
Günceye dökülen sözler
Hayatını yazmaya adadığını ‘’Yazmak için yaşıyorum’’ sözü iyi anlatır. Mansfield’in söylediği gibi yaşamının yazıyla bütünleştiğini, güncesinden de anlıyoruz. O’nu öykülerinin yanısıra günlüklerinin yer aldığı ‘Bir Hüzün Güncesi’ adlı kitabıyla az da olsa tanımak mümkün. 1904 yılının ilk gününde güncesine başlayan Katherine Mansfield, ‘’Öyle görkemli, olağanüstü bir şey olmayacak bu not defteri, bütün yapıklarımı yazacağım’’ diyordu. Ardından ölümünden bir yıl öncesine, 1922 yılına uzanan bir zaman diliminde yaptıklarını, yaşadıklarını, acılarını-bunları dönüştürme çabalarını, özel duygularını, iç dünyasını kaygısızca kağıda döker. Acıya ilişkin şu sözleri dikkat çekicidir: ‘’Acıyı yaşamın bir parçası kılmalı. Yaşamda gerçekten kabul ettiğimiz her şey bir değişikliğe uğrar. Böylece acı da sevgiye dönüşmeli.’’ Bununla birlikte çeşitli konulara ilişkin görüşlerini, postalanmamış mektuplarını, öykülerinden parçaları da güncede buluruz.
Kendi sesini bulmuş öykücü
Şiirsel öğelerle süslü farklı bir düzyazı üslubu geliştiren Mansfield, psikolojik çatışmalar üzerinde odaklanan, incelikle işlenmiş öyküleriyle kısa öykünün bir edebiyat türü olarak gelişmesine önemli katkıda bulunur. Edebiyat yaşamına ilişkin Mansfield, ‘’Edebiyat yaşamım Yeni Zelanda’da kısa öyküler yazmakla başlar. İlk denemem yayınlandığında dokuz yaşındaydım. O zamandan beri defterler dolusu yazıyorum’’ diyordu.
Rus oyun yazarı Anton Çehov’dan oldukça etkilenir; tutkunudur O’nun. Öyle ki, 5 Temmuz 1918’de günlüğüne şu notu düşer: ‘’Ah, Çehov! Niçin ölüsünüz? Niçin akşamın geç bir vaktinde, kocaman bir loş odada, dışarıda sallanan ağaçların yeşile döndürdüğü ışıkta oturup konuşamıyorum sizinle?” Öykülerindeki Çehov etkisine karşın, anlatım biçimi yenidir ve Çehov’dan farklıdır; kendine özgülüğü yaratmıştır. Zira ‘’kendi sesini bulmuş bir öykücü’’ şeklinde tanımlanır. Mansfield’ın Çehov yaklaşımını (sadelik, yalınlık ve sıradan insanlar) iç monolog ve bilinç akışıyla yeni bir estetik forma ulaştırdığını söylemek mümkündür.
Mansfield, öykülerinde sadeliği ve konuşma dilini esas alır. İnsanların kırılgan dünyasına eğilir. Hayatı anlamlandırma, yalnızlık ve acı etrafında döner öyküleri. Günlük yaşamdan insanları ve dünyalarını, etkileyici bir duyarlılıkla anlatır. Bunu yaparken de düş gücünden yararlanır. Ancak öykülerindeki karakterler arasındaki ilişkilerden, yaşadıkları toplum ve dünya hakkında da bilgi almak mümkün. Her kısa öykünün derinliğinde değer yargılarını, yaşama bakış açısını bulabiliriz.
Kadın dünyasından yazdı
Mansfield’ın yaşadığı yıllarda kadın yazarlar artık erkeklere öykünmezler. Bilinçli bir şekilde bundan ayrılarak, geleneksel yargılara karşı kendine özgü feminist bir dil oluşturur; kadın dünyasından yazar. Öykülerinin dışındaki diğer alanlarda da kadınlığı ön plandadır; cesur tavırlarıyla farkılılığını ortaya koyar. Yaşamı ile öyküleri, bu alanda da iç içe gelişir. Henüz çocuk yaşında babasının katı kurallarına karşı çıkar. Toplumsal sorunları kadın bakışıyla ele alırken, öykülerindeki kadın karakterler aracılığıyla da kadının kimlik arayışını konu edinir. Egemen toplumun önyargıları ve sınırlamalarının farkındadır, buna rağmen çekinmeden kadının duygu ve düşüncelerini açıklıkla dile getirir.
Kısacık yaşamın ardından
Katherine Mansfield, 1888’de Yeni Zelanda’nın Wellington kentinde doğar. Yazar olmak amacıyla 19 yaşında İngiltere’ye yerleşir. İlk düş kırıklıklarını, karamsar öykülerinin yer aldığı In a German Pension/Bir Alman Pansiyonunda (1911) adlı kitabında dile getirir.
Yeni Zelanda’daki aile anılarıyla çok güzel çağrışımlar içeren bir dizi öyküyü Prelude/Başlangıç adıyla 1918’de yayınlanır. Bunları ve öteki öykülerini biraraya getiren Bliss/Mutluluk (1920) ününü pekiştirir. 1922’de yayınlanan The Garden Party/Garden Parti adlı kitabıyla yeteneğinin doruğuna ulaşır. Yaşamının son beş yılını verem ile mücadele ettikten sonra 1923’te Fransa’nın Fontainebleau kentinde ölür. Son öyküleri ölümünden sonra The Dove’s Nest/Kumru Yuvası (1923) ve Something Childsh/Çocukça Bir Şey (1924) başlıklı kitaplarda toplanır.
DENİZ BİLGİN