Kadınlar, 1 Mayısların kadının taleplerinin yeterince dillendirildiği günler olmaktan uzak olduğu eleştirisini yaparak, “Kadının kurtuluşu, özgün örgütlülüğüyle mümkün” dedi. İsviçre’deki asgari ücret referandumunun da çok önemli olduğunu vurgulayan kadınlar, yasanın geçmesi halinde kadınların önemli bir kazanım elde edeceği görüşünde.


‘Her şey yasal düzenlemeyle olmuyor’

Carla Bianchi: 1 Mayıs, tüm emekçilerin, işçilerin ve ezilenlerin bayramı olduğu halde, kadınlar bu bayramı maalesef buruk kutluyor. Erkeklerle aynı iş alanlarında çalışmalarına hatta evlerinde de işlerine devam ederek 16 saate varan sürelerde çalışmalarına rağmen, maalesef eşit ücret alamıyorlar. Bunun sorumlusu biraz da kadının örgütsüz olmasıdır. Avrupa’daki kadınlar da bu gerçeği yaşamalarına rağmen eşit işe eşit ücret konusunda gerekli direnişi sergileyemiyorlar. Her şey yasal düzenlemelerle olmuyor; bunu zorlamalıyız ve hayatımıza bir ilke olarak yerleştirmeliyiz.

‘İşte de evde de aynı muamele’

Çiğdem Özbey: Kadınlar, hayatın her alanında yetersiz de olsa mücadelelerini sürdürüyor. Fakat buna rağmen ayrımcılıktan ve ikinci sınıf muamele görmekten kurtulamıyorlar. Bunun sorumlusu biraz da erkeklerdir. İş hayatında ezilen ve ucuz iş gücü olarak kullanılan kadınlar, aynı muameleyi evde de görüyor. 1 Mayıs, elbette ezilen halklar ve işçiler için önemlidir; ama toptancı bir ‘Hepimiz işçiyiz’ anlayışı, kadınların somut durumunu değiştirmiyor. Evet, aynı bayramı kutluyoruz; ama aynı koşullara sahip değiliz. Kadınlar, kendi talepleri için örgütlenmelidir ve bence aslolan da kadının özgürlüğüdür.

‘1 Mayıslar kadınla dayanışmaya dönüşmüyor’

Kadriye Şahin: 18 Mayıs’ta yapılacak halk oylaması, özellikle biz yabancı kadınlar için önemli. Çünkü biz göçmen kadınlar, kadınlar arasında en çok ezilen kesimi oluşturuyoruz. Çok ucuza çalıştırılıyoruz. Buna ‘dur’ demek için halk oylaması önemli olacak.
Diğer bir sorun ise şu: 1 Mayıs birlik ve dayanışma günü; ama kadınla dayanışmaya dönüşmüyor. Örneğin kadınların iş hayatındaki yerleri, aldıkları ücretler ve ikinci sınıf olarak görülmeleri, 1 Mayısların konusu olmuyor.

‘Halk oylaması çok önemli’
Martine Engelberg: Çalışan kadının sorunları elbette çalışan erkeklerden farklı. 1 Mayıs tüm emekçilerin günü olsa da, biz kadınlar için biraz daha farklı bir anlamı var. Genel anlamıyla işçi sınıfı ezilse de, kadınlar bir kat daha fazla ezilip sömürülüyor. Örneğin kadının evdeki çalışması, bir iş olarak görülmüyor. Oysa biz toplumsal düzeneği bununla sağlıyoruz. Tüm bu adaletsizlikler kadını daha örgütlü kılmalıdır; ama bunun için birçok engel çıkarılıyor. Bunu aşmalıyız. Bu, bizim sorunumuz. Halk oylaması, özellikle düşük ücretlerle çalışan kadınlar için çok önemlidir. Vasıfsız işçiler daha fazla enerji harcamalarına rağmen daha düşük maaşlar alıyor. Eğer oylamada evet çıkarsa, bu bir devrim olur.

‘Genç kadınlar öncü olmalı’

Narin Candan: Biz genç kadınlar, kapitalist, emperyalist sömürü düzenine karşı mücadele vermeliyiz. Çünkü bu sistemlerin en ağır dişlileri arasında bugünün kuşakları yaşıyor. 1 Mayıslarda ve hayatın tüm mücadele alanlarında aslında biz genç kadınlar olmalıyız, öncülük etmeliyiz. Eşit koşullarda çalışmamıza rağmen eşit ücret alamıyoruz. İşyerlerinde daha fazla eziliyoruz; ayrımcılığa tabi tutuluyoruz. ‘Dur’ demek için mücadele alanlarımızı birleştirmeli, örgütlü olmalıyız. Örgütlü olmak için, toplumun dinamik kesimi olan biz genç kadınlar daha fazla mücadele etmeliyiz.


‘1 Mayıs güzel; yarın her şey aynı!’

Yazgülü Mutlu: Emeğimizin karşılığını alamıyoruz. İş hayatında sürekli ötekileştiriliyor, dışlanıyoruz. Kadınlar sadece temizlik, mutfak işleri, çocuk bakıcılığı ve el işlerinden anlayan, sadece bunları becerebilen kişiler olarak görülüyor. Özellikle İsviçre’de yabancı olmak ve kadın olmak, daha zor bir hayat anlamına geliyor. Çalışan değil de hizmetçi gibi görünmek gibi algılar biz kadınların zoruna gidiyor. Elbette ki birlikte mücadele; ama yaşadıklarımız bize başka şeyler de söylüyor. Bence tüm bu sorunları aşmamız için, kadının kendi özgün örgütlülüğüne kavuşması gerekiyor. 1 Mayıs’ta olmak güzel; ama yarın aynı koşullar beni yine bekliyor olacak.

‘Renklerimizle katılmak gurur veriyor’

Zöhre Koç: Biz Kürt kadınları çok şeyi aştık. Örgütlülüğümüzü yarattık, kadının gücünü ortaya çıkardık. Ama Avrupa’da işçi olarak çalışıp ayrımcılığa tabi tutulmak ve yabancı olmak, özellikle biz vasıfsız kadınlar için oldukça zor. Tüm bu zorluklara rağmen gücümüzün farkında olmak, 1 Mayıs’a kendi renklerimizle katılmak bana gurur veriyor. İşçi kadınlar mutlaka örgütlenmeli ve enerjilerini mutlaka özgürlüklerine vermelidir. Özgür değilseniz, en iyi işte de çalışsanız sömürülmekten kurtulamazsınız. Özgür ve irade sahibi değilseniz ve örgütlülüğünüz de yoksa, ezilmeye mahkumsunuz.


ALİ ONGAN/BASEL