Bir emekli boksör arkadaşım vardı.  Dayanıklıydı. Yaklaşık yirmi yıl ringlerde dövüştü. Biz onunla "milli gurur" duyardık. "En büyük boksör bizim Osman boksör" diye bağırırdık. Adı Osman Osmanoğluosman’dı. Beynelmilel maçlara da çıkmışlığı vardı. Aramızda konuşurken, "bir yumruğu var, Allah sizi inandırsın, top kadanasının nalı kadar, hani bir kodu mu oturtacak irilikte…“

Lakin bizim boksör biraz şansızdı. İlk gençliğindeki bir iki sayıyla galibiyeti ve rakip boksörün ayağının kayıp düşmesi sonucu burun kemiğini kırması üzerine elde ettiği teknik nakavt dışında galibiyeti yoktu.

Dedim ya, beynelmilel maçlarından birinde, tüysüz, sarı, sümsük bir İngilizle kapışmıştı. Çok büyük bir maç çıkartmıştı, gerçi her raundun sonunda bizimki yenik ilan edilmişti. Burnu yamulmuş, kaşı açılmıştı. Yine de her raundun sonunda "yıkılmadım ayaktayım, at sineği gibi uçarım, eşek arısı gibi sokarım" filan diye naralanmıştı, ama takdir-i ilahi işte. Elden ne gelir… Boş böğrüne yediği bir yumrukla sizlere ömür, vefat etmişti.

Ben ve arkadaşlarım çok uzun zamandır, bu "gelmiş geçmiş en büyük boksörümüzün" kazanmış olduğu bir maçın kutlamasını yapamayışımızın acısını çekiyorken, sağolsun ve hamdolsun Tayyip Bey bize ilham verdi.

Kut’ul Amare "zaferinin" ansızın akla gelmesi ve düğün dernek gibi 7 gün 7 gece bu zaferin kutlanması bizi harekete geçirdi.

"Osmanlı boksörümüzün", İngilizle yaptığı ve sizlere ömür olduğu o maçın filmini arşivden bulup çıkardık.

Ve…

Rahmetlinin, İngiliz’in şakağında patlayan yumruğunun yakın çekimde, İngilizin suratından terleri yağmur gibi fışkırttığı, avurdunu çökerttiği, ağzındaki dişliği fırlattığı, alçağın "I am mevta" diye hönkürdüğü görüntüyü ele geçirdik.

Bir sevindik, bir sevindik ki, sormayın.

Necip Türk milletinin boks tarihindeki bu emsalsiz "zaferi" gösteren görüntüyü 10 metreye 10 metre ebadında büyütüp, çerçevelettik ve Boks Federasyonumuzun Başkanına armağan ettik.

Başkan, bunun üzerine, her yıl "müteveffa Osman kardeşimizin" bu dillere destan zaferini Kut’ül Amare zaferiyle birlikte kutlama kararı verdi. Böylece Kut’ül Amare zaferini Tayyip Bey, Osman kardeşimizin zaferini de Binali Yıldırım bey her yıl kutlayacaklar.

Tayyip Bey’in danışmanları daha şimdiden bu "çifte kutlama" ile ilgili konuşma metnini yazmışlar. Bu metinde deniyormuş ki, "Bizim boks tarihimizin başlangıcı, milli boksörümüz Osman Osmanoğluosman’ın İngiliz boksörün şakağında patlayan ve Osmanlı Şamarı deyimini, bir üst mertebeye yükselten "Osmanlı Yumruğu" ile başlar; Osman Osmanoğluosman’ın maçın bitimine ve vefatına bir raund kala İngiliz boksöre karşı kazandığı bu zafer ile, Halil paşamızın Kut’ül Amare’de Birinci Dünya Savaşının bitimine ve Osmanlının inhitatına az kala kazandığı zafer, tarihimizi 19 Mayıs ile başlatan ‘hasımlarımızın’ suratına indirilmiş birer şaplaktır…"

Evet, Osmanlı boksör ile Osmanlı paşasının bu emsalsiz zaferlerini öyle yılda bir hafta değil, her gün her dakika kutlasak yeridir.

Böylece İngiliz müstemlekecileri, boksörümüzün vefatına yol açan maçta yedikleri o müthiş yumruğu ve Osmanlı İmparatorluğunu yıkan savaşta aldıkları o ağır Kut’ül Amare yenilgisin unutmayacaklar ve bir daha asla ne boksörlerimizin ne de ordularımızın karşısına dikilme cür’etini gösterecekler.

Ey Türk!

"Yüksel yüksel ki bu yer yerin değildir

Dünyaya gelmek hüner değildir…"

Yazıyı tam bitirmiştim ki, yan taraftan birisi seslendi:

"Abi, bir de 18 sıfır yenildiğimiz maçta Turgay Şeren’in o müthiş kurtarışının da yıldönümünü kutlayalım…"

Türk’ün yenilgiler tarihi, aslında sayısız zaferlerinin tarihidir, demişlerdi de, siz inanmamıştınız. Artık inanırsınız, inşallah…

Hay Allah yazıyı gönderecekken, bu defa bizim torun koşturarak geldi: Dede, cimlastikten tam not aldım. Bir de ne görelim; beden eğitimi dışında bütün notlar kırık. Bizimki sınıfta çakmakla kalmamış, okuldan da kovulmuştu.

Veledin adını mı merak ettiniz, "Herdem Muzaffer"…

Zaten bugün onun doğum günü. "Cimlastik" zaferini kutlayacağız…

Tamam yazı bitti. Okuyabilirsiniz…