
DAİŞ çetelerinin saldırısı sonucu topraklarını terk etmek zorunda kalan Kobanê ve Şengalli ailelerin yerleştikleri bölgelerdeki yaşamları belgeselle anlatıldı. Aynı zamanda arşiv çalışması olarak hazırlanan belgesel, Kürtçe, Türkçe, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Almanca olmak üzere 6 dilde hazırlandı.
DAİŞ çetelerinin Rojava, Kobanê ve Şengal’e dönük saldırıları sonucu yurtlarını terk etmek zorunda kalanlar; Mêrdîn, Amed, Şirnex, Pirsus, Wêranşar gibi şehirlere yerleşmelerinin ardından ‘ortak bir yaşam alanı’ oluşturuldu. Kobanê ve Şengalli ailelerin buradaki yaşamları “Kobanê ve Şengal ortak yaşam alanı” adlı belgesele çekildi. Belgeseli hazırlayanlardan DTK Basın Danışmanı Kerem Çelik, bu çalışmayı yapmaktaki amaçlarını anlatırken “Güney Kürdistan’da, Rojava’da çalışmalarda bulundum ve gördüğüm en büyük eksikliklerden biri arşiv çalışmalarının olmayışıydı. Çok büyük emek, zafer ve direniş ortadayken bunların arşivlenmemesinden kaynaklı gelecek kuşaklara aktarımının yapılmamasını bir eksiklik olarak gördüm” dedi.
Kerem, Halepçe’de yaşanan katliamda göç eden insanların yaşadıklarını belgeleyen bir fotoğrafçının bıraktığı arşiv sonucu katliamın etkisinin on yıllardır insan beyinlerinde durmasına neden olduğunu dile getirdi. “Yaşananların belgelenmesi gerektiğini düşünerek, oluşturduğumuz gönüllü ekiple çekim yapmaya karar verdik” diyen Kerem, birçok kişinin belgeselin bir parçası olduğunu belirtti.
Yüzyıllık trajedi
Yaşanan katliamın yüzyıllık bir trajedi olduğunu vurgulayan Kerem, “Belki bugün çok farkında olmadığımız ama 50 yıl sonra farkına varacağımız önemli bir noktaydı. Hatta bir annenin şöyle bir sözü vardı, ‘Keşke Halepçe gibi olsaydı da ölseydik’ bu bizde çok büyük bir duygu uyandırdı. Ölüm bile çok daha hafif kalırdı yaşadıkları olay karşısında” dedi. Kerem, bir IŞİD’li tarafından kızı kaçırılan annenin kızının öldürülmesini anlatımı ‘’bizi derinden etkiledi ve çekerken bizi çok zorladı’’ şeklinde konuştu.
‘Çocuklar çok etkiledi’
Çalışma sırasında birebir karşılaştıkları karşısında, hissettiklerini dile getiren Kerem, “Çocukların yaşadıkları beni çok etkiledi, ne yaşadıklarını bilmeden oyunlarına devam ediyorlar. Ayakkabısız çamurun içinde mutlu olabilen, geldikleri yerin ne olduğunu anlamayan, belki onlar için bir oyun olan bir süreçti. Yaşananlar burası için ikinci bir trajediye dönebilirdi, ancak verilen emekle bu duruma düşülmedi” dedi. Kürtlerin tarihinde bu tür örneklerin çok fazla olduğuna dikkat çeken Kerem, bu belgesel aracılığı ile devletten tek bir yardım alınmadan bölge halklarının yardımlaşarak birleştiklerine tanık olunacağını, söyledi.
6 dilli belgesel
Temel amacın belgesel yapımı olmadığına değinen Kerem, “Kamplarda yaşayan insanların bir elli yıl, yüzyıl sonra yaşadıkları hatırlandığında ortaya ileri düzeyde kaliteli bir görüntüyle, bu yaşlananların belgelenmesini amaçladık ve bunu başardık. 18 günlük bir çalışma yürütüldü. Bu çalışma esnasında yaptığımız çekimleri bir havuzda toplayarak, kurumlarımızla buluşturduk” diye konuştu. Kerem, yapılan arşiv çalışmasını Kürtçe, Türkçe, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Almanca olmak üzere 6 dile çevirdiklerini söyledi.
BERÎTAN ELYAKUT/JINHA/AMED