Diktatör adaylarına demiştik ki, "piramidin zirvesine çıktığın zaman sıfır noktasına çıkmış olursun."
Siyasi piramit nedir?
Eğer ülkeye hakim olan piramidin "tabanı" ise bu nüfusun bütününün yönetimde olması anlamına gelir. Adı da "doğrudan demokrasi"dir. Tabanla zirve arasında, tabana en yakın "kesit", "adem-i merkeziyetçi, demokratik özerk ya da federal ya da konfederal demokrasi"dir. Onu "temsili parlamenter demokrasi" izler. Zirveye en yakın kesit ise "oligarşik" diktatörlüktür, nispeten küçük bir grubun hakimiyetidir. Piramidin sıfır noktası olan "zirve" ise "kişisel diktatörlük" yani "otokratik" rejimdir.
"Sıfır" noktasında otokratın iktidarda kalması için, "kendi etini yemesi" gerekir. Çünkü kendisinin eti dışında yenecek bir şey kalmadığı için zirveye tırmanmıştır.
"Devrim evlatlarını yiyor" şablonu boşuna icat edilmedi. Burada "evlatlarını" yiyen "devrim" değil, o devrimle iktidarı alan "otokrattır". Siz buradaki "devrim" yerine, "karşı devrim" sözcüğünü koyabilirsiniz. Bugünü anlamak için bu şarttır.
Zirveye tırmanan "otokrat" adayı, bu tırmanış boyunca enerjisini "düşman" yaratma mekanizmasından alır. "Yedi düvel" edebiyatı bununla ilgilidir. Hiçbir otokrat elbette yedi düvelle savaşmaz. "Dış düşmanların uzantıları"na karşı savaşır. Ama zirveye tırmanışta yalnızca bunların "etini yemek, kanını içmek" yetmez. Çünkü henüz zirveye varmadan önce, o "et yiyen, kan için" canavarı (Leviathan’ı) diğer "ortaklarıyla" paylaşmaktasınız. Adım adım "ortakların" da "etini yemek ve kanını içmek" zorundasınız. Başka türlü nasıl "otokrat" olacaksınız? Zirvede nasıl tek başınıza kalacaksınız?
Elbette "tek başınıza" kalmayacaksınız.
Şüphelendiklerinizi yiyip yuttuktan sonra, zirvenin hemen altından itibaren, piramidin tabanına kadar, mümkünse tüm toplumun ya da onun en büyük kesiminin "ruhunu" yok etmek zorundasınız. "Profili düşük" diyorlar ya, o hesap. Politik kadrolarınız zavallı birer "cıvata" haline gelmelidir. Dayandığınız halk ise "ruhunu" milliyetçiliğe, militarizme, dini ve mezhebi fanatizme teslim etmelidir.
Başka türlü olmaz.
Türkiye bugün hangi aşamadadır?
Zirveye tırmanışın bugünkü aşaması, en devrimci muhalefeti tasfiye etme aşamasıdır. Dokunulmazlıkları kaldırmak ve Kürdistan’daki "vahşi tümenlerin" savaşıyla halk iradesini kırmak aşaması…Bir başka ifadeyle "eski muhatabın" yok edilmesi.
İşler "sıraya" konmuş değil elbette. Devrimci muhalefete saldırıya, "iç hesaplaşmalar" da eşlik ediyor. Eski "ortak" Cemaat’e amansız bir saldırı var. AKP’nin ilk kurucu öncüleri dört kişiydi. Bu ekibin içinde "tek kişi" olma süreci tamamlandı. Arınç, Gül ve Şener tasfiye edildi.
Ya Davutoğlu?
Onun hakkında "üç gün" susabildiler.
Öyle böyle değil. Şimdi müthiş bir şekilde harekete geçtiler. Hedefte artık MİT Müsteşarı Fidan ve Sinirlioğlu bile var.
İnternetteki "Pelikan Hesabında" Erdoğan yandaşlarına yazdırılanlardan bazılarını Cumhuriyet Gazetesi’nin yaptığı özetten okuyalım:
"1-İhanet çetesi büyük bir oyuna hazırlanıyor, bakanlıklardaki Hoca’ya yakın bürokratlardan bakanları zora sokacak dokümanlar istendi.
"Dokümanları bizzat Başbakanlık talep etti. Sinirlioğlu ve Fidan bu dokümanlar üzerinden bakanları tehdit edecekler. İlk hedef Efkan Ala...
Bu bakanlardan yaptıkları tüm usulsüzlükleri REİS’in baskısı sonucunda yaptıklarını anlatmaları istenecek ve REİS’i hedef gösterecekler..."
Gül, Arınç ve Hoca bir araya geldiler, 40 dakikalık bir görüşme oldu. Ana gündem Ali Babacan’dı. Babacan’ı aday çıkaracaklar...
Hoca, Arınç’a ‘Fethullah Hoca’ya da danışacağım konular var’ dedi. Arınç, görüşmeyi organize edecek..."
Bu kadarı yeter.
Görülüyor ki, "FETÖ’ye bir de "HOTÖ’yü ekleyecekler; "Hoca Terör Örgütü"nü…
Ve bu aşamaya eşlik eden aşama, "kadroların vidalaştırılması, ruhsuzlaştırılması" olarak, sahneye "düşük profil" halinde çıkacak.
Halkın ruhunu ise "Havuz medyası", teslim alma yolunda ileri adımlar atıyor: Oylar genelde yüzde elliyi, Fırat'ın Batısında yüzde 75'e yaklaştı. Bahçeli, artık ne kadar kaldıysa "Ülkücülerin ruhunu" Erdoğan’a sattı bile…
Zirve’ye…Yani sıfır noktasına…Yani yok oluşa az kaldı…