Resimde ya da heykelde ya da fotoğrafta çıplaklığı en iyi anlatan kadındır. Erkeğin çıplaklığı, harekete geçirici ya da bilincin altını/üstünü dürtmez. Kadının estetiği kapalı dahi olsa dürtücüdür.

"Çıplaklık; giyinmeye ve örtünmeye ihtiyaç duyan insana ait bir durum tanımlamasıdır." Ve mahremiyetle kardeştir. Mahremiyet ise dinsel referansı olan bir kavram. Dinin yasak meyvesi. Kadının örtünmesindeki ayetsel ısrar, yasak meyveyi dişleyen Havva’ya, oradan da Adem’i de bu yasağa bulaştırmaktaki mahir suçlu gerçeğine götürür. İncir yaprağının burada bir anlamı yok. Ama çok ısrar edersek siyasi bir kılıf olarak görmemiz kafi.

Türkiye "öteki"si çok bir ülke. Her bir toplumsal katmanın kendince çekiştirdiği, yok saydığı, hiçleştirme çabasına girdiği bir "öteki"si var. Türkiye’nin bilinen öteki’leri Kürtler, Aleviler, Hıristiyanlar, Çingeneler… (Kürtler dışındaki diğer halkları aşağılamak için sık sık cinselliğe /çıplaklığa yani yasağa dair uydurma hikayeleri anımsa!)

Başat öteki Kürtler. Siyasal bir karşılığı var bu öteki kılınan halkın. "Milli"leştirilen her değeri bölme, parçalama; o parçalanmışlık üzerinden kendi değerler sistemini kurma emeli peşindedir bu halk. İslamiyet’in katı yorumlarından Şafii’dir ekseriyeti. Merkezin mezhebi Hanefilik’le de yorum bağlamında çatışırlar sıkça. Bu çatışma yerele sıkıştırdığı Kürtler’i yok etme, sindirme üzerinde ilerler. Yarattığı ve barındırdığı hiçbir değerin resmi düzeyde karşılığının olmaması, hiçleştirme çabasının bir yansımasıdır sadece.

"Öteki" halk Kürtler’in tüm resmi dayatmayı kabul etmeyip direnmesi, küçük bir çocuğun zorla giydirilmek istenen elbiseyi reddedip, sokak ortasında çırılçıplak koşmasına benzer. Hem samimiyet vardır bu çıplaklıkta, hem özgürlük… Merkez, yerelde dediği "öteki"sinin özgürlük hissine aldırmaz, ama çıplaklığına kafa yorar. Çünkü bu çıplaklık utançtır ve kapatılmalıdır. Bu kapatılmayı da "etik" sorumlulukla halletmeye çalışır. Öteki’nin özgürlüğünün şiddetle bastırılmaya çalışılması, asimile edilmesi her defasında ters teper ve kendi’ne dönüşü hızlandırır ki, merkez bunu asla kabul etmez. Çünkü özgürlük görecelidir (çıplaklığın savunulacak nesi var, niye özgürlük olsun, kabalıkla tarifi dururken?), bu özgürlük takıntılı "öteki", "makbul vatandaş" olma yolunda çabasızdır! Çünkü merkez ya da devlet çıplaklığı örtmeyi sever. "Öteki"nin saç kılından ayak tırnağına kadar her şeyi bilmeli, onu örten ya da açabilen tek güç olmalı; beyninin kıvrımlarından süzülen hissiyatı bilmeli, ona göre kodlar geliştirmeli, gerekirse "özgürlük hissi"ni verebilecek kelepçeli yöntemlere başvurulmalı, disiplin sağlanmalıdır.

Öteki’nin yerde yatan beyaz çıplaklığı bu nedenle önemli. Ve devleti / merkezi simgeleyen giyinik 3 adamın o çıplaklığın tepesinde "fazla dozda verilen 'özgürlük hissi"nden ölmesine sebep olduklarına tepeden bakmalarının gerekçesi de bu. Çıplaklık hem yadırganacak, utanılacak bir şey, ki dini değerlerine bağlı Kürtler açısından hem tahrik edici (itiraz ve isyan bağlamında) hem de ar duyulacak bir fotoğraf. Ötekinin çıplaklığı bir siyaset malzemesidir merkez/devletin elinde ve bu malzeme ile daha çok yol alınacaktır.

Çıplaklık cinselliği çağrıştırır. Fotoğraftaki çıplaklık ise arzu nesnesinin çağrışımcısıdır. Bu çağrışımı dinin getirdiği ahlaki kaygının diliyle okuyanlar açısından çıplaklık, sadece "öteki" kılınana ait bir fotoğraftır. Dini kuralları uygulayan ve dinin buyrukları gereği örtünmenin şartlarına bağlı kalanlar için çıplak olma hali sekülerliğin doğalı, batıcı bir yozlaşma ve tanrıya ve onun buyruklarına itaatsizliktir. Yani kadın çıplaklığı katbekat örtmek istediğinde merak edilenle, çırılçıplak bırakılışındaki merak aynıdır. Erkeğin fotoğraftaki giyinikliği nasıl "maço, asi ve tehditkar" bir unsursa, çıplaklığındaki de aynıdır.

Bir başka fotoğrafta o üç adamın 15’e kadar çıktığını görüyoruz. (Pornografik bir haz içinde olmalı artan sayı.) Yerde hayalin ve adanmışlığın sarı kırmızı yeşil bir bayrak hali, o bayrağın üzerinde upuzun yatan hayal sahibi çıplak ölü öteki, o bayrağa basan devletin üniformalı ve silahlı (maço-tehditkar) adamlarının olduğu fotoğraf, zorla elde edileni tuş etmenin zaferini anlatıyor Türkiye’ye. 

Kendi tükenmişliğini "öteki"ye zulümle varlığa dönüştüren zihniyetin çektiği fotoğrafa bakıyor Türkiye. Bu fotoğraf bir sanat eseri değil evet ama bir dönemin resmi olarak Türkiye ahlaksızlık ve vicdansızlık müzesinde dönemine göre sergilenecektir kesinlikle.