Zerîn RÛKEN

21.yüzyılın kadın yüzyılı olma gerçeğinden hareketle, kadınlar olarak içinden geçtiğimiz dönemin karakteri olarak biçim almaktadır. Özgür kadın mücadelemiz dünyanın her yerindeki örgütlülüğüyle, kendi zamanımız oluşturmaya doğru ilerlemektedir. İşte mücadele duruşumuz, özgür kadın çizgimiz, örgütlü öncü kimliğimiz bugün dünyanın her yerinde büyük bir kadın uyanışı ile karşılık bulmaktadır. Önder Apo’nun kadın özgürlük çizgisi bugün Bese Hozat gibi kendisini halkının ve halkların mücadelesine adanmış öncü ve tarihsel kişiliklerle tüm kadınlara ve insanlığa yol göstererek yürünmektedir. Dünya özgürlüğe ve demokrasiye aşk düzeyinde bağlı olan, bu öncü kadınların toplumsal, öz savunma mücadelesine gıpta ile bakmaktadırlar!.. İşte kadın olmak Ortadoğu’da en zordaki, kabuslu yaşama eş değerdir. Ortadoğu toplumlarının yaşadığı kaba baskı ve sömürünün en katmerlisi kadın bedeni ve emeği üzerinde gerçekleşmektedir. Birer çocuk doğurma makinasına dönüştürülen günlük tecavüze uğrayan kadına, cinsellik en çarpık bir biçimde dayatılmaktadır. Ortadoğu toplumunda bu katı cinsiyetçi ideolojiye karşı sürekli bir savaşı gerektiriyor. Bu anlamda zihniyet devrimine, kadın devrimine ihtiyaç vardır ve bunun yol açacağı toplumsal devrime ihtiyaç vardır. Köklü bir kadın devrimi, dolayısıyla erkeğin zihniyet ve yaşam değişikliği yaşanmadan, yaşamın kurtuluşu olanaksızdır.

İçinden geçtiğimiz 21.yüzyıl, kadın ve halkların özgürlük yüzyılı olma ve güçlendiği bir yüzyıldır. Özellikle Ortadoğu’da ortaya çıkan gelişmeler, kadınların uyanışı erkek egemen sistemi değişime ciddi anlamda zorlamaktadır. Artık Ortadoğu’nun değişim denkleminde kadın özgürlük mücadelesi güçlü bir aktör olarak öne çıkmaya, yerini almaya başlamıştır. Üçüncü yol olarak tanımlanan demokratik modernite çözümü, ayağa kalkan kadınların, halkların ve toplumsal kesimlerin kendilerini en iyi ifade edebilecekleri, bir arada özgür-eşit yaşayabileceği çözüm seçeneği olarak gelişmeye gebe olmuştur. İşte Bese Hozat da bu çizginin aynı zamanda öncülüğünü yapanlardan biridir.

Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi olarak, devrimimizin bir kadın devrimi biçiminde gelişim göstermesini esasen 21 yıl önce, bir erkek-devlet çete örgütlemesi olan NATO’nun komplosu sonucu kaçırılıp tarihte eşi benzeri görülmemiş tecrit koşullar altında Türkiye’de esir tutulan Önderimiz Abdullah Öcalan’a borçluyuz. Kadın mücadelemizin ve özgürlük hareketimizin öncüllüğünü yapan Bese Hozat, Önder Apo’nun kadın özgürlük çizgisini en içten benimseyen ve ona göre yaşayan ilkeli ve özgürlük arayışı olan olandır. Özgür yaşam uğruna, yaşayan soylu kadınlardan biri olmayı başaranlardandır.

KCK’nin eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet öncülüğü ile bu özgürlük projesinin anlam bulmasının ilkeli, iradeli, cesaretli yürüyüşçüsüdür. Siyasal ve toplumsal öncülüğü olan komutanımızdır. Özgürlük mücadelesini büyük bedellerle ve fedakarlıklarla sürdüren halkların ve kadınlara büyük yol gösterendir. Mücadeleci ve cesaretli duruşuyla demokratik toplumsal siyaseti geliştiren düşünce gücü-bakışı ve çizgisiyle erkek egemen iktidarcı, cinsiyetçi politikalara değişim ve dönüşümü dayatılmaktadır. Ve bu Siyaset duruşlarından hesap sorulduğu için, erkek egemen aklının saldırısına uğramaktadır. Büyük bir devrimci sosyalist, özgür bir kadın öncüdür. Binlerce kez kadın özgürlüğünde ısrarımızla ihanetçilerden hesap sorulmaya devam edilecektir.

Kadın Özgürlük Hareketi olarak bugün, kadının ve kadın öncülüğünde halkların özgürlük dinamiklerini örgütleyeniz, eyleme geçireniz ve sinerji yaratanız. Önder Apo’nun demokratik modernite paradigması temelinde halkların demokratik konfederalizmin, demokratik ulusu, Kadın özgürlük ideolojisini ve jineolojiyle bugün dünya kadınlarına büyük ilham kaynağı olunmaktadır. Kendini bilmez bazı karaktersiz ve toplumda hiçbir karşılığı olmayan, siyaset dünyasında en son konuşması gereken kişiler, bugün pervasız bir şekilde saldırıya geçmişlerdir. KCK eşbaşkanlık kurumumuzda yer alan sayın Bese Hozat arkadaşımıza hakaret dolu sözlerinin hiçbir karşılığı olmadığı bilinmelidir. Erkek aklının ve egemenliğinin, cinsiyetçiliğin en üst düzeyde özel savaşın kirli ideolojik bir saldırısı olduğunu biliyoruz.

Demokratik toplumsal siyasetin kadın öncülüğünü hazmedemeyen bu egemen - iktidarcı zihniyetin kadın düşmanlığıdır. Bu duruş; ihanetçi ve AKP faşist zihniyetinin taraftarlığını yapan kişilikler olduğunu biliyoruz. Büyük bir para karşılığında kendi kültüründen çıkmış onursuzluğu bir yaşam tercihi yapmış ve onun Destekleyenlerine cevabımız; özgürlük çizgisini büyütmek ve Önder Apo’nun demokratik ulus paradigmasını dünyanın esas özgür yaşam sistemi yapmak olacaktır. Bunun intikamını kadının özgürlüğü ve onun mimarı Reber Apo ile doğru yoldaşlıktan asla şaşmayacağız. Komplocu, toplum değerlerine ihanet etmiş, teslimiyetçi kişilikler siyasette en son konuşacakları kişiler olmaktadır. Asla mahluk durumunu değiştiremezler. Siyasete murdar, para, kadın düşkün, tutarsız karakterler kamuoyu ve toplum nezdinde böyle hatırlanmayla en büyük cezalandırılmayı yaşamaya devam edeceklerdir. Bu saldırının kadın düşmanı ve özgür kadın çizgisinden intikam almak olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu köleci ve ihanetçi kişiliklere karşı, kadın özgürlüğünden ısrardır duruşumuz. Yine onursuz yaşamı kendisine kabul eden, işbirlikçi, çeteci ve mafyacı erkek egemen bir duruş olduğunu biliyoruz. Cinsiyetçiliğe ve milliyetçiliğe karşı, kadın mücadelemizi büyüteceğiz.

Kadın düşmanı ve Erdoğan köleliğini kabul eden bu itibarsız kişiliklere karşı ve onun taraftarlığını yapan basın özgürlüğünü çiğneyen ve ahlakından nasibini almayan K24 ve Rudaw TV’yi izlememeye ve dört parça Kürdistan’daki kadınlar, halkımız tavır sahibi olaraktır. TC’nin, MİT kuyrukçuluğunu yapan bu kanalar kadına şiddeti, faşizmi meşrulaştırandır.

Bu şiddet dolu erkek egemen aklının bir ürünü olan saldırıyı kadın özgürlük çizgimize, ideolojik bir yönelim olarak görüyoruz. Beş bin yıldır erkek egemen sistem devam ediyor. Bunu aşmanın kolay olmadığını da biliyoruz. Ancak bizler kadının özgürleşmesi mücadelesini en güçlü veren bir hareketiz. Eşbaşkanlık kurumunun başında olan Bese Hozat arkadaşımızda bu kurumun en yetkin temsilcilerinden biridir. Kadının özgürlüğünde korkan silik, tutarsız ve toplumda hiç bir karşılığı olmayan kirli ve karanlık kişiliklere, en büyük cevabımız; kadınların özgürlük mücadelesi, örgütlü duruş ve çizgisini büyütmek olacaktır.

“Erkek faşizmi geleceğimizi öldürüyor” gerçeğine dayalı tüm dünya ve bölge kadınları olarak bir arada faşizmle ve işgale karşı mücadelenin ortak örgütlülüğü ve eylemini geliştirmek her zamankinden daha önemlidir. Faşist-tekçi erkek egemen zihniyet yaşamı öldürüyor. Yaşamın savunulması, kadınların ve halkların özgürce yaşatılmasıyla mümkün olacaktır.

Yine 3 Ağustos Şengal soykırımının yıl dönümündeyiz. Bu katliam kadına karşı geliştirilen bir kırımdır. Êzîdî toplumuna karşı geliştirilen soykırımdır. Bugünü soykırım günü olarak görüyoruz. Tarihe böyle geçti. Öyle hatırlayacağız. Bu eksende dört parça Kürdistanlı kadınların öncülüğünde başlayan DEĞİŞİM VE ÖZGÜRLÜK İÇİN SEN DE AYAĞA KALK hamlesini selamlıyorum.