Yüksek Seçim Kurulu’nun seçim takvimini açıklamasıyla, Türkiye'de 25. Dönem Genel Milletvekili Seçimleri’nin 7 Haziran’da yapılacağı kesinleşti.
Seçim sath-ı mailine girilen günlerde HDP‘nin parti tüzel kişiliği ile mi, bağımsız adaylarla mı seçimlere katılacağı konusu hem Kürt kamuoyu hem de Türk medyası ve siyasi çevreleri tarafından yoğun bir şekilde tartışıldı. HDP’nin seçim barajını aşamayacağı tezine dayalı olarak bağımsız adaylarla seçimlere katılmanın daha doğru olacağı düşüncesi ağırlık kazanıyordu. HDP’siz bir Meclis’in istikrarsızlığa neden olabileceği, Meclis dışında kalan HDP’ in Kürdistan’da kendi meclisini oluşturarak özerk bir yapıyı inşaya yöneleceği, hatta 6-8 Ekim günlerinde yaşanan şiddet olaylarının daha yoğun ve yaygın yaşanabileceği korkusu hakimdi.
Eş Genel Başkan Sayın Selahattin Demirtaş’ın HDP’nin tüzel kişiliği ile seçimlere katılacağı kararını açıklaması, önce Kandil sonra Sayın Öcalan’dan gelen kararı destekleyici açıklamalar, konunun farklı bir boyutta tartışılmasına neden oldu.
Irkçı MHP ve CHP’nin ulusalcı kanadı panikleyerek, Kürt Özgürlük Hareketi ve HDP’nin AKP ile işbirliği yaptığını, HDP’nin barajı aşamayacağını bile bile parti adıyla seçime katılarak, kazanabileceği muhtemel milletvekillerini AKP'ye ikram ederek AKP'nin Mecliste tek başına anayasayı değiştirecek güce ulaşmasını sağlayacak ve Recep Tayip Erdoğan’ın diktatörlük özlemi gerçekleşmiş olacak, bunun karşılığında da AKP Kürdistan’ın bağımsızlığını veya özerkliğini tanıyacağı, şeklinde bir karalama kampanyası yürüterek Türk seçmene korku salmayı amaçladılar.
Ne yazık ki kimi Kürt muhalif çevreleri de Türk ulusalcılarından daha ileri giderek, insafsız bir şekilde Kürt Özgürlük Hareketi’nin bu kararla adeta ihanet içine düştüğünü ifade eder oldular. Bunlara bakarak alınan kararın ne kadar yerinde bir karar olduğu açıkça görülüyor.
"Demokrasi" ve "seçim" birlikte var olan ve birlikte gelişen kavramlardır. Yapısında seçim olgusunu barındırmayan bir sistemde demokrasiden söz edilemeyeceği gibi, seçimlerin yapıldığı her sistemin de demokrasi olmadığı açıktır. Diktatöryal yapılarda da göstermelik seçimler yapılmaktadır. Ancak buralarda göstermelik seçimler, diktatörlüklere meşruiyet kazandırma dışında bir işlev görmemektedir.
Adil, demokratik bir seçim, toplumun tüm kesimlerinin kendini özgürce ifade edebildiği, yönetime doğrudan veya temsili düzeyde ve eşit koşullarda katılmasına olanak sağlayan bir sistemle mümkündür.
Cumhuriyetin kuruluşu, İttihat ve Terakki’den gelen tekçi, inkarcı, asimilasyoncu "ulus devlet" felsefesine dayanmaktadır. Bu nedenle farklı etnik, kültür ve inanç gruplarına yaşam hakkı tanınmamakta; ezilen, sömürülen, baskı altında tutulan toplumsal grup ve sınıfların örgütlenme ve ülke yönetiminde söz sahibi olmaları yasalarla engellenmektedir. Resmi devlet ideolojisi dışında siyaset üreten siyasi partiler kapatılmakta, yöneticileri ağır cezalarla yüz yüze kalmaktadır.
Gelişkin demokrasilerde her türlü siyasi düşüncenin açıklanması ve örgütlenmesine olanak tanınır. Siyasi düşüncenin en üst boyutta örgütlenmesi, siyasi parti örgütlenmesidir.
Kürt halkının kendi öz örgütlerini kurma özgürlüğü bir yana, Kürt varlığından söz etmenin ağır suç teşkil ettiği bir anayasal düzende Kürtler, resmi ideolojinin farklı versiyonları olan siyasal partilerde kimliksiz, kişiliksiz bir siyasal yaşama mahkum edildiler. Kürdistan’ın feodalite temsilcileri kişisel çıkarlar peşinde düzen partilerinde yer alarak sisteme entegre oldular.
PKK ve Başkan Öcalan öncülüğünde bin bir fedakarlık ve ağır bedeller pahasına yürütülen Kürt Özgürlük Mücadelesi, resmi devlet ideolojisini temellerinden sarsmış, henüz yetersiz de olsa demokratik mücadele yöntemlerinin önünün açılmasına olanak sağlamıştır. Bu olanağın kullanılması amacıyla Mayıs 1990'da HEP (Halkın Emek Partisi) kuruldu.
1991 Genel Milletvekili Seçimleri'nde HEP engellendi. SHP ile yapılan seçim ittifakı ile Kürtler ilk kez kendi kimlikleriyle Parlamento’da temsil olanağı buldular. Böylece Kürt siyasal mücadelesinin seçim serüveni başlamış oldu.
Kürt siyasi hareketi 1995 ve 1999 seçimlerine kimi müttefiklerle HADEP (Halkın Demokrasi Partisi) adıyla seçimlere katılmış, seçim barajı nedeniyle Parlamento dışında kalmıştı.
DTP'nin (Demokratik Toplum Partisi) 2007 seçimlerine, BDP'nih (Barış ve Demokrasi Partisi) 2011 seçimlerine bağımsız adaylarla katılmış olması, yüksek seçim barajı ile Kürtlerin Parlamento’da temsilinin engellenmesi politikasını geçersiz kılmaya matuf bir tutumdur. Bu tutumla resmi ideolojinin Kürtleri temsilden yoksun bırakma politikası boşa çıkarılmıştır. Ayrıca bağımsız adaylarla da olsa Parlamento'da temsilde ısrar, Kürtlerin sorunu çözmede şiddetten yana olmadığını; demokratik, siyasal, legal yöntemin esas alındığını, her şeye rağmen çözümün dağlarda değil, demokratik mücadelede arandığını göstermek bakımından da gerekli görülmüştür.
Kürt Özgürlük Hareketi bu aşamaları başarıyla geçmiştir. Şimdi sıra sistemden zarar gören tüm toplumsal kesimlerle güç birliği ile özgür ve özerk Kürdistan ve eksiksiz bir demokrasiyi inşa zamanıdır. HDP bu hedefi gerçekleştirmeye aday güçlü bir siyasal harekettir. Bu büyük hedefi bağımsız adaylarla gerçekleştirme şansı yoktur.
Bağımsız adaylarla seçimlere katılmak teknik yönden de dezavantajlı bir durum yaratmaktadır.
Parlamento'da grup kurulmuş bile olsa hazine yardımından yararlanılmamaktadır; Yurtdışı ve gümrükte oy kullanan seçmen tercih ettiği bağımsız adaya oy verme hakkına sahip değildir; Seçime katılmayan siyasi partilerin Seçim Sandık Kurulları, İlçe ve İl Seçim Kurulları'nda üye bulundurma hakkı yoktur; anayasal olarak Genel Milletvekili Seçimleri'ne iki kez üst üste katılmayan siyasi partiler kapatılmaktadır.
Her siyasi parti gibi HDP de demokratik meşru yollardan ve barışçı metotlarla halkın desteğini alarak iktidar olma amacıyla kurulmuştur. Dünyanın hiçbir ülkesinde bağımsız adaylarla iktidar olmuş bir siyasi parti yoktur.
HEP ile başlayan ve en son Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ile devam eden seçim yarışında Kürt Özgürlük mücadelesi istikrarlı bir gelişme göstermektedir.
1995 seçimlerinde, 1.171.623 oy (%4.2) barajsız sistemde 26 milletvekiline tekabül eder; 1999 seçimlerinde, 1.482.196 oy (% 4.7) 34 milletvekili; 2002 seçimlerinde, 1.960.660 oy (%6.2) 51 milletvekili.
2007 seçimlerinde bağımsız adaylarla 22 milletvekilliği; 2011 seçimlerinde bağımsız adaylarla yaklaşık 2.800.000 oyla 36 milletvekilliği kazanılmıştır.
2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde, 3.914.359 oy (%9.78) alınmıştır.
2015 seçimlerine giderken AKP’nin anti demokratik yüzünün deşifre olması ve Recep Tayyip Erdoğan’ın sultanlık, halifelik özlemleri geniş halk kitlelerini AKP’den uzaklaştırmaktadır. AKP dünyada da yalnızlaşmakta, tecrit olmaktadır.
CHP ve MHP ise izledikleri politikalarla halka hiçbir umut vermemektedir.
Kobanê ve Şengal’de Kürt gerillasının; Güney Kürdistan’da Pêşmerge'nin DAİŞ faşist gericiliğine karşı yürüttüğü destansı mücadele, dünya kamuoyunda Kürtlerin Ortadoğu’nun en devrimci, demokrat halkı olduğunu göstermiştir.
Avrupa’da gelişen devrimci sol siyasetin başarısı ve HDP’nin sağladığı geniş ittifaklar, HDP’yi 2015 seçimlerinin umudu, yıldızı yapmıştır. Seçim barajının alaşağı edilmemesi için hiçbir engel kalmamıştır.