Şimdi bu ahval içinde, Amed'de, Riha'da, Dîlok'ta veya bir başka Kürdistan kentinde bir vejetaryenin yaşayacaklarını hayal edin. Trajik bir hal bu. İnsanın en temel fonksiyonu yemek yemek olduğuna göre, bir insanlık dramı hatta!
Kürdistan ve vejetaryenlik gündeme geldiğinde hemen anlatılan bir mesele var: Vejetaryenin biri Amed'de bir lokantaya gitmiş. Fazla vejetaryen yemeği çeşitliliği de beklemediğinden, garsona, "Bana etsiz neyiniz varsa onu getirin lütfen" demiş. Sonuç: Tavuk çorbası. "Ma etsizdir işte abêm benim! Tavuk ettir sanki!?"
Bu mesele, Kürdistan'da yaşayıp da haklı, meşru ve gayet de politik sebeplerle vejetaryen olmak isteyenlerin cesaretini kırmasın! Zira, kentlerinde -her nasıl olmuşsa!- etli yemekleriyle anılır olmuş Kürt mutfağı, aslında çok sayıda ve lezzetli mi lezzetli vejetaryen menüsü barındırır. Sadece, o mezbahaya dönmüş lokantalardan ayağınızı kesmeli, belki sadece bazı dürümcülere ve tatlıcılara uğramakla yetinmelisiniz. Yemeğin en güzeli evde yapılır. Hem bonusu: Evde yemek yaparak, ücretsiz psikolojik terapi de almış olursunuz! Daha ne ister insan!
Kürt mutfağında çok sayıda vejetaryen menü var, dedik. Bu arada hemen not edeyim: Bunu bir Antepli olarak iddia ediyorum. Antep ki, yemekleri -hele de etli yemekleriyle- sadece Kürdistan'ın değil, dünyanın hürmetini kazanmış bir memlekettir. Antep sokaklarında gezen Apê Musa'nın tatlıcı ve restoranların çokluğundan dolayı yanındaki arkadaşına dönüp, "Kuro, heralde bu Anteplilerin yarısı diğer yarısını doyurmak için çalışıyor ha!" dediği bile rivayet edilir!
İnkar etmeyeceğim: Antep ve Kürdistan mutfağının kentli damarı (hele de lokantalarda!) cinayet sergisi gibidir. Ama, coğrafyamızdaki "bulgur" gerçeğini mesela, kim inkar edebilir? Hadi onu geçtim, türlü türlü ekmeği, hamurdan yapılan şahane yemekleri? Dağlardaki binbir çeşit otu? Mercimek köftesini, haşlanmış nohut dürümünü, Dêrsim'in meşhur "şîr"ini, domates ve meyhane pilavlarını, çorba çeşitlerini... Buna başka mutfaklardan alıp özgün yorumumuzla geliştirdiğimiz yemekleri de katabiliriz: Ev salçasıyla soslanmış makarna gibi...
Bu yazıda, uzun etmeden, iki vejetaryen tarif vereceğim. Denendi, onaylandılar. Avrupa'dan radikal ahkam kesmek gibi görünebilir belki, ama bir de çağrım var: Vejetaryen olun ağalar! Hayvanları, hiç ihtiyacımız olmadığı halde (vücudumuzun ihtiyaç duyduğunu, öldürmeden protein elde edemeyeceğimizi söyleyenler yalan söylüyor!) öldürerek beslenmek, katliamcılıktır. Hadi onu geçtim, bazı arkadaşlar hemen, "Olur mu öyle şey! Doğal toplum gerçekliğidir bu!" diyecekler çünkü. Yahu kapitalizm koşullarında günlük et üretiminin nasıl bir vahşete sahne olduğunu hiç düşünmüyor musunuz? Gözlerinizi kapatsanız da, tabağınızda duran ve bir süre sonra dişleriniz arasından midenize yollanan et, ömrünce yürüme izni bile verilmeden "şişirilmiş", tecrit altında tutulmuş bir hayvana ait. Başka bir sürü argümana hiç gerek kalmadan, yalnız bu argüman bile katliama ortaklıktan vazgeçmeye yeterli değil mi?
Neyse, ajit-prop'u bırakıp tariflere (pratiğe!) geçelim:
Mercimek köftesi
Vejetaryeni de aşıp vegan yemekler sınıfında sayılabilecek bu nadide lezzetin menşei konusunda tartışmalar var. Antep kökenli olduğu yönündeki görüş ağır bassa da, polemiğe girmemek adına bu kısmı es geçiyorum. Ama yine de Antep'e ait, onu şe'edelim.
Malzemeler (Bu ölçüleri bardak olarak ölçerseniz, 6 kişilik)
2 ölçü su
1 ölçü ince bulgur (Dîloklular "sümüt" der)
1 ölçü bulgur
1 kuru soğan
1/3 ölçü sıvı yağ
Biber salçası
Maydanoz
Kırmızı pul biber
Sivri biber
Yeşil soğan
İlle de marul
Tuz (söylemeye gerek var mı ki?)
Kırmızı mercimek suda, iyice birbirine girene, bulamaç olana kadar kaynatılır. Çok da şe'etmeyin, azıcık sulu kalsın. Sonra ocaktan alınarak, bulgur (pişirilmeden) ilave edilir. İyice karıştırılır. Bulgur ve mercimeğe tanışmaları için biraz zaman verildikten sonra, bir tavada sos hazırlıklarına girişilir. Sıvı yağa soğan atılır. Soğanlar pembeleşince salça da şölene dahil olur. Kırmızı pul biber ekilir. En son kısımda, ince ince kıyılmış maydanoz ve yeşil soğan da, iş olsun diye birkaç saniye kızartıldıktan, ama iyice karıştıldıktan sonra, hazırlanan sos, birbirlerine bulanmış bulgur-mercimek karışımına dökülür. Dökmeden önce bulgur-mercimek karışımına zaten tuz ilave etmişsinizdir heralde! Neyse, sonra iyice karıştırılır. Sosun kızgınlığı yatıştıktan sonra, devreye eller de girebilir. (Kurban olayım, eldiven giyin. Yanınızdaki arkadaş itiraf etmese de elinizin temizliğinden dolayı şüpheye düşüyor belki, nerden biliyorsunuz!)
İyice karıştırıldıktan ve ortaya çıkan ürün köfteye benzedikten sonra, sıkıp sıkıp, tabanına ille de marul serilmiş bir tabağa düzün. Ekmek kullanmayın; zira zaten içinizde şişer o, ekmekle de birleşirse mahveder. İlle de marulla yiyin; en güzeli o. Yeşil soğan da katılırsa ona... (Acıktım!)
Nohut dürümü
Antep'in spesiyalidir. Antep'e yolunuz düşerse görürsünüz ki, adım başı nohut dürümcüler vardır. Tırnaklı pideye serilmiş haşlanmış nohut ve salatadan ibarettir; ama aşkla, şehvetle yenir! Antepliler, hiç yemezlerse haftada birkaç dürüm yerler!
Malzemeler (Ölçü vermiyorum; ne kadar yiyebiliyorsanız ma!)
Nohut
Yeşil ya da kuru soğan
Maydanoz
Tuz
Kırmızı pul biber
Ev yapımı biber salçası (Acılı için)
Nohutu geceden ısla. Kaynat; kaynatırken üzerindeki köpükleri al. "Kaynamaya bırakır televizyon izlerim" diyeceksen, bu işi daha baştan bırak! Yemek yapmak, emek ister. Yemek, kıskançtır efendiler!
Nohutu iyice pişirdikten sonra süz, soğumaya bırak. Soğuyan nohutu ezerek kabuklarını çıkar. (Ma daha ne kadar çıkarabildiysen!)
Sosu için yeşil ya da kuru soğan ve maydanozu çok çok ince doğra. Pul biber ve tuzu da ilave edip, nohuta karışımı boca et. Ellerinle iyice karıştır.
ACILI İÇİN: Soğan ve maydanozla yaptığın sosa ev yapımı biber salçası da ekle.
Öyle kaşıklayarak yeme! Tırnaklı veya tırnaksız lavaşa, üzerine kimyon ekerek ve domates ilave ederek ye!
osmanoguz@gmx.de
OSMAN OÐUZ: Etsiz tavuk ya da Kürt vejetaryenin ahvali