla (demokratik, ekonomik ve ekolojik toplum) bütünleşmesi ve çıkış yapmasıyla mümkündür. İran ulusal toplumunun potansiyeli bunun için yeterince güçlü olduğu gibi İran Demokratik Ulus gerçeği de bunu gerektirmektedir.
Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü kitabından alınmıştır.
Ortadoğu toplumunda olası çözüm yolları
Kürdistan coğrafyası azınlık da olsalar özellikle yakın geçmişte başta Ermeni ve Süryaniler olmak üzere başka halkların da anayurdu konumundadır. Çok sayıda Arap, Acem ve Türk uzantılar da yerleşiktir. Din ve mezhep yönünden çokluğu yaşamaktadır. Aşiret ve kabile kültürlerinin hala güçlü izleri bulunmaktadır. Kent kültürü fazla gelişmiş değildir. Tüm bu özellikler Kürdistan coğrafyasında demokratik siyasi oluşumlara büyük şans tanımaktadır. Tarım-Su-Enerji alanında komünal birlikler için hem idealdir hem de zorunluluk arz etmektedir. Ahlaki ve politik toplumun gelişme koşulları da son derece elverişlidir. Ayrıca ana tanrıça kültürünün ilk önce ve en güçlü biçimde yaşandığı coğrafyadır. Star, İştar, İnnanna tanrıça adıyla tüm Ortadoğu’ya ve dünyaya yayılabilmiş bir kültürün de ana zeminidir. Kadın, üzerindeki tüm bitirilme çabalarına karşın halen en cesur direnişçi ve onurlu yaşam örneklerini sunabilecek potansiyele sahiptir. Tüm çabalara rağmen cinsiyetçi toplum ideolojisi diğer komşu toplumlardaki kadar kurumlaşmış değildir.