
ABD’nin Süleymani suikastı, Ortadoğu’da bulunan güçleri “bölgesel” bir savaşın eşiğine taşıdı. İran’ın ABD’ye misillemesinin “ölçülü” olması, ABD’nin de bu “intikam” saldırısından hasarsız çıkması ve Trump’ın ılımlı açıklaması tansiyonu düşürdü. Ancak gerilim artarak devam ediyor.
İran’ın füze saldırılarına karşı daha fazla “ekonomik yaptırım” kararı alan ABD, İran’daki iç muhalefete de oynayarak İran Rejimini zayıflatma “stratejisini” izlemeyi tercih etti. ABD’nin bu yaklaşımı “şimdilik” gerilimi görece azaltırken, bölgedeki gelişmeler ve Libya gibi yeni sorun alanları öne çıkmış durumda.
Ukrayna uçağının “yanlışlıkla” vurulması, Süleymani suikastı ile “birleşen” İran toplumunu yeniden “sokağa” döktü. Bu gelişmeler üzerine İran dikkatleri yeniden “içeriye” çevirmek zorunda kaldı. ABD’nin uyguladığı ağırlaştırılmış ekonomik yaptırımlar İran’da krizi derinleştirirken, içeride toplumsal “huzursuzluk” hali de artıyor. Gerilen toplum, “çözüm” beklerken, baskı ve şiddetle karşılaşması, İran halklarının gündeminin farklı olduğunu da ortaya koyuyor.
İran’ın Ortadoğu’daki “geniş” etkisini kırmak için ABD, “İran’ın kollarını kesme stratejisi” izlerken, İran’da ABD’yi Ortadoğu’dan çıkarmak için “ABD’nin ayaklarını kesme” stratejisi izlediğini ilan etti. Buna uygun olarak İran, Irak üzerindeki “nüfuzunu” kullanarak ABD’nin bu ülkeden derhal çekilmesi yönünde Irak Parlamentosu karar aldı. ABD’nin bu “çekilme” çağrısına yanıtı; ABD askeri güçlerinin Irak’ta “kalacağı” yönünde oldu.
Bu koşullarda İran’ın Ortadoğu’da, Yemen’den Lübnan’a kadar olan geniş bir coğrafyada “etkisini” dürdürmesi, bu coğrafyadaki “etkinliklerinin” niteliğine bağlı. İran’ın “Şii Dünyasındaki” etkisi, içteki ekonomik kriz ve toplumsal muhalefetin başkaldırıları nedeni ile “içe” çekilebilir. 1979 İran Devrimi ile “bölgesel” güç olma stratejisi izleyen İran, bölgedeki tüm Şiilerin “hamisi” rolünde üstlendi. Ancak, İran’daki “iç” gelişmeler bu misyonu zayıflatabilir. ABD, İran’a karşı sürdürdüğü “geriletme-kollarını kesme” stratejisini önümüzdeki dönemde sürdürecektir. Ekonomik yaptırımların “yıkıcı” etkisi, İran toplumsal muhalefetinin “içeriden” desteklenmesi, ABD için daha “kolay” ve daha az “maliyetli” olacaktır.
Ortadoğu’da ABD-İran çekişmesi, dünya siyasetini de etkileyen ve özellikle bölge ülkelerinde “çalkantılara” yol açacak bir etkiye sahip. Irak üzerindeki ABD-İran “güç” çekişmesi, ABD aleyhine kimi gelişmelere yol açacak nitelikte. Irak Parlamentosundaki, ABD güçlerinin Iraktan çıkmasını talep eden son kararı, gelecekteki kimi gelişmeler için “ipucu” veriyor. Kürtlerin bu oylamaya “katılmaması” İran’ı ve Bağdat yönetimini oldukça kızdırdı. Şii cephesinden Kürtlere dönük gösterilen “tepki” ve İran’dan Hewlêr’e atılan füzeler, mesaj niteliğinde. Hewlêr-Bağdat hattında “gerilimin” varlığı biliniyordu. Kürtlerin “diyalog ve çözüm” konusundaki çabaları, şimdi bir belirsiz süreçle karşı karşıya. Kürdistan Bölgesel Hükümetinin Anayasal Statüsü ve kazanımları, Bağdat’ta tartışma konusu yapılırsa, Irak’ı bir arada tutmak da o kadar zor olacaktır.
İran, bundan sonra, ABD hedeflerini “doğrudan” vurmaktan kaçınacak, geniş bir coğrafyada konuşlanan “vekâlet güçleri” aracılığı ile ABD’ye karşı hamlelerini yapabilir. İran ABD’ye karşı bir savaşı göze alamadı. Böyle bir savaşın sonuçları İran açısından “yıkıcı” olurdu. Aynı şekilde ABD’de İran’la bir savaş başlatmaya hazır değildi. İran’ın misillemesini “ölçülü” tutması kontrolden çıkabilecek bir savaşı önlediği gibi, kendi “iç” kamuoyuna da ABD’ye kafa tutan “duruşundan” geri adım atmadığının da mesajını vermiş oldu.