Soykırım rejimine karşı toplumsal direniş açısından Karmati örneği yaşadığımız her yeri özgürlük alanına dönüştürmek için derslerle doludur.

Karmati hareketi 870’lerden başlayarak 1070’lere kadar, 200 yıla varan bir dönem içerisinde Ortadoğu’nun bütününe yayılmış olan en büyük toplumsal harekettir. 

Karmati ismi hakkında en yaygın kabul, Karmati hareketinin kurucusu olan Hamdan b. Eş’as Karmat’tan geldiğidir. 

Hareket mensuplarının bir birlerine Arapçada yoldaş, arkadaş anlamına gelen ‘Refiq’ hitabıyla seslenmeleri hareketin karakterine dair önemli bir veridir.


Öncü kadrolardaki 

çarpıcı nitelikler

Hamdan Karmat Küfe bölgesinin Baş daî’si olarak atandıktan sonra bölgede kendi öğretisini yaymak amacıyla üç kişilik bir ekip kurar. Bunlardan ilki hareketin “filozofu ve beyni” olarak tanınan Abdan olup nasıl bir düzen kurmak istediklerini anlatan Belagat-ül Safa (Kardeşliğin Hitabeti) adındaki yedi ciltten oluşan bir kitabı kaleme almıştır. 

Ekip içerisindeki ikinci isim olan El-Cenabi hareketin Hamdan Karmat’tan sonra gelen ikinci önderi düzeyindedir. Hareketin bir numaralı örgütleyicisi ve eylem adamı olarak tanınır. Tüm tarihçiler tarafından komünal toplum projesini hayata geçiren en cesur Karmati komutanı olarak tanıtılır.

Üçüncüsü ise Hamdan Karmat’ın öğrencisi olan Zikreveyh El-Dendani’dir. Daha çok İran topraklarında hareketi tanıtmak ve yaymak için görevlendirilmiş ve bu alanlarda çalışma yürütmüş propagandacı-örgütçü bir öncüdür.


Toplumcu karakter

Irak’tan Yemen, Mısır, Şam ve Afrika’daki halklara kadar direnen Ortadoğu halkları, baştanbaşa bu komünal halk örgütlenmesi etrafında şekil almıştır. 

Karmatiler muazzam toplumsal örgütlenmelerine dayanarak birçok kenti özgürleştirmişlerdir. İlk önce Bahreyn’in başkenti Hajr ve Arabistan’ın Lahsa şehirlerini fethetmişlerdir. Ardından Bahreyn’in büyük bölümüne hakim olup orada “Mümini’yye” şehrini inşa etmişler, Basra’da kısmen etkili olmuşlar, Bağdat’ın deniz yolunu kapatmışlar, etkilerini daha geniş alanlara yayıp Şam’a dek dayanmışlardır.

Günümüzdeki bazı tarihçi-yazarlar Karmatilerin devlet kurma ve diğerleri gibi egemen olma derdinde olduğunu iddia ederek özlerini görmezden gelmiştir. Bu bir çarpıtmadır. Çünkü Karmatilerin başarısı, devletçilikten ziyade toplumculuğu esas almalarından ileri geliyordu. Nitekim henüz ilk çıkışlarında bile farkları devletçiliğe tavır alışlarında görülmüştür: İsmaililiğin bir diğer kolu olan Fatımiler Mısır’da devlet kurunca onlara karşı kesin bir tavır almış ve kendi yollarını çizmişlerdir. 


Örgütlenme ve eğitimdeki 

yaratıcılık

Karmatilerin en çarpıcı özelliği şehir örgütlenmelerinde komün evlerini ve eğitimi esas almalarıdır. Örgütlenme ve eğitim sistemleri iç içe olup 9 aşamada kadrolarını yetiştirirler. İlk halk toplantısında gündem oluşturmadan sadece halkı dinlerler. İkinci toplantıda halkın gündem oluşturmasını sağlarlar. Üçüncüsünde öncü kadronun kendisi de gündem oluşturur. Böylece topluluğu tanıma fırsatını bulduğu için sonraki aşamalarda taraftar, milis ve kadro olabilecekleri tespit ederek farklı eğitim evlerine gönderirler. Son aşama derin felsefik tartışmalarla öncü kadronun yetiştiği aşamadır. 

Karmati Hareketi büyük bir gizlilik içinde üçlü komiteler şeklinde örgütlenmiştir. Arapça Cifr denilen rakamlarla şifreli yazışma, birden çok kod isim kullanma, sıkça yer değiştirme gibi yöntemlere başvurarak Abbasi yönelimlerine karşı tedbirler geliştirmişlerdir.

Kadrolarını sıkı bir disiplin içinde tutan harekette ortak yaşam ve ahlaki ilkeler her şeyden üstün tutulur. İnşa edilen toplumsallıkta kadın ve erkek eşittir, kadınların toplum içerisindeki etki düzeyleri hissedilir derecede artmıştır. Kadınlar her türlü toplumsal faaliyet içerisinde erkeklerle eşit düzeyde yer almış; çocukların eğitimine de özel önem verilmiştir.

Bu sistemde herkes gücü ve yeteneği oranında ekonomik çalışmaya katılır ve yine kazancı oranında ortak işlerin yürütülmesi için bir nevi vergi katkısında bulunurdu.

Karmatilerin demokratik uygarlık tarihine bıraktıkları en önemli miras da demokratik komünalite sistemi olmuştur. Bu sistem katı otoriter tarzda değil halkın demokratik katılımını esas alan meclis ve komün sistemiyle hayat bulduğu için egemenlerin saldırılarına karşı halkın katıldığı direnişleri geliştirebilmiştir. Bu nedenle Karmati kentleri “özgürlük kentleri” olarak anılmayı hak etmiştir.