BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Kürt siyasetçilerinin yargılandığı davanın duruşmalarından artık bir beklentilerinin olmadığını belirterek, "Yargılama Ankara'da yürütülüyor. Anadilde savunma kararı çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Ceza çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Dolayısıyla buradaki duruşmalar göstermeliktir" dedi.
'KCK ana davası kapsamı'nda 104'ü tutuklu 152 Kürt siyasetçisi hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın 30'ncu duruşmasını izleyen BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, duruşma öncesi açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 3 yıldır devam eden duruşmalardan tek bir tahliye dahi çıkmadığını söyleyen Demirtaş, "Bırakın tahliyeyi duruşmalarda tek bir ilerleme dahi kaydedilmedi. Şunu biliyoruz artık. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da belirtti. Bu tutuklamalar Ankara'dan yönetiliyor. Bu duruşmalara ilişkin kararın buradan çıkma ihtimali yoktur. Tahliye kararı çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Anadilde savunma kararı çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Ceza çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Dolayısıyla buradaki duruşmalar göstermeliktir. Bunlar Ankara'da olup bitiyor. Milli Güvenlik Kurulu ve Bakanlar Kurulu'nda tartışılıyor. Bu nedenle mahkeme binası olarak tanımladığımız bina aslında içi boş olan binadır" dedi.

Mevzileri boş değil

Şu ana kadar iddianamenin okunması dışında hiçbir mesafenin katedilmediğini belirten Demirtaş, şunları aktardı: "Bu hükümet operasyonları, sadece Türkiye'ye zarar veriyor. BDP'ye ve mücadelemize zerre kadar zarar vermiş değil. Bu operasyonları yürütenler de şunu iyi bilsinler; bütün arkadaşlarımız morallidir. Tutuklanan arkadaşlarımızın on katı arkadaşımız da mücadele mevzilerini doldurmuştur. Mücadele alanlarının hiçbiri boş değildir. Boş da kalmayacaktır. Bir halk hareketinin engellenmesi mümkün değildir. Bu mahkeme salonlarından adalet çıkacağını da düşünmüyoruz."

Şahin, Hükümet gerçeğidir

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın demokratikleşme paketi ile ilgili konuşması ile Bülent Arınç'ın "Kürtlere haklarını vereceğiz" açıklamalarını hatırlatan basın mensuplarına Demirtaş, Bülent Arınç'ın Meclis'te yaptığı konuşma ile Beşir Atalay'ın demokratikleşme paketine ilişkin açıklamalar söz itibari ile pozitif mesajlar verdiğini, ancak kendilerini ilgilendiren kısmın Atalay ve Arınç'ın yaptığı açıklamalar olmadığını, kendilerini ilgilendiren kısmın İdris Naim Şahin'in yaptığı açıklamalar olduğunu ifade etti. "Şu anda İdris Naim Şahin ne yaptıysa, hükümetin de yaptığı odur" diyen Demirtaş, "Bizi bağlayan İçişleri Bakanı'nın yaptığı operasyonlardır. Biz ona göre bakarız. Ona göre konuşuruz. Şu anki tabloya baktığımızda diğer bakanların söyledikleri ile bizim partinin adını her ağzına aldığında, ağzını köpürterek konuşan, bize kan kusan İçişleri Bakanı'nın hangi kabinede olduğunu unutmayalım. Böyle bir zihniyet ya aynı projenin bir parçasıdır. Ya da haberleri yok. Bunlar ayrı kabinenin bakanları mı? Kusura bakmasınlar bunlar çocuk oyuncağı değil. Operasyonların durması, arkadaşlarımızın serbest bırakılması, bu siyasi soykırıma son verilmesi ve özgürlüklerin tanınması lazım. Bunlar yapılmadığı müddetçe kim ağzı ile kuş bile tutsa bizi inandıramaz. Biz demokrasiden yana desteğimizi her zaman sunduk, sunmaya devam ederiz. Zulme karşıda direniş ortaya koyduk. Direnişi ortaya koymaya da devam edeceğiz. Kim, özgürlükçü yaklaşıp, demokrasi ve insan haklarına saygıda bulunup parlamentoya paket getirirse elbette bunu olumlu değerlendiririz. Ama bize de karşı oyun oynanmaya çalışılıyor; biz buna karşı direniş gösteriyoruz" diye konuştu.

Yaşanan siyasi krizdir

Demirtaş, duruşmada yaşanan Kürtçe savunma krizine değinerek, "Bu anadilde savunma krizi, yargı krizi değil bir siyasi krizdir. 3 yıl geçti halen bu aşamadayız. İnsanlar mahkemelerde kendini anadilinde savunamayacaksa, bunun yolu açılmayacaksa, buna bile saygı duyulmayacaksa, ilerleme nasıl olacak bunu merak ediyorum" diye konuştu.
Davanın siyasi olduğunu ifade eden Demirtaş, "Şu an yargı bir kaos yaşıyor. Bunun suçu da AKP'dedir. Bunu çözmek sorumluluğu da iktidardadır. Terörle Mücadele Kanunu'nun değişmesi lazım. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması lazım. Bütün bunlar yapılmadan burada yargılama yapılıyor demek, kesinlikle yanıltıcı ve aldatıcı olur. Burada yargılama falan yoktur. Siyaset yapılacaksa eğer bunu da kurallarına göre yapsınlar. Polisi, yargıyı, savcıyı, hakimi, kullanarak bizi bastırmaya ve tasfiye etmeye çalışmaları siyasi, ahlaki ve vicdani değildir" şeklinde konuştu.

AMED




Kürtçe yasağına devam


Kürt siyasetçilerin rehin tutulduğu 104'ü tutuklu 152 kişinin yargılandığı 'KCK Amed davası'nın 30. duruşması dün Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Duruşmaya, 92'si tutuklu 4'ü tutuksuz toplam 96 kişi katıldı. Adliye önünde polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı duruşmayı, Kürt siyasetçiler, sendika temsilcileri ve ailelerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi izledi. Mahkemede müdafi avukatlar Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın bütçe görüşmelerinde dile getirdiği "Kürtleri tanıyacaksınız, haklarını da tanıyacaksınız" sözlerine atıfta bulunarak Kürtçe savunma talebini yineledi. Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar ise Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, "Sınır ötesi ve KCK operasyonları, koordinasyon içinde tartışılmış, planlanmış ve yürütülmektedir" açıklamasına atıfta bulundu. Aktar, bu operasyonun siyasi olduğunu, yargıya yürütmenin gölgesinin düştüğünün açık göstergesi olduğunu belirterek, "Atalay'ın açıklamasıyla, yargıya yürütmenin gölgesi düşmüştür. Mahkeminin buna karşı tavır almasını bekliyoruz. Tavır almasını istiyoruz. Hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz. Bu olmazsa adil bir yargılama olacağına inanmıyoruz" dedi.
Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, "Bu konuşmalar bizi ilgilendirmiyor. Biz, bizim üzerimizde kimsenin baskısını hissetmiyoruz" dedi. Avukat Selçuk Kozağaçlı, Atalay'ın açıklamalarının yargı ve Cumhuriyet savcısına müdahale olduğunun altını çizerek, "Siz kendinizi baskı altında hissetmeyebilirsiniz. Ama bu konuşmaların siyasi karşılığı vardır. Burada 'Kuş diliyle' savunma yapmaya çalışıyoruz. Anadilde savunma almama tercihi sizin tercihiniz değil, bu hükümetin tercihidir. Sizden, Başbakan Yardımcısı'nın bu konuşmaları ile ilgili televizyonlardan görüntüleri isteyip bu açıklamaların yargıya müdahale olup olmadığını tartışmak istiyoruz. Yargılamaya müdahale ise gereğini yapacak mısınız?" diye sordu.
Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, Başbakan yardımcıları Atalay ve Arınç'ı kastederek, "Bazı avukatlar 'O böyle dedi, siz de bu böyle dedi' diyorsunuz. Onların konuşmaları bizi bağlamıyor" dedi.
Kürtçe savunmayla ilgili istek reddedilirken duruşma Adnan Bayram'ın delil ikamesiyle devam etti. Avukatların buna itirazı da reddedildi. Hakkındaki iddialara Kürtçe cevap vermek isteyen Bayram mahkeme başkanı tarafından engellendi. Bayram'ın Kürtçe cevap vermesi üzerine mikrofonu kapatıldı.
Ara verilen duruşma haberimiz yayına hazırlandığı esnada devam ediyordu.

DİHA/AMED




Emek ve Demokrasi Güçleri: Kürt siyasetçiler serbest bırakılsın

Emek ve Demokrasi Güçleri, Kürtçe savunmaya izin verilmesini ve 'KCK operasyonları'nda tutuklananların serbest bırakılmasını istedi. KESK, TMMOB, İHD, TUHAD-FED, DİSK, KURDİ-DER, MEYA-DER ve ÖVDER'in oluşturduğu Emek ve Demokrasi Güçleri, Kürt siyasetçilerin yargılanmasına ilişkin dün Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde açıklama yaptı. Yüzlerce kişinin katıldığı açıklamada, "Siyasi tutsaklar onurumuzdur" sloganları atılarak, "Zulme karşı susmayacağız, li hember zilmê bê deng na bînin" pankartı açıldı. n DİHA/AMED