
Otoriter ve sansürcü kişiliğiyle bilinen Sultan Abdülhamit'in, üzerlerine kurmak istediği baskıya karşı Babıâli gazetecilerinin, baskı kalıplarını sansürcülere vermeyerek direnmesiyle 24 Temmuz 1908, takvim yapraklarına "sansürün kaldırılışı" olarak kaydedildi. Türkiye'de ise aradan geçen yıllara rağmen hala değişen fazla bir şey yok. Sansür tüm hızıyla devam ederken, medya sansürlemeye bile gerek kalmadan kendi otosansürünü uyguluyor. Yeni anayasa ile de basın özgürlüğü için adım atılmayacağı görülüyor. AKP, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na basın özgürlüğü ile ilgili bir dizi sınırlandırıcı öneride bulunurken, "Basın hürriyetinin milli güvenliğin, kamu düzeni ve genel ahlakın korunması, yargı bağımsızlığının sağlanması, suçların engellenmesi amacıyla" sınırlandırılması önerisi yapıyor.
Gazeteciler katledildi, tutuklandı
Aradan geçen 104 yılda gazetecilere yönelik baskılar, tutuklamalar ve sansür giderek artarken, gazete kapatmaları, katliamlar, tehditler devam etti. Bunlardan en fazla nasibini alan ise Kürt basını oldu. Cezaevindeki gazeteciler gerçekliği hala gündemdeki yerini korurken, 24 Aralık 2011'de Kürt basınına yönelik "KCK" adı altında gerçekleştirilen operasyonların ardından cezaevindeki gazeteci sayısı 100'e yaklaştı. 1990'lı yıllarda Musa Anter, Nazım Babaoğlu, Hafız Akdemir, Cengiz Altun gibi onlarca özgür basın çalışanı katledildi. Özgür Ülke gazetesinin büroları bombalandı. 1990'lı yıllardan bu güne Kürt basını katliamlara, tehditlere, tutuklamalara, işkencelere maruz kaldı.
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Ahmet Abakay, 24 Temmuz'un Türkiye açısından basında sansüre ilk direnişin yıldönümü olduğuna işaret ederek, 104 yıl önce sansür memurlarının gazetelere sokulmadığını, gazetelerin sansürsüz yayınlanmaya başladığını aktardı. 104 yıl sonra bugün ise, siyasi iktidarın sansür bir yana, medya sektörünün hemen tüm kalelerini zapt ettiğini, önemli yöneticilerini çeşitli yollarla teslim aldığını kaydeden Abakay, "Ülkede basın, düşünce ve ifade özgürlüğü denetim altına alınmıştır. Bu faşizan uygulamalar ülkede ağır bir otosansür iklimi yaratmıştır. Sansürün kaldırılışının 104. yılında Türkiye'deki gazeteci ve yazarların bir ayağı cezaevlerinde, bir ayağı mahkemelerde, kafaları otosansür kıskacındadır" dedi
El Beşir Anayasası
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın basın, düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda Türkiye'nin dünyada kaçıncı sırada olduğunu ısrarla sakladığına vurgu yapan Abakay, şunları söyledi: "ÇGD olarak bu gerçeği kendi ağzından açıklamasını talep ediyoruz. Türkiye'de halen 90'dan fazla gazeteci, yazar cezaevlerinde bulunmaktadır. Bunların tümünün ortak özelliği iktidarla farklı görüşte olmalarıdır. Yeni anayasa hazırlıkları sürecinde AKP temsilcileri, Anayasa taslağına, baskıcı, sansürü içeren, özgürlükleri kısıtlayıcı yeni hükümler önermektedir. Bu önerilerle yeni anayasa adeta iktidarın iyi ilişkiler içinde olduğu El Beşir Anayasasına benzetilmek istenmektedir. Bu asla kabul edilemez."
Gazeteciler serbest bırakılsın
Abakay, ÇGD'nin taleplerini şöyle sıraladı: "Cezaevlerindeki tüm gazetecilerin, aydınların serbest bırakılmasını, tutuksuz yargılanmalarını, darbe dönemlerinin kalıntısı olan Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılmasını, darbe dönemlerinde kullanılan, şimdi sadece adı değiştirilen Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasını, evrensel hukukun egemen olmasını talep ediyoruz. Gazete ve TV yönetimlerini, yazarları, Başbakanın ve iktidar sözcülerinin öncülüğünü yaptığı komşumuz Suriye örneğinde olduğu gibi savaş kışkırtıcılığına araç olmamaya, barışı savunmaya davet ediyoruz. Geçmişte olduğu gibi bugün de, mesleğimize, meslektaşlarımıza karşı uygulanan baskılara karşı mücadelemizi, hem bu ortamı yaratan iktidar temsilcilerine hem de bu baskı sürecini olağan karşılayan kimi gazeteci ve yazarlara karşı ödünsüz sürdüreceğiz."
Sansür fiilen uygulanıyor
Tutuklu Gazeteciler Dayanışma Platformu (TGDP) sözcüsü Necati Abay, "24 Temmuz sansürün kaldırışı ve basın bayramının" sadece "sözde" kutlandığını söyledi. Türkiye'de hiç bir zaman sansürün kalkmadığını ifade eden Abay, devletsel yöntemlerle basına yönelik baskıların devam ettiğini söyledi. Sansürün her geçen gün artarak devam ettiğini dile getiren Abay, 104 yılın Özgür Gündem, Azadiya Welat, Atılım ve diğer muhalif gazetelerin kapatılmasıyla geçtiğini kaydetti. AKP'nin hazırlamayı düşündüğü anayasanın da basın özgürlüğünü tamamen yok edecek bir anayasa olacağının altını çizen Abay, hukuken ve yasal olarak bir yasak olmamasına rağmen sansürün fiilen uygulandığını dile getirdi.
TMK kaldırılmalı
AKP'nin sansürü yasallaştırmayı istediğini ve hukuku değiştirmeye çalıştığını söyleyen Abay, "AKP 104 yıl öncesini yasallaştırmak istiyor. Bu yol yol değildir. Bu yoldan vazgeçsin" çağrısında bulundu.
Dünya geneline tutuklu gazeteci sayısının 177 olduğunu ifade eden Abay, Türkiye'nin en az 90 tutuklu gazeteci ile dünya sıralamasında birinciliği kimseye kaptırmadığını söyledi. Tutuklu gazetecilerin çoğunun Kürt ve muhalif basın çalışanları olduğunu hatırlatan Abay, bu kadar fazla tutuklu gazetecinin olmasının iki nedene bağladı. Abay, bu nedenlerden birincisinin AKP, ikincisinin de Terörle Mücadele Kanunu (TMK) olduğunu ifade ederek, "AKP bir şeyleri değiştirmek istiyorsa ilk olarak TMK'yi kaldırmalı" dedi.
DİHA/İSTANBUL