Özel savaşa ilişkin birçok husus belirtilebilir, gelinen aşamada en çok başvurulan yöntem olarak kullanılmakta ve toplumlar üzerinde büyük bir etki yaratmaktadır. Özellikle son yüzyılda insan yaşamı üzerinde oluşturduğu tehlike ya da riskin vardığı boyutlar düşünülürse buna karşı doğru temelde bir mücadele yürütülmelidir, yürütülmemesi durumunda telafisi imkânsız sonuçlara götüreceği toplumsal ve komünal değerleri savunan herkes için genel bir kanıdır. Etkisi, tarzı, belirtileri, dozu, kural veya kuralsızlığı, boyutları vb. hususları; mücadeleci olmayan birey, kesim, grup, toplum, örgüt ya da herhangi bir oluşum için önemli bir anlam ifade etmeyebilir. Fakat büyük hedefler temelinde bir arayış ve mücadele içinde olan her oluşum için ise hayati bir anlam ifade ettiği tartışmasız bir gerçekliktir. Bilindiği gibi bin yıllardır boyutlanarak, büyüyerek daha geniş ve sapkın bir hal alan bu savaş kültürü yayılmaya devam etmektedir. Özellikle son yüzyıllarda doğayı büyük oranda tahrip ederek varlığını devam ettirmiş, hatta insan neslini de tamamen yok edebilecek tehlikeli bir düzeye varmış durumdadır.
Savaşın her yönüyle özel yöntemlerle yürütüldüğü bir dönemdeyiz. Elbette günümüzde savaş çok boyutlu yönleriyle daha özel yürütülmekte, savaşın özelleştirilmesi en çok da gençler ve kadınlar şahsında topluma dayatılmaktadır. Günümüzde ulus devletlerin özel savaş rejimleri olduklarını çok iyi bilmek gerekir. Özel savaş adeta bin yıllardır toplumlara dayatılan korkunç iktidarın ve onun savaş sisteminin yeryüzüne inmiş, bütün insan yaşamına sirayet etmiş halidir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın da belirttiği; “Büyük savaş verenler, karşısına aldıkları savaş gücünü tüm yönleriyle tanımadan, ona karşı etkili taktikleri ortaya koyamayacakları gibi, o gücün vahşice kurbanı olmaktan da kendilerini kurtaramazlar” belirlemesi nasıl bir savaş içinde olduğumuzu anlamamız ve buna karşı ne boyutta mücadele yürütmemiz gerektiğini açıklamaktadır. Eski dönemlerde şiddet çıplaktı ve açık uygulanırdı.
Özel savaşta ise; askeri zorun veya şiddetin de ötesinde; sonuç alma arayışı çok daha kapsayıcıdır. Örtülü, ideolojik, kültüreldir ve duygulardadır. Yozlaştırma, saptırma, ahlaksızlaştırma, özünden koparma, özüne karşı kullanma, psikolojik olarak bitirme kısacası, uygulanan metotlar ve şiddet yöntemleri eski dönemlere göre çok daha zengin özelliklere sahiptir. Özel karargâhlarda, tamamen ülkelerin ve toplumların özgünlüklerine göre özel savaş strateji ve taktikleri geliştirilmektedir. Vietnamlılar kendi ülkelerinde uygulamaya konan özel savaş için; "savaşın Vietnamlılaştırılması" tanımında bulunmuşlardı. Gelinen noktada bin yıllardır süregelen sömürü, talan ve gasp kültürü olan savaşın asıl noktasına, yani başlangıç yerine en yoğun şekilde geri döndüğü tartışmasız bir gerçekliktir. Bu nedenle kilit bir durumda olma durumundan kaynaklı, asıl ‘’Savaşın Kürdistanlılaştırılması’’ söz konusudur. Bütün savaş strateji ve taktiklerinin ülkemizde Özgürlük hareketi ve halkımız üzerinde denendiğini hem de Uluslararası boyutta ve en alçak komplolarla yapıldığını kim inkâr edebilir.
Birçok kapitalist güç Özgürlük Hareketi için gelmiş geçmiş en tehlikeli örgüt belirlemesini yapmıştır. Gerekçe olarak da sürekli genç kalabilen ve sürekli örgütlenen gençlerle kendini besleyen tükenmez bir güç olması gösterilmektedir. Bu nedenle; Ortadoğu üzerinde, Ortadoğu’da da Kürdistan üzerinde Kürdistan’da ise Özgürlük Hareketi ve özellikle en dinamik güç olan gençlik üzerinde özel savaşın uygulanması yoğunlaştırılmıştır. Çünkü kapitalist güçler her yerde belli bir sonuç aldığını düşünmektedirler ve buna karşılık sadece Kürdistan’da doğru ölçülerde bir gençlik direnişi söz konusudur. Bu nedenle özellikle Kürdistan gençliği özel savaş güçlerinin en büyük hedefi durumundadır. Bilinçsiz, sorgulamayan ve düşünmeyen bir kuşak yaratılarak sonuç almak isteniyor. Sanal medyadan tutalım en gelişkin teknolojik aletlere, giyimden tutalım her tür tüketim malzemesine kadar, gençler bu kirli savaşın uygulama yöntemlerine alet edilmektedirler. Fuhuş, uyuşturucu gibi yöntemler kullanılarak uyuşmuş ve ahlaktan yoksun bir kuşak yaratılmak istenmekte, ajanlaştırma faaliyetleri ile de gençler her türlü çirkinleştirilerek kendi toplumuna karşı kullanılmaktadır. Bu açıdan gençliğin konumu hayati derecede önemlidir. Kürt Halk Önderi; "Bizim için gençlik ölümün de dirilişin de; dolayısıyla kurtuluşun da temelidir.’’ derken gençliğin önemini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Buna karşı özel savaşın geliştirdiği bütün saldırıları boşa çıkartmada, örgütlü bir mücadeleyi kendisine esas alan gençliğin konumu son derece belirleyicidir. O halde adil, eşit, özgür bir yaşam için gençlerin yapacakları belirlenmiştir. Gençlerin; başta Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğünü kendi özgürlüğü olarak kabul ederek, tüm ezilen ve inkâr edilen halkların özgürlüğünü kendi gelecek ümidi olarak görmesi ve bu özgürlük yürüyüşünde kendilerine düşen misyonun bilinciyle derhal harekete geçmesi gerekmektedir.