‘’Bir gazete, beni yüz sancaktan daha çok korkutur.’’
Napoleon
Çözüm barış değil savaşta aranıyor. Kimse gerçekleri konuşmasın, yazmasın isteniyor. Muhalif güçler sindirilmeye, toplum tepkisizleştirilmeye çalışılıyor.
Dünya bazında ‘basın özgürlüğü sıralamasında’ neredeyse sondan birinci sıraya aday olan Türkiye, son olarak da Özgür Gündem Gazetesi hakkında 1 ay kapatma cezası verdi. Tutuklu gazetecilerin sayısı yüzü aşmışken; özellikle okuyucu ilgisinin artması ve çeşitli çevrelerin dayanışması hükümete tutuklamalarla sonuç alamayacağını gösterdi. Bundan dersler çıkarıp iyileştirici adımlar atması gerekirken basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları artırarak, geçmiş yıllarda pek çok çalışanı katledilmiş, cezaevine atılmış, büroları yakılmış olan Özgür Gündem’i yeniden kapatmayı tercih etti.
‘Yeni konsept’ ya da; ‘Terör örgütü ile mücadele siyasi uzantıları ile müzakere’ dedikleri bu olsa gerek. Oysa biz bu filmi daha önce defalarca görmüştük. ‘Yeni’ versiyon filan da değil üstelik. Aynısını yıllardır izliyor bu halk. Bu bir savaş strajesidir.
Özgür Gündem ve ardılı gazetelerin kapatılması da ‘yeni’ değil. 20 yıldır sansürle kapatmalarla boğuştu bu gelenek, gazete binası başbakanların emriyle bombalandı. Yazarı, muhabiri, çalışanı, dağıtanı ve satanı katledildi, tutuklandı, zindanlara atıldı.
***
Evet. İnsana ‘bu kadarı da olmaz’ dedirten, akıllara durgunluk veren bir gerçek bu.
Kürt basın tarihinde önemli bir dönemeç olan 1990 yılında haftalık Özgür Ülke yayın hayatına başladı. Ardından ise 30 Mayıs 1992’de Özgür Gündem gazetesi günlük olarak yayınlanmaya başladı. Bölgede süren çatışmalar ve özel savaşın aktörleri JİTEM, kontrgerilla, Hizbul-kontranın katliamlarını herkesin sustuğu bir dönemde gündeme getiren gazete önemli bir misyon edindi ve devlet şiddetinin hedefi haline geldi. Gazetenin yayına girdiğinin 7. günü Diyarbakır muhabiri Hafız Akdemir katledildi. Ferhat Tepe, Nazım Babaoğlu başta olmak üzere 30 muhabiri öldürüldü. OHAL’e girişi yasaklanan gazetenin dağıtımını üstlenen dağıtımcıları öldürüldü ve sadece 2 yılda 76 çalışanı JİTEM ve Hizbul-kontra cinayetleriyle öldürüldü. Çalışanları, okurları ve dağıtıcıları üzerinde tam bir terör estirildi. Hakkında üç kez 30 gün, 15 kez 15 gün, iki kez 10 gün olmak üzere toplam 20 davada kapatma kararı çıktı. Muhabirleri ve editörler toplam 147 yıl hapis cezası ve 21 milyar lira para cezasına çarptırıldı.
17 Nisan 1994’te kapatılan gazetenin ardından ‘Özgür basın geleneği’ çeşitli isimlerle devam etti. Baskı sansür ve cinayetlerin durmadığı 21 yıl boyunca 30’dan fazla gazete kapatıldı. Çalışanlarına yüzlerce yıl hapis cezası verildi. Özgür Gündem’in ardılı olan Özgür Ülke gazetesi 28 Nisan 1994 yılında yayına başladı. Gazetenin üç bürosu 3 Aralık 1994’te bombalandı. Saldırılarda Ersin Yıldız yaşamını yitirirken gazetenin 21 çalışanı da yaralandı. Bombalama emrinin dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından verildiği belgeleriyle ortaya çıktı.
Bombalanma olayının hemen ertesi günü, ‘’Bu ateş sizi de yakar’’ manşetiyle yeniden çıkmaya devam etti. Bombalamanın 17. yıldönümü nedeniyle geçen yılki anmada Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol; ‘’…Gazete binamız bombalanmasına rağmen gazetemizi çıkardık. O günden bu yana da isimleri değişse de her gün gazetemizi çıkarıyoruz. Onlar bizim susacağımızı zannettiler ama biz yılmadık. O gün demiştik ki bu ateş sizi de yakar, hakikaten doğru çıktı. Biz bugüne kadar yayına devam ettik. O günden sonra bir sürü Başbakanı değişti, Cumhurbaşkanı değişti, biz bu gazeteyi ne pahasına olursa olsun çıkaracağız. 70 şehidimiz var. 22 yıl oldu, ama 220 yıl da olsa çıkarmaya devam edeceğiz’’ demişti. Evet, bu da küllerinden yeniden doğmak geleneğiydi. Bu gelenek hiç bozulmadı ve yine devam edecek.
Olay daha önceki örneklerde olduğu gibi tasfiye ve sindirme amaçlıdır. Ama ağır bedellere rağmen özgür basın susmadı, susturulamadı. Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’nin logosunda kaç zamandır ne yazıyordu?
‘’Gerçekler Sahipsiz Değildir. Ne Yaparsanız Yapın Özgür Basın Hep Yazacak.’’
Özgür basın susmaz