
Tarih Kürdistan’da özgürlük şafağına durmuş. Görkemini tarihselliğinden alan bir direniş sürecinden geçmekteyiz. Sürmekte olan özgürlük direnişi özgürlük şafağının doğuşunu müjdeliyor. Rojava devrimi gün be gün genişleyerek tüm Ortadoğu’ya ışık tutuyor. Bakur direnişi, TC devletini temellerinden sarsıyor. Başur, sistem işbirlikçisi güçlerin politikalarından bıkmış yeni bir çıkış arıyor. Rojhilat, tarihsel ve kültürel zenginliğiyle devrim arifesi zamanını yaşıyor.
Ortadoğu kaos aralığında bir süreçten geçerken, burada krizleşmiş olan beş bin yıllık erkek egemenliğinin ve devletçi sömürgeci sistemin çöküşüdür. Egemenlikli uygarlık gün geçtikçe artan sömürgeci karakteriyle adeta kendi üzerine yıkılma noktasına gelmiş, bünyesini taşıyamıyor. Çünkü egemenlik sömürü sistemi en üst düzeye gelmiş, buradan yukarısı yok, buradan yukarısı sistemin kendi üzerine yıkılmasıdır. Tarih, toplumsallık artık erkek egemenliğini, devletlerin sömürgeci sistemini kaldıramıyor. Sistem, Ortadoğu’da krizleşse de tüm dünya sistemi bu anlamda tıkanmış durumda. Ortadoğu şahsında dünya yeni bir çıkış arıyor, Ortadoğu’da ise tüm gözler direnen Kürt halkının özgürlük sistemini inşasında.
Kürdistani olan evrenseldir
Yuvarlak olan dünyanın bir başlangıcı ve sonu yoktur aslında. Bir yerlere başlangıç, doğu, batı demek insan algısının ürünü. Avrupa hegemon zihniyeti her ne kadar meridyenleri saatleri kendileriyle başlatmak isteseler de, onlardan önce yaşamın merkezi olan yerler isimlerini de buna göre önceden almışlardır. İşte bugün dünyanın doğusu olarak adı geçen coğrafya, insanlık yaşamında analık ettiği doğuş nedeniyle doğu olma hakkını kazanmıştır. Bu günde dünya yaşadığı krizli karakterinden doğunun analık edeceği yeni uygarlıkla kurtuluşu sağlayacaktır. Önderlik Kürdistani olan evrenseldir diyor. Üzerine günlerce tartışılacak, ciltlerce tarih kitapları yazılabilecek tarihsel somut bir tespit bu.
İnsanlık yaşamına tarih boyunca damga vurmuş tüm kültür ve uygarlıklar ilk doğuş kaynağı olarak Kürdistan’da doğmuşlardır. Daha sonra buradan tüm dünyaya yayılmışlardır. Neolitik ve ana tanrıça kültürü, bugünde insanlığı ayakta tutan değerler sistemini kuran kültürleşme, Kürdistani kökenlidir. Şehirleşme, inançlar ve felsefenin temeli, devletlerin başlangıcı, toplumsal direnişler Kürdistani kökenlidir.
Bugün ise insanlık tarihinin krizine çözüm olacak demokratik modernitenin temelleri Kürdistan’da atılmaktadır. Dünya sisteminin yaşadığı krizin derinliğine karşı demokratik modernitenin özgürlük inşa gücü ile halklara umut olması hızla evrenselleşme potansiyelini ifade etmektedir. Devletlerin sömürgen ve totaliter yapılarına karşılık halkların özgür iradesi ve toplumsal farklılıkların ifadesi ve sistemleşmesi olan demokratik konfederal sistem Kürdistan’da bedenleşmektedir. Demokratik ulus olarak, halkların, inançların, dillerin ve her türden farklılıkların birlikteliği zihniyeti somutlaşırken, demokratik özerklik olarak ise özgür iradeleşmenin siyasi ve toplumsal sistemleşmesi bedenleşmektedir.
Tarihe cevap verme zamanından geçmekteyiz
İşte Kongra Gel, demokratik ulus zihniyetinin, demokratik özerkliğin, konfederal sistemin ulaştığı inşa aşamasını değerlendirme temelinde bir kez daha toplandı. Kürdistan’ın dört parçasından katılımcıların olduğu Kogre Gel genel kurulu her şeyden önce tüm Kürdistani renkleri barındırarak ulusal birliği ifade ediyordu. Ulus devletlerin, Kasr-ı Şirin, Sykes-Picot anlaşmalarıyla parçaladığı Kürdistan coğrafyasında sınırlar anlamsızlaşıyordu. Asimilasyon ve soykırım politikalarıyla parçalanan toplumsal bütünlük KONGRA Gel ile yeniden ulusal birliği canlanıyor, bedenleşiyordu. Ayrıca, kongre demokratik ulustan yana özgürlük tercihi yapmış farklı halkların temsilcileriyle Ortadoğu motiflerini barındırıyordu. Kürt halkının demokratik uluslaşmasının öncüsü olan KCK, KONGRA GEL tartışmalarıyla tüm Ortadoğu’ya hem bir model olmakta hem de kriz ve kaos halinden çıkış umudunun nasıl pratikleşeceğinin hedeflerini belirliyordu.
Ağustos ayının ilk günleri Kürdistan tarihi için önemli günlerin yıl dönümünü ifade ediyordu. Bir Ağustos, TC devletinin Zergele Köyünün yerlisi 8 sivil insanı savaş uçaklarıyla katledişinin yıldönümüydü. Üzerinden bir yıl geçen bu olay hala vicdanı olan tüm herkesin yüreğinde taze bir yarayı ifade ediyordu. İki Ağustos, Reber Apo’nun barış girişimlerinin en somut ilk adımlarından biri olan 1999 yılında gerillanın Kuzey Kürdistan’dan geri çekilmesi kararını açıkladığı gündü. Bunun üzerine bugün Gül Bayramı olarak anlamlandırılmıştı. Gül güzelliği kadar dikenleriyle kendini koruyan bir hakikat bütünlüğünü ifade ediyordu. Kürdistan’da da gerilla özgür yaşamı kendisinde somutlaştıran güzelleşmeyi ifade ettiği gibi saldırılara karşı Kürt halkını savunan güçtü.
3 Ağustos ise acısı asla unutulmayacak, intikamı alınan kadar amansız bir mücadelenin yürütüleceği Şengal katliamının yıl dönümüydü. KONGRA GEL’in böylesi tarihi günlerin arka arkaya geldiği bir dönemde gerçekleşmesi elbette ki tarihsel anlamlılığıyla bağlantılıydı.
Halka dayatılan katliamlara karşı özgür toplumu inşa etme mücadelesinin adıydı KONGRA GEL. Aynı zamanda böyle bir dönemde KONGRA GEL’in gerçekleşmesi tüm katılımcıların tarihsel ve toplumsal sorumluluklarını da daha da artırıyordu. Tartışmalara bu sorumluluk anlayışı damgasını vurdu. Tarihe cevap verme zamanından geçmekteyiz. Geride bıraktığımız süreçte Önder Apo üzerinde uygulanan tecrit kongrenin en temel gündemlerinden biriydi.
Önderlikle yürek birlikteliği
Önümüzdeki mücadele sürecinin tüm ekseni Önderliğimizin özgürlüğüne kilitlenme temelinde mücadeleyi yükseltme olarak iddia ve kararlılıkla Önderlikle yürek birlikteliği temelinde söz verildi. Yaşanan Rojava devrimi ve Kobani direnişi, Şengal katliamı ve Şengal’i özgürleştirme hamlesi, Bakur öz yönetim direnişi Kongrenin değerlendirdiği geçmiş üç yıla anlam vermiş, damga vurmuş süreçlerdi. Bu direnişler Kürt halkı tarihinde dönüm noktalarıydı. Kongre de bu süreçlerde somutlaşan özgürlük ruhunu daha da büyütme ve özgürlüğü toplumsal inşayla tamamen sağlama kararlılığıyla tamamlandı.
Kongre, katılımcılar kadar tüm özgürlük arayışçılarına sorumluluk yüklemektedir. Dönem özgürlük bayrağını büyük bir hızla zafere taşımayı gerektiriyor. Bunun için tüm gücümüzü devreye koyarak, birleştirerek mücadeleyi tırmandırmayı gerekli kılıyor. KONGRA GEL bu anlamda somut planlamalar ve hedeflerle önümüzdeki süreçte özgürlüğe daha hızlı adımlarla gidişin rotasını belirledi. Kongreyi, tüm halkımıza, yoldaşlara özgürlüğe gönül vermiş, özgürlüğün demokratik ulus anlayışı ve demokratik konfederal sistemle sağlanacağına inanan herkese kutluyorum.
Tarihi Kongre
* Kürdistan dağlarında “Demokratik Özerkliği İnşa Edelim, Başkan Apo ve Kürdistan Halkının Özgürlüğünü Kesinleştirelim” şiarıyla yapılan 10. Kongra-Gel Genel Kurul Toplantısı’nda özgür Kürdistan’ın inşasında tarihi kararlar alındı.
* Genel Kurul Toplantısında, Kürt halkı ile Ortadoğu ve Türkiye halklarını Başkan Apo’nun özgürlüğü için mücadele etmeye ve bu Önderlik şahsında Ortadoğu halklarının kardeşliğini ve özgürlüğünü sağlamaya çağırmıştır.
* Bakurê Kurdistan, Rojava ve Şengal’de kadın özgürlük çizgisinde pratikleştirilen, demokratik konfederal sistemin tüm Kürdistan ve Ortadoğu’da yaygınlaştırılması için mücadelenin tüm Kürdistan ve Ortadoğu’da yükseltilmesi gerektiği vurgulandı.
* Kobanê Direnişi, Grê Sipî, Til Hemis, Hol, Şedadê ve Tışrin hamleleri ve Minbic’in özgürleştirilmesiyle birlikte, Rojava Devrimi tüm Kuzey Suriye Devrimi haline gelmiş bulunmaktadır.
* Genel Kurul Toplantısında Şengal Êzidî Özgürlük Güçleri ve gerillalarla ve peşmergelerin Musul’un özgürleştirilmesi hamlesinde birlikte yer almaları gerektiği ortaya konulmuş; Musul’un özgürleşmesi için Irak Ordusu ve Arap halk güçleriyle ortak hareket etmenin önemi üzerinde durulmuştur.
* Toplantıda, Bakurê Kurdîstan ve Rojava başta olmak üzere, tüm Kürdistan’da binlerce Kürt gencini gerilla ve öz savunma güçlerine katılmaya çağırdı.
* Kongra Gel, Kürt gençlerini hiçbir yerde askere gitmemeye, gidenleri de firar edip özgürlük savaşçısı olarak gerilla saflarında yerlerini almaya çağırdı.
* 161 delegenin katıldığı ve 4 gün süren kongrede kapanış konuşmasını yapan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, ‘’Söz değil pratik zamanı! İnşa ve direnişin birlikte yürütülmesi gerekiyor’’ dedi.
Emine Erciyes