Eski
rejimin sahiplerini sistemin içinde tutmak değişim süreçlerinin en zor
konusudur. Buna bir de bölge ülkelerinin hamleleri eklenince kaos
kaçınılmaz hale gelir. Türkiye’nin himayesindeki Tarik Haşimi’nin IŞİD
ile ilgili olumlayıcı değerlendirmeleri, eski BAAS komutanlarının bir
bir IŞİD saflarına katılması, durumun analizine ışık tutan önemli
sinyallerdir.
Türkiye’nin Suriye politikasını “Esad gitsin de ne
olursa olsun ile Kürtler yeni bir statüye kavuşmasın” yaklaşımlarının
üzerine oturtması, IŞİD gibi yapılara destek olma ya da en azından göz
yumma stratejisini beraberinde getirmiştir. Türkiye’nin müttefiklerinin
uyarı ve tepkileri üzerine cami avlusuna bırakılamayacak ilişkilere
sahip bu tür örgütlerin tehdit-pazarlık tarzı elbette kendine özgüdür.
Başbakan’ın Reyhanlı olayında sergilediği ısrarlı tutum, aslında bugün
konsolosluk baskınında devam eden yakıştıramama ve hayal kırıklığının
psikolojik arka planını yansıtmaktadır.
Bu süreç, ister bölgenin
Afganistan ya da Lübnan’a benzemesi sonucunu doğursun isterse fiilen
etnik ve mezhepsel yeni sınırların çizilmesini beraberinde getirsin
Türkiye’yi zor duruma sokacaktır. İran’ın Körfez ülkeleri ile kavgasını
Irak ve Suriye topraklarında vermesi kaçınılmaz bir durumsa, Türkiye’nin
kendine “ehven-i şer” komşu aramaktan başka yapabileceği çok şey
kalmaz. Kürtlerle ya da İslam devleti ile komşu olmak arasında sıkışan
bir Türkiye’nin iç politikada atması gereken acil adımlar, daha fazla
ötelenemez hale gelecektir.
Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığından vaz
geçirecek düzeye ulaşır mı bu sıkışma bir iki hafta içinde göreceğiz.
Siyasal sıkışma ve toplumsal kırılmaları aşmanın araçlarından birisi
olan seçimler yeni bir denge ve uzlaşma sağladığı ölçüde işlevsel olur.
Sadece gücünü pekiştirme ve elini rahatlatma niyetiyle yapılmış bile
olsa, görece bir dinginlik sağlayacak olan seçim mekanizmasının parti
içi dengeleri de yeniden şekillendireceği açıktır.
Üç dönem krizi
nedeniyle tüzüğünü değiştiremediği için partili cumhurbaşkanına uygun
anayasa yapmak zorunda kalan bir ülke olmak, demokrasi tarihine geçecek
bir örnek durumdur.
Erdoğan’ın başbakanlıkta kalması dışında,
cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçim arasındaki süreyi koruma imkanı
kalmayacaktır. Acil mini anayasa paketi içinse ya mevcut parlamentoda
ittifak aramak ya da anayasa değiştirecek sayıyı bulmak için sandığa
gitme riskini göze almak gerekir.
Ortadoğu’da büyük devlet hayalleri
kurarken Irak Şam İslam Devleti’ne çarpmak biraz garip bir kader olsa
gerek. Bu krizden sınırları büyüterek çıkabilmenin tek yolu Kürtlerle
kurulacak ilişkiden geçiyor ve bu ilişki bir çocuğun bayrak direğine
tırmanması ile imkansızlaşabiliyorsa vay Türkiye’nin haline.