Öz yönetim/Öz savunma kavramları insan topluluğunun ortaya çıkışından itibaren vardır.

Öz yönetim toplumların kendilerini her alanda örgütleyip kendisini yönetmesidir. Karar gücü toplumu baskı ve şiddetle yöneten ceberrut devlet değil, halkın kendi öz örgütlü, demokratik gücüdür.

Öz savunma ise en basit ifade ile toplumun kendisini sömürgeci, işgalci rejimlere karşı her alanda savunmasıdır.

Öz yönetimin kapsamı toplumun her alanı olduğu gibi, öz savunmanın alanı da toplumun kendisine yönelen her tehlikeyi bertaraf etmektir.

Öz yönetimin kapsamına köy, mahalle, şehirin örgütlenmesi girdiği gibi, toplumdaki her katman ve mesleki gruplar da öz yönetimin kapsam alanına girer. Yazarlar, çifçiler, sanatkarlar, meslek grupları, öğrenciler, akademisyenler, etik gruplar ve halklar toplumda yaşayan tüm birey ve halklar öz yönetimin kapsamı içerisindedir. Öz yönetimini oluşturan toplumlarda hiçbir birey toplumsal örgütlenmenin dışında değildir.

Öz savunma toplumların oluşturduğu öz yönetimler için gereklidir. Öz savunma olmadan öz yönetim kendisini sömürgeci sistemlere, faşist, ırkçı rejimlere karşı koruyamaz. Öz savunma toplumun savunma gücüdür.

Öz savunma toplumun kendisini sömürgeci, faşist diktatörlüklere karşı fiziki olarak savunması, kültürel soykırıma karşı toplumun öz kültürünün, dilinin, tarihinin, geçmişinin savunulmasıdır.

Kürtlerin yaşadığı topraklar olan Kürdistan M.Ö 4000 yıllarından bu yana müstevlilerin (zorbaların) savaş alanı olmuş, Kürdistanlılar da kendilerini bu zorbalara karşı korumak için kendi öz savunmalarını oluşturmuşlardır. Knefonun "Onbinlerin Ricatı" kitabında anlattığı gibi

İskenderin orduları dünyada ilk defa Kürtlerin ataları tarafından vur-kaç taktiği ile perişan edilmişlerdir.

Kürtler kendilerinin fiziki olarak koruyabilmek için her dönemde kendi öz savunmalarını oluşturmuşlar, oluşturdukları öz savunma mekanizması ile kendilerini korumaya çalışmışlardır.

Sadece fiziki olarak değil, kendi dillerini koruyabilmek için yüksek dağların zirvelerine çekilmiş, kendi içine kapalı bir toplum oluşturarak dillerini, kültürlerini kaybetmemek için mücadele etmiştir.

Kürdistan'daki medreseler Kürtlerin Arap, Fars ve Osmanlıdan dillerini, kültürlerini, tarihlerini korumaları için birer korunak olmuştur. Defalarca yazdığım gibi Tevhid-i Tedrisat kanunu ile Medreselerin, Dergah, Zaviye, Tekke’lerin kapatılması kanunu ile bu kurumların kapatılması tesadüf değildir.

Öz savunma toplumu silahlı olarak sömürgeci, faşist sistemlere karşı koruduğu gibi sivil itaatsızlık eylemleri ile de koruyabilir. Dilini, kültürünü, tarihini, geçmişini korumak için silaha gerek yoktur. Milyonları örgütleyip alanlara çıkarabildiğiniz zaman müstevli size karşı fiziki saldırıda bulunmakta zorlanır. Kürdistan’da her evi okul haline getirebilirseniz asimilasyonu önleyebilirsiniz. Öz yönetimi sadece Kürdistan'a değil, diğer bölgelere de yayabilirseniz askere gitmeme hakkı olan "vicdani ret" eylemini gerçekleştirebilirsiniz.

Öz yönetim toplumu son hücresine kadar örgütlemekle olur. Bildiri okumakla öz yönetim oluşmaz. Yine fiziki saldırılar önlemek üzere öz savunma yapabilmek için mutlaka silahlı güce sahip olmak gerekir. Kültürel soykırımı önlemek için sivil insiyatifleri kullanmak gerekir. Bunun için de sivil insiyatifi sürekli kılmak gereklidir. Dönemsel sivil insiyatifler (Sivil Cuma namazları, okullar açıldığında yapılan haftalık boykotlar) öz savunma değildir.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

*  1 Eylül 1998'de PKK 3'üncü kez tek taraflı ateşkes ilan etti.

*  2 Eylül 1993'te Batman DEP Yönetim Kurulu Üyesi Habip Kılç ve Metin Özdemir uğradıkları kontra saldırısında şehit oldular.

*  3 Eylül 1994'te HADEP Yüreğir yönetim kurulu üyeleri Rebih Cubuk ve Sefer Cerf uğradıkları saldırı sonucu yaşamlarını yitirdiler.

*  4 Eylül 1993'te HEP-DEP Mardin Milletvekili M.Emin Sincar Batman'da uğradığı kontra saldırısında şehit oldu. 

*  5 Eylül 1975'te Lice’de meydana gelen depremde 3000 Kürt yaşamını yitirdi.

*   5 Eylül 1979'da Doğu Kürdistan Humeyni rejimi güçlerince yeniden işgal edilmeye başlandı. Çıkan olaylarda 200 sivil Kürt yaşamını yitirdi.

*  6 Eylül 1930'da Kürdistan’ın Güneyinde Kürtler Şeyh Mehmud Berzenci’nin öncülüğünde İngiliz yönetimine karşı ayaklandı.