Kürt basın kurumlarına yapılan baskınlar sonucu haklarında dava açılan 26'sı tutuklu 46 basın çalışanının yargılandığı davanın 4. duruşması İstanbul'da görüldü. Gazeteciler adına yapılan ortak savunmada, "Mesleğimiz ve temsil ettiğimiz değerler açısından hukuki savunma anlamsız olacaktır" vurgusunu yapıldı. Duruşmayı izlemek üzere Avrupa'dan gelen gazeteci meslek örgütleri temsilcileri ve milletvekilleri gazetecilerin yargılamasını kınayarak, serbest bırakılmalarını istedi.

Kürt basın kurumlarına 20 Aralık 2011 yılında yapılan operasyonla Dicle Haber Ajansı, Özgür Gündem, Azadiya Welat, Demokratik Modernite, Fırat Dağıtım, ANF çalışanlarına açılan dava ardından 26'sı tutuklu 46 gazetecinin yargılandığı 'KCK Basın Davası'nın 4'üncü duruşması dün Silivri Cezaevi Yerleşkesi'nde bulunan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleşti. Duruşmada tutuklu gazetecilerin tamamı, tutuksuz yargılananların 15'i ve avukatlar hazır bulundu. Çok sayıda kurum temsilcilerinin de izlediği duruşmada BDP Milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Mülkiye Birtane, İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Almanya Gazeteciler Sendikası yöneticisi Joachim Legotis, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) üyesi Johann Bihr, Yeşiller Brüksel Milletvekili Jean Claude Defusse, Merkez Demokrat Hümanist Parti üyesi milletvekilleri, Gazetecilere Özgür Platformu (GÖP) Temsilcisi Kaan Karcılıoğlu, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yöneticileri ve aileler de yer aldı.

Ortak savunma yapıldı

Kürtçenin Kurmancî lehçesinde çeviri yapacak iki tercümanın hazır bulunduğu duruşma salonunda, Dimilkî tercümanı olmadığı için bu lehçede savunmalarını vermek isteyenlere tercümanın diğer celsede hazır edilmesi ile söz verileceği kararı verildi. Tercüman eşliğinde yapılan Kürtçe kimlik tespitlerinin ardından yargılanan gazeteciler adına gazetecilerin ortak hazırladığı savunmayı tutuklu gazeteci Ertuş Bozkurt, Kurmancî olarak yaptı. Bozkurt savunmasına katledilen Kürt bilge Musa Anter'e atıfta bulunup "Siyasi soykırımın tanığı, sanığı ve davacısıyız" diyerek başladı. Bozkurt, 22 Nisan Kürt Gazeteciler Günü'nün 115'inci yıldönümünde yargılandıklarına vurgu yaparak, ''Bu vesileyle bugün burada yargılanan kim, yargılayan kim, herhalde bunun kararını tarih verecek ve bu hakikat tarih sayfalarında yerini alacak" dedi.

Bozkurt: Hukuki savunma anlamsız

Henüz savunmanının başındayken hukuki bir savunma yapmayacaklarını ifade eden Bozkurt, "Bu anlamsız, haksız, hukuk dışı suçlama karşısında savunma yapmamız hem mesleğimiz ve temsil ettiğimiz değerler açısından hem de hakikate olan bağlılığımız nedeniyle anlamsız olacaktır. Kaldı ki bizi siyasi yaklaşım ve kararlarla yargılayanlar herhalde bizden hukuki bir savunma da beklemiyorlardır" diye konuştu. Bozkurt, davanın AKP iktidarının siyasi kararı olarak ortaya çıktığını belirtti.

'Kürt basınını mahkum etme davası'

Savunmada, mahkemeye karşı alacakları tutuma açıklık getiren Bozkurt, şunları dile getirdi: "Bu dava hangi açıdan değerlendirilirse değerlendirilsin, düşünceyi ifade ve örgütlenme özgürlüğünün yargılanmasıdır, basın ve gazetecilik mesleğinin suçlanmasıdır, en önemlisi de Kürt Özgür Basını'nı topyekun mahkum etme girişimidir. Bu bizim alışık olduğumuz, bildiğimiz, ancak her seferinde akamete uğrayan bir iktidar alışkanlığıdır. Bu tarihsel gerçekliği ifade etmek için de sayın savcı tarafından bilinçli bir şekilde bulandırılan suyu berraklaştırmamız gerekiyor."
İddianamede yer alan iddialara ilişkin "Akıldışı, bilimdışı, eşyanın tabiatını yadsıyan adeta var olmayı suçlama konusu yapan iddialara karşı; akılla, bilimle, mantık ve vicdanla, hak ve adaletle durmanın zorluğunun da bilincindeyiz" değerlendirmesi yapan Bozkurt, tarih boyunca iktidarların düşünceye el koyma ve saldırma girişimlerinden bahsetti. Bozkurt savunmada, medya kuramları ekseninde yayın ilke ve ahlakının temel hatlarını da dile getirdi.
Gazeteci Ertuş Bozkurt, 28 sayfa olarak hazırlanan ortak savunmanın 10'uncu sayfasına kadar olan bölümü sunabildi. Ardından duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, resmi tatil olduğundan dolayı 23 Nisan'da duruşmanın görülmeyeceğini belirterek, duruşmayı 24 Nisan Çarşamba gününe erteledi. 

DİHA/İSTANBUL 




Gazetecilere uluslararası destek

Duruşmaya öğle saatlerinde ara verilirken, gözlemci olarak katılan Avrupa'dan gelen gazeteciler, duruşma salonu önünde basın açıklaması yaptı. GÖP Basın Konseyi Dönem Sözcüsü Kaan Karcılıoğlu, gazetecilerin gazetecilik görevlerini yapabilmelerini sağlamak için duruşmaya geldiklerini belirtti. RSF temsilcisi Johann Bihr, Türkiye’de "tedbir" anlamında tutuklulukların taciz boyutunu çoktan aştığını belirterek, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusundaki durumunu, ''178 ülke arasında yaptığımız tartışmalarda Türkiye gazetecilerin özgürlüğü noktasında 104'üncü sırada yer alıyor. Türkiye en çok tutuklu gazetecinin olduğu bir ülkedir" sözleri ile özetledi. Almanya Gazeteciler Sendikası yöneticisi Joachim Legotis de "Meslektaşlarımızın bu şekilde yargılamasını kabul etmiyoruz ve bu durumu kınıyoruz" dedi. Gazetecilerin yargılanmasını kabul edilmez olarak değerlendiren Belçika Yeşiller Partisi Brüksel Milletvekili Jean Claude Defusse, gazetecilerin serbest bırakılmaları için çabalarını sürdüreceklerini kaydetti. Gazetecilerin siyasi kararla tutuklu olduklarını belirten BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ise gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ifade ederek, "Dünyanın her yerinde basın özgürlüğünün olması gerekiyor" dedi.