24 Kasım Salı günü, Türkiye tarafından, Ruslara ait bir savaş ucağı düşürüldü. Türkiye sınırından 4-5 km. uzaklıkta Suriye topraklarına düşürülen Rus uçağından sonra, Rus-Türk ikili ilişkilerinde, karşılıklı söz düelolarının artçı etkileri halen devam etmekte. Dolayısıyla iki ülke arasındaki ekonomi, siyasi, askeri vb. ilişkiler, yeniden masaya yatırılmakta, kartlar yeniden karılmakta. Peki iki ülke arasındaki tarihsel geçmişi, kısaca hatırlamaya ne dersiniz? Yaşanan ve yaşanılacak olan bu geçiş sürecini daha iyi anlamak için, Osmanlı-Rus savaşlarının bazı verilerine bakmamız gerekiyor! 

Bilindiği gibi literatüre “Osmanlı-Rus Savaşları” olarak giren ve 16. yüzyılla (1568), 20. yüzyıl (1917) arasında gerçekleşen bu savaşlar; toplamda 14 ayrı savaşı kapsamaktadır. Hemen bellirtelim ki, bu savaşların çoğunu Ruslar kazanmıştır. Osmanlıların, müttefikleriyle birlikte kazandığı savaşlarda ise masa başında yine Ruslar hep kazançlı kalkmışlardır. Osmanlıların Ruslarla sürekli bir savaş hali yaşadıkları, tarih okumalarımızdan anlaşılmaktadır. Nitekim Osmanlı imparatorluğundaki gerileme devrini (1699-1792), kısmen Rus saldırıları ya da direnişleri başlatmıştır. Rus Çarlığı karşısında sürekli zayıflayan Osmanlı devleti, emperyalist güçler tarafından iyice köşeye sıkıştırılmış ve hızla toprak kaybına uğratılmıştı. Bu savaşlar sonucunda Rusya ilk defa Karadeniz’e inmiş, Osmanlı’nın Orta Avrupa’daki varlığına son verilmişti. Osmanlı sınırları içinde bulunan Kırım, uzun muharebeler sonrasında Ruslara bırakılmıştı. Örneğin tarihte Osmanlı-Kırım Savaşı (1853-56) olarak anılan bu savaşa, Dersim’den esir alınıp, Trabzon üzerinden Kırım’a, zorla savaşa yollanmış Dersim aşiret mensupları vardı. Bunlardan genç-bekar olan bazı Dersimliler ise orada evlenmiş ve yerleşik bir hayata geçmişlerdi.

1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili ve daha sonraları İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (1908-1918) kurucusu olan Enver Paşa (1881-1922) tarafından Ruslara karşı Sarıkamış Harekâtı (1914) başlatıldı. Sarıkamış’ın bu zorlu kış günlerinde, Osmanlı ordusundan yaklaşk 70 bin asker donarak hayatını kaybetti. Enver Paşa, 1916 yılındaki Ermeni Soykırımının da sorumlularındandı. Orta Asya’daki Türk halklarını ayaklandırmak amacıyla gittiği Türkistan’da, Bolşeviklere karşı yaptığı bir çatışma sırasında öldürüldü!

M. Kemal, Sovyet Rusyası’yla diplomatik ilişkiler geliştirdi. Emperyalistlere karşı savaş açtığını bellirterek, Rusya’dan askeri, maddi ve manevi destek sağladı. Tarih 1923’ü gösterdiğinde, İzmir 1. İktisat Kongresi gerçekleştirildi. Burada alınan kararlar neticesinde genç cumhurriyet emperyalistlere karşı sözde savaşırken, kendisine en büyük desteği sunan sosyalist Sovyetler Birliğine değil de emperyalist devletlere açıldı. Bu kongrede Türkiye “ecnebi sermayesine aleyhtar değildir” kararlarıyla, ülkede burjuvazi elit tabakalar yaratıldı.

Tekrar başa dönecek olursak Türk yetkilileri, son üç yıldan beri Suriye’yi bitirme politikaları ekseninde “Angajman kuralları” diye bir kavramı siyasi-askeri literatüre yerleştirdiler. Sözcük olarak “Angajman/ bağlantı”, askeri anlamda ‘tehdide karşı verilecek askeri tepkinin şartları‘nın bütününü ifade eder. İşte düşürülen Rus savaş uçağı, sözkonusu bu kavrama takıldı. Sonrasında gelişen olaylar içinde en canalıcı konu ise IŞİD’in petrol ticaretine ilişkin Rusya‘nın belgeli-iddialarıydı. Buna göre Türkiye’nin, dahası Erdoğan ve ailesinin IŞİD’le gerçekleştirdikleri petrol ortaklığının yankıları tüm dünyada yankılandı. 

Bununla birlikte ne hikmetse ABD; Türkiye-Suriye sınırlarında IŞİD’in petrol ticaraeti, askeri lojistik ve terörist geçişkenliğinden dem vurmasıyla birlikte Rusya’nın iddialarına karşın Erdoğan’ın yanında yer aldı. Bunu, NATO ve diğer Avrupa ülkeleri takip etti. Yani zahiren görülen odur ki; ABD, NATO ve Avrupa Rusya’ya karşı Türkiye’nin yanında olduklarını gösterdiler. Ama velâkin işin aslı böylemidir bilinmze! Zira Osmanlı-Rus savaşlarında da emperyalistler, zaman zaman Osmanlı devletine şirin gözükmüş, netice itibariyle Ruslarla iş tutmuşlardı. Bu durum, Osmanlının gerilemesine, toprak kaybına ve hatta çöküşüne neden olmuştu. Acaba, tarih tekerür mü ediyor?