Kürtler açısından kara bir gün olan 9 Ekim komplosunun 21. yıldönümünde, sömürgeci faşist Türk Devletinin Rojava’ya yönelik başlattığı işgal harekatı dünya gündemindedir. Böyle bir işgal saldırısı hakkında çok çeşitli açıklamalar ve yorumlar yapılmaktadır. Bütün dünyanın ortaklaştığı konu; bu işgal saldırısının haksız, hukuksuz ve ahlaksız olduğu yönündedir. Türkiye’nin söylemleri üzerinden konuya yaklaşmanın fazla bir anlamı da yoktur. Faşist Diktatör Erdoğan’ın ileri sürdüğü gerekçeler zaten yalandan ibaret olduğunu ve yalanlardan bir algı yarattığı konusunda hemen herkes hemfikirdir. İki yüzlü, sahtekarca davranarak, zorbalıkla işi bu kerteye getirerek, Kürt soykırımını gerçekleştirmek için kılıf uydurduğunu ispatlamış oldu. Bu işgalin gerekçesi her ne olursa olsun, bütün dünya insanlığının karşı çıktığı bir işgal hareketidir. ABD kamuoyu, temsilciler meclisi, senatosu, Pentagonu, AB ülkelerinin çoğu, Avrupa Parlamentosu, Arap Birliği ülkelerin ezici çoğunluğu, bölge ülkeleri, Kürt partileri ve dört parça Kürdistan halkı bu soykırım girişimini kınamakta ve karşı olduğunu deklere etmiş durumdadırlar.

Elbette gösterilen tutum ve refleksler olumlu olmakla birlikte yetersizdir. Bu barbar gücü durdurmak için pratik adımların atılması ve yaptırımların gecikmeden devreye sokulması gerekir. Rojava halkının mücadelesi insanlığa mal olmuş bir mücadeledir. Başta bölge halkları olmak üzere birçok ülkenin ulusal güvenliğini tehdit eden DAİŞ çetelerine karşı savaşarak 10 bin’den fazla şehit vermiş, bu konuda çok ağır bedeller ödemiş bir halkın varlığına saldırı yapılmaktadır. DAİŞ çeteleri, Türk devletinin koruma kalkanı altında Rojava halkına saldırmaktadır. Akli melekelerini yitirmiş, tükürdüklerini yalamayı adet edinmiş, güvenilmezlikleri tescillenmiş Erdoğan ve Tramp ikilisi ahlaksız ve çirkin politikalarına Kürtleri kurban etmektedirler.

ABD Başkanı ‘DAİŞ çeteleri artık Türkiye’nin sorumluluğundadır’ gibi aptalca bir laf etmesi, tüm insanlık için risk oluşturmaktır. Türk devleti, eskiden gizli yapmaya çalıştığı DAİŞ destekçiliğini artık resmi üstlenmiş olması demek, dünya ülkelerinin tahayyül edemeyecekleri kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar. Faşist Erdoğan, elindeki her argümanı tehdit aracı olarak kullanmaktadır. Özelikle de ‘kapıları açarım’ demekle Avrupa’yı mültecilerle tehdit ettiği dikkate alındığında, yarın himayesine alacağı silahlı DAİŞ çeteleri ile herkesi tehdit edeceğini şimdiden bilinmesi gerekir.

Suriye iç savaşında en güvenlikli bölge olarak bilinen ve günümüze kadar istikrarlı bir şekilde ayakta durmayı başarmış tek alan Rojava’dır. Farklılıklarıyla bir arada yaşama kültürünü benimsemiş, öz savunmalarını ve öz yönetimlerini oluşturmuş Rojava halklarına karşı, kin ve nefret üreterek, ‘terör koridoru’ diyerek, aslında TC kendi eliyle bir terör koridoru oluşturmak istiyor. İdlib’deki terör üssüne benzer ikinci bir terör üssünü de Rojava’da kurmak istiyor. Türk devleti, himayesine alacağı DAİŞ vb terörist çetelerle birlikte, bölge halkları başta olmak üzere dünya insanlığı için büyük bir tehlike haline gelecektir. Türkiye ve etki alanları, bir zamanın Afganistan’ı gibi küresel çapta etkili olacak İslami terör örgütlerinin odaklanacağı bir zemin olacaktır. Daha şimdiden Suriye Milli Ordusu veya Özgür Suriye Ordusu adı altında on binlerce çeteyi seferber ederek Rojava üzerine salmaktadır.

Başkan Apo’nun 9 Ekim’de Suriye’den çıkmasıyla başlayan süreç komplonun 21. yılında, Suriye’nin tasfiyesine kadar getirdiler. Suriye’yi bu hale getirenlerin başında ise BOP eş başkanlığını üstlenen, saldırgan politikalarıyla Ortadoğu’da  kendisine alan açmaya çalışan, Ortadoğu’nun saldırgan pitbull’u olan Erdoğan’dan başkası değildir. Kendi ifadeleriyle defalarca BOP eş başkanlığını teyit ederek, Diyarbakır’ı BOP’un merkezi haline getireceğini söyleyen de Faşist Erdoğan’dır. Diktatör bozuntusu Erdoğan BOP’u nasıl hayata geçirecekti acaba? BOP’un hedeflediği tüm ülkelerin yıkımında Erdoğan’ın pay sahibi olduğu unutulmamalıdır. Arap baharının ilk yıllarında herkesten daha fazla Suriye’ye vurulmasını isteyen bu Ortadoğu pitbull’u şimdide ‘barış koridoru’ yalanı ile Rojava’yı tasfiye etmeye çalışıyor.

Rojava halkları DAİŞ’i yenmiş bir güçtür. Dışardan Rojava’yı işgal etmeye çalışan Faşist sömürgeci Türk devletine karşı her alanda meşru müdafaasını yaparak işgale karşı duracaktır. Bu savaşın sonucunu belirleyecek teknik üstünlük ve sayısal çoğunluk değil, iradedir, direniş ruhudur. Bu direniş ruhu ve irade, Rojava halklarında fazlasıyla mevcuttur.