Ava NEŞE KALP

2018 yılını geride bırakırken, adet olduğu üzere bir yıl sonu defter kapatma babında bir özet geçilir genelde. Bu özet halini tek cümle ile yazarsak, Kürtler için “2018 bir ateş yılıydı” demek doğru olur.

Gerçekten de tüm Kürdistan ve Kürtler ateş hattındaydı. Esas ateş ise Kürt gençleri başta olmak üzere, Kürt halkının tüm mücadele alanlarındaki direniş yeteneğiydi. Türklerin vahşet ve barbarlık metotlarıyla Avrupa’ya saldığı dehşet bugün hala Avrupa’nın kolektif bilinçaltındayken;

Topu-tankı, uçağı olan Suriye, Irak, Yunanistan tası tarağı toplayıp kaçma eğilimindeyken;

Hiçbir şeyi olmayan Kürt halkı, ayaklarında yarısı yırtılmış ucuz terlikleriyle, ellerindeki zafer işaretleri ve ağızlarındaki tililierle;

Açlıkla, yoklukla, eğitim olanaklarından mahrumiyetle;

Dillerinden, evlerinden, topraklarından, ülkelerinden; kurumlarından, şehirlerinden, kırlarından kovulmuş olarak;

Barbar ordu ve cihatçı çetelerle, üç ulus dört devletle;

Onların çeteleşmiş, mafyalaşmış iktidarlarıyla;

Bu mafya devletlerin açıklarından faydalanarak satın aldığı Kürt milislerle, işbirlikçi kişi ve örgütlerle;

Kürdistan’da özel örgütledikleri Hizbullah, Hüda-Par gibi dinci yerli cihatçı örgütlerle;

ÖSO, SADAT, JÖH, PÖH’lerle;

Türkiye’de milliyetçi-militarist, ırkçı ve dinci sivil faşist kitlelerle;

Devletin bütçesinin yarısının harcandığı yabancı silah teknolojisine kadar hepsiyle topyekûn mücadele eden görkemli 21.yy direnişçisi Kürt halkı hem ateş altındaydı hem de ateş hattındaydı.

TC ve onun çeteleşmiş iktidarı, ölüm ekonomisi ile işbirlikçi devletleri satın alarak Kürtlere karşı birleşmiş ve çeteleşmiş devletler koalisyonu ile geçici avantajlar elde etse de Kürt halkının direnişinin dünya halkları arasında umut yeşertmesine engel olamadı.

Eğer dünyanın süper gücü tarihinde ilk kez dış güvenlikten sorumlu en üst düzey yetkilisi istifa ediyorsa ve günlerce tüm medyada Kürtlere ihanet konuşuluyorsa; bu, Kürtlerle çalışan askeri diplomatlarla, komutanlar tarafından özellikle destekleniyorsa, bunun nedeni Kürtlerin sahadaki hem cesaretleri, ama daha çok adil, eşitlikçi, kapsayıcı ve şeffaflıklarından kaynaklanan politik tutumları nedeniyledir. ABD’nin, tarihi boyunca bu kadar ilkeli, açık ve cesur yerli bir güçle karşılaşmadığına emin olabiliriz. Bu, Kürtlerin bir halk olarak sahip olduğu adil ve çoğulcu kültürel güçlü kökleriyle de ilgilidir. Bu muhteşem kültür, doğru ve çağdaş bir politikayla harmanlanarak hem askeri hem de sivil alanda inşa edilen bir pratiğe yansıtılıyor. Bu hayranlık buradan gelmektedir.

Tam da buradan Kürtler gerçekten de Ortadoğu’da demokrasi inşa edebilecek belki de tek toplumudur. Bunun anlamı, kültürel olarak çok parçalı olması nedeniyle binlerce yıldır devletleşmede başarılı olamasa da ondan daha önemli başka bir çıktısı daha var: Parçalı yaşamın gündelik hayat içinde temel olduğu çoğulcu kolektif yaşam modeli. Daha önce de belirttiğim gibi Kürdistan çok dinli, çok dilli, çok etnili ve devletsiz bir yapı olarak binlerce yıldır varlığını sürdürmeyi bu çoğulcu kolektif yaşama kültürüne bağlıdır. Kürt kültürü derin ve güçlü fonksiyonunu büyük ölçüde bununla korumaktadır. Bu anlamda devletsiz ve dolayısıyla şanssız olarak nitelendirilse de bunun gibi başka mekanizmalara sahip ender toplum olarak başka şanslar da barındırmaktadır.

Tam da bu yüzden, bugün Rojava’da tohumu atılan demokratik toplum inşasını ancak ve ancak Kürtler bu coğrafyaya taşıyabilirler. Bu nedenledir ki orada yapılanlar, sadece oradaki Kürtleri değil, tüm dünyadaki Kürtleri ve Kürt dostlarını, Ortadoğu, Latin Amerika ve Afrika’nın yoksullarını heyecanlandırmaktadır. Rojava’da tecrübe edilen yaşamı boğmaya çalışsalar da bu adımın tüm dünya literatürüne girmesi yine de engellenemedi. Harıl harıl akademide tartışılmaya devam edilmektedir. Başarısız olması modelin ya da Kürtlerin başarısızlığı olmayacak, ancak ve ancak dünyadaki çeteleşmiş ve birleşmiş devletlerin saldırısı sonucu olacaktır.

Her ne kadar Trump ve Merkel, Erdoğan’a seçim öncesi yine bir hayat öpücüğü verseler de militarize edilmiş ve robotlaşmış toplama Türklük modeli hem Türkiye için, ama en çok da başta Avrupa olmak üzere tüm Dünya için IŞİD’in eski ve yeni versiyonu olan tehdittir. Bu tehdit yakın zamanda Avrupa’da kendini gösterecektir. Bu durum, Erdoğan’a rüşvet vererek de çözülemeyecektir. Zira neo-Osmanlıcılar ve seküler ırkçı-Turancılar hepsini isteyecektir. Ve onların hileleriyle sizin baş etmeniz o kadar da kolay olmayacaktır. Bizden uyarması…

2019 ‘un mafyatik iktidar çetesinin sonu olması dileğiyle.

Ser sala we pîroz be!

Happy New Year!