Her seçim sürecinde Kürtlerden oy devşirmek için “çözüm” yanlısı görünmeye çalışan AKP’nin gelinen aşamada çözümden yana samimiyetini ortaya koyan adımlar atması beklenmektedir. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın niyet beyanını ortaya koyduğu çağrıya AKP’nin şimdilik verdiği yanıt, seçime oynama ve bunun için HDP’yi hedef haline getirme dışında başka bir şey değildir. Bu tarihi sürece doğru yanıt vereceklerine dair kuşku ve güvensizlikleri artıracak yaklaşımlar yerine ellerine geçen yeni bir fırsat varken bunun kıymetini bilmeleri sadece AKP için değil tüm Türkiye için elzemdir. 

Bu fırsatı sunmuş olan Kürt Halk Önderi, neredeyse her görüşmede Paris cinayetleri aydınlatılmadan provakasyonların önlenemeyeceğini belirtmektedir. MİT içinden bir ekibin parmağının olabileceğine dikkat çekse de katliamdan direkt AKP ve MİT’i sorumlu tutmuyor fakat AKP bu kadar sorumlu davranmıyor. Örneğin cinayetle ilgili olarak AKP’nin elindeki bilgiler nelerdir, bunu kimse bilmiyor. Ellerinde hiç bilgi olmadığını iddia edemezler, en azından Efkan Ala’nın Oslo itiraflarından sonra bazı bilgilere sahip oldukları anlaşılmaktadır.

Oslo görüşmelerini sızdıranlarla Paris katliamını yapanlar arasında bir bağ olduğunu düşünmek yanlış değilse, Efkan Ala’nın açıklamalarından anlaşılmaktadır ki şimdi AKP’nin elinde Oslo ile ilgili yeni bilgiler bulunmaktadır ve bunlar açıklanırsa Paris katliamının perde arkası da aydınlanabilir.

Seçim mevzuatı gereği bakanlığını devreden Ala, Meclis kürsüsündeki son konuşmasında önemli bir itirafta bulundu. Oslo görüşmelerinin -MİT’i kastederek- devlet içinden sızdırıldığını açıkça belirtti. Oslo görüşmeleri kesildiğinden beri hükümet cephesinden gelen en ciddi itiraf budur.

Oslo görüşmelerinin sızdırılmasından bugüne dek PKK’yi sorumlu gösteren ve suçlayan AKP, o süreci bitirenin PKK olduğu algısını yaratmaya çalışıyordu. Kaldı ki Oslo görüşmelerinin sızdırılması nedeniyle süreç kesilmedi; buna rağmen devam edebilirdi fakat AKP çözümün yol haritasını red edip süreci bitirmişti. Buna rağmen Oslo konusunda hükümet bugüne dek PKK’yi suçlamıştı. Ala’nın itirafı ya şimdiye dek aleni ortaya atılmış bir AKP yalanını açığa çıkarmıştır ya da AKP’nin de bilmediği bir gerçeğin bugün açığa çıktığını göstermiştir. Hangisi doğru olursa olsun önemli olan, AKP’nin elindeki bilgileri açıklayıp açıklamayacağıdır.

Ala, MİT içine konumlanmış birilerinin bunu yaptığını iddia ederek AKP’yi aklamaya çalışsa da şüphelerin kalkması adına yeterince inandırıcılığı bulunmuyor. Çünkü sürecin başından beri çok net bir dille PKK’yi suçladılar hatta görüşmelere katılmış olan Kürt diplomat sayın Adem Uzun’u bu konuda hedef haline getirmeye çalıştılar. Oysa şimdi sızdırma devlet içinden yaşandı dedikleri halde olayın iç yüzünü anlatmıyorlar. Hatta sıradan bir olaymış gibi geçiştiriyorlar.

Diyelim ki Efkan Ala doğru söylüyor, Oslo görüşmelerini AKP değil paralel bir güç sızdırmış olsun.

MİT veya devlet içinde bir kanadın kontrol edilemez halde eylemlere girişmesi elbette olasılık dahilindedir. Geçmişte bunun örneklerine bolca rastlanmıştır. Fakat böyle olsa bile AKP’nin siyasi sorumluluğu ortadan kalkmaz.

Çünkü bağlantılı olarak; Paris’te üç Kürt siyasetçinin katledilmesinde kamuoyu nezdinde AKP-MİT izi ve şüphesi bulunmaktadır. 

Ala samimiyse, Oslo görüşmelerini sızdıranlarla bu cinayetleri işleyenlerin aynı ekipten olabileceğini bilir. Bu durumda AKP’nin töhmetten kurtulmasının tek yolu bu cinayetleri aydınlatmasıdır. 

Madem ki Oslo görüşmelerini sızdıranları tespit etmişsiniz, buyurun kimler olduğunu açıklayın ve hem Paris katliamının aydınlatılmasının yolunu hem de sürecin önünü açın! Kamuoyu da samimiyetinize inansın; algı yönetimiyle değil gerçek anlamda güveni hak edin!

AKP bunu yapmazsa tarih karşısında sadece Oslo görüşmelerinin sızdırılmasından değil Paris katliamından da sorumlu olacaktır.