Diktatör Erdoğan, Suruç Katliamı'yla başlattığı savaşı, Kürtlere pogromlara ve Kürt kentlerini asker-polisle ağır savaşaltına almaya vardırdı.

Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin Cizre'nin onurlu ve yürekli halkına top ve keskin nişancıyla, 7 gün süren OHAL'le saldırması ve büyük bölümü çocuk, kadın, yaşlı 20'nin üzerinde sivil canı katletmesi, hem gözüdönük faşist barbarlık, hem de savaşta hedeflediğini bulamamanın çılgınlığı. 

8 Eylül HDP binaları ve HDP'liler ile Kürtlere karşı yak-yık-katlet saldırıları, MİT elebaşılığında pogromlardı. Nazilerin Kristal Gece'sine, Türkiye tarihinde de 1895 Ermeni pogromları ve 6-7 Eylül pogromuna benziyor. Erdoğan faşistinin devasa militarist devlet aygıyla yaygın AKP örgütlülüğünü birleştiren Nazivari, Siyonistvari saldırganlığını gösteriyor.

Cizre'ye saldırı Gever ve Silvan'dan sonra oldu. Erdoğan faşist cuntasının katilleri şimdi yeniden Gever'i hedef aldı. Bu yazı yayınlanırken Gever'den acı haberler almamayı umalım.

Birinci vurgu: Erdoğan diktatörü, 24 Temmuz gecesi başlattığı savaş uçakları bombardımanıyla, umduğu kayıbı gerillaya verdiremedi. Dahası ummadığı direnişle karşılaştı. Kürt gençleri, kentlerde başarılı eylemlerle faşist polis ve askeri güçlere karşılık verdi. Şaşkına dönen Erdoğan cuntasının güçleri Srilankavari/İsrailvari savaşı Gever, Cizre ve diğer Kürt kentlerinde başlattı. 

Dağlıca ve Iğdır'da HPG'nin misillemesinden sonra Erdoğan cuntası iyice çılgınlaştı 8 Eylül pogromlarına ve Cizre halkını yok etmeye girişti.

İkinci vurgu: Erdoğan'ın başlattığı kirli savaşta asker (hatta polis) yakınlarının çığlığında sembolize olan "Saray'ın savaşında ölmeye hayır" itirazı büyüyordu. Erdoğan cuntası savaş tezkeresi ve pogromlarla karşı devrimin parti-medya ve paramiliter güçlerini birleştirdi, gelişmekte olan savaşa itiraz eğilimini ilk adımda bastırdı. Özellikle pogromlar şovenist histeriyi yükselterek savaşa itirazı bastırdı. 

Bunu diktatör Erdoğan ve kontrgerillanın geçici başarısı saymak gerekir. Faşist başarı ama geçici ve sahibini vuracak bumerang. 

Fakat karşı devrimin başlıca güçleri geciçi birleşse de moral üstünüğünü ele geçiremediler. Pogromlar ve Cizre halkına İsrailvari savaş, onların barbarlığını ve yaratmak istedikleri Türk-Kürt boğazlaşmasının işaretini verdi. Türk halkının geniş kitlelerinde ürküntü ve utanç yarattı: Biz bu muyuz?

Evet, Türk halkı bu faşist barbarlık ve çocuk katilliğiyle övünebilir mi? Faşist katiller güruhunun arkasına aktif-pasif takılabilir mi?

Halkların faşist barbarların arkasına takıldıkları durumlar istisna değilse de, tarihte Türk halkının ırkçı/dini pogromcuların arkasına takılması yaşanmış gerçekse de bugün durum bu yönde gelişmeye fazla elverişli değil. 

Faşist histeri ancak örgütlü kontra ve faşist güçleri arkasına taktı, Erdoğan'ın partisi AKP'nin saldırgan güçleri ile MHP ve Perinçek'in çetelerini etrafında birleştirdi. CHP şovenist "milli mutabakat"a utangaçça katıldı ama tabanının büyük çoğunluğu ve kadrolarının bir kısmı bundan rahatsız. Hatta AKP tabanında faşist barbarlıktan rahatsız olanlar az değil. 

Evet, şimdi yeniden direniş ve demokratik barış eylemleriyle gelişmenin yönünü Türk halkının saflarında da bizden yana dönüştürebiliriz.

Birincisi, faşist pogromlara karşı, Türkiye'de HDP binaları ve semtlerde öz savunma örgütleri kurarak direniş ve öz savunmayı yayabiliriz, yaymalıyız. Kürt Özgürlük Hareketi nasıl ki kirli savaşa başarılı misilleme ve direnişle Erdoğan cuntası ve şovenist karşı devrimci saflarda moralleri bozduysa, pogromlara karşı öz savunma da benzer rol oynayacak.

İkincisi, kirli savaşa karşı demokratik barış eylemlerini yayalım. Başlangıçta bu eylemlerin güçsüz olmasından çekinmeden, eylemlere hazırlığı yoğun kitle çalışması aracı yaparak, ısrarla bunları kitleselleştirmeye çalışarak mücadele edelim. Türk halkında savaşın Saray tarafından başlatıldığı fikri ve savaşta ölmeye itiraz hala var, bu yeniden uyandırılıp yaygınlaştırılabilir. Kirli savaşın suçlusu, ölümlerin baş sorumlusu katil Erdoğan'ın istifasını isteyen, onun yasadışılığını yüzüne vuran şiarlar yaygınlaşabilir. Bu durumu zamanında değerlendirelim. "Erdoğan istifa" sloganını başat hale getirelim. 

Ayrıca vurgulayalım ki, kirli savaşı yeniden başlatırken katil Erdoğan'ın bir hesabı da, Cerablus işgaliyle Efrîn ve Kobanê'ye saldırarak, Türkmenleri "kucaklayarak", büyük devlet şovenizmini kışkırtmak, şimdi Cizre'de uyguladığı savaş hali faşizmini yaygınca gerçekleştirmekti. Bu yolla faşist Saray cuntasına meşruiyet ve güç sağlayacaktı. Bunu değişik etkenlerin sonucu başaramadı. Bugün pogromlarda bizlere yaşatılan şovenist cinnet hali bugünkünden daha fazla kitle toplayamaz. Şovenist hegemonya, öz savunma, demokratik barış eylemleri ve diğer hak mücadelelerinin yaygınlaştırılmasıyla kırılabilir zayıflıktadır. 

Öz savunma ve demokratik barış eylemleriyle yürüyelim, halkların demokratik mücadele baharını yaratalım!