Helin MURAT
Nisan Ayı Önderliğin doğduğu ay olmasından dolayı Kürt halkı ve kadınları olarak büyük anlam yüklediğimiz bir ay olmaktadır. Bu 4 Nisan’da Rêber Apo, 60. yaşına girmektedir. İmralı’da esir tutuluşunun ise 19. yılı oldu. Ağır tecrit koşullarında, dünya kapitalist sisteminin yoğun baskı ve saldırıları altında, görülmemiş bir direnişle geçen 19 yıl.
Önderlik gerçekliğinin Kürdistan, Ortadoğu ve dünya açısından ne anlam ifade ettiği her gün, her an sorgulamamız Önderliğe olan bağlılığın gereğidir. Ağaçların yeşerdiği, tomurcukların açtığı, suların coşkuyla aktığı, toprağın suya doyduğu, en güzel çiçeklerin çıktığı, kuşların cıvıl cıvıl öttüğü, bu bereketli ayda coşmamak mümkün değil. Nisan Ayı bu açıdan baharın, güzelliklerin ve doğanın yaşatma eğiliminin zirvesidir. Böyle bir Nisan Ayı’nda Önderliğin doğuşu ne kadar da birbiriyle uyumlu ve iç içe geçmiş. Önderliğin doğuşundan büyük moral, umut, onur, cesaret, özgürlük ve direniş ruhu kazanmaktayız. 4 Nisan’ın özgür ve eşit yaşamın doğuşu anlamında evrensel bir niteliği var. Bu gerçeklik her geçen gün daha iyi anlaşılacaktır. Rêber Apo, uygarlığın toplum, kadın ve doğa karşıtı yaşam katliamını durdurmaya çalışmaktadır.
Tarihte de tüm özgürlük önderlerinin çıkışı sadece çıktığı halk açısından değil, tüm halklar açısından özgür yaşam umudunu güçlendirmiştir. Sınıflı toplum tarihinde erkek egemenlikli köleliklerle dolu yaşamın tek, değişmez, kesin yaşam hakikati olarak gösterilmesine karşı hep direnen bir toplumsal gerçeklik de varolagelmiştir. Kapitalist modernite çağı toplumun parçalanması ve dolayısıyla tüm komünal-demokratik değerlerinin, özde de ana-kadın değerlerinin gaspını en fazla yapan sömürü sistemidir. Bu açıdan kapitalist modernite çağı özgürlük ve eşitliklerin en fazla bastırıldığı, kadınların en çok iradesizleştirildiği ve doğanında en fazla talan edildiği bir çağ olmasından kaynaklı diğer tarihi dönemlere göre özgünlüğü vardır. Tarihin hiçbir döneminde toplum bu kadar savunmasız, hastalıklı ve paramparça edilmemiştir. Özellikle kadınlar bu cinsiyetçi toplumun en fazla istismar ve sömürü uygulamaları altındadır. Rêber Apo’nun çıkışı uygarlığın en çürümüş halini ifade eden kapitalist modernist aşamanın yaşandığı günümüz koşullarında daha derinlikli bir özgürlük ve umudu ifade etmektedir. Erkek egemenlikli sisteme karşı özgür yaşamın doğuşudur. Önderlik uygarlık ve devlet çözümlemeleriyle tarihi yeniden toplum ve kadınlar lehine yorumlamıştır. Uygarlığın özellikle ana-kadın toplumunun bastırılması ve parçalanması üzerinden ters yüz ettiği hakikatleri yeniden gün yüzüne çıkarmıştır. Rêber Apo, hakikate ulaşmış ve bunun yolunu tüm ezilen insanlığa göstermiştir. İnsanlığın ve kadınların tümden güçten düşürülüşü karşısında büyük bir aydınlığı, umudu gösterdiği gün gibi açıktır. Rêber Apo’nun felsefesi özgür yaşam felsefesidir. Oysa güçlü ve kurnaz erkeğin kültürü uygarlık ise ölümü, çirkinliği, kötülüğü, bireyciliği, ahlaksızlığı, laneti temsil etmektedir. Uygarlığın kadınlar başta olmak üzere tüm toplumdan talan ettiği değerlerin yeniden topluma verilmesi, toplumun güçlendirilmesi sözkonusudur. Başta biz Kürt kadınları bugün özgürlüğümüz için mücadele edebiliyorsak bunun Önderliğin özgürlükçü yaklaşımlarının mutlak sonucu olduğunun bilincindeyiz. Önderliğin kadın özgürlüğünü toplumun merkezine almasından kaynaklı erkek egemenlikli iktidarlar tarafından hedeflenmiştir. Kadının yeniden yüceltilmesi, özgür bir kişiliğe kavuşturulması erkek egemenlikli sisteme en büyük darbedir. Yine Rêber Apo, İmralı sürecinde komploculara karşı demokratik-ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü bir toplum modeli geliştirmesi halkların ve kadınların yeniden doğuşudur. Artık sadece devletin tek baskıcı iradesi değil, demokratik özgür toplumun da iradesi vardır. Artık tek yanlı egemen erkek iradesi değil, özgür kadının iradesi de vardır.
Kürdistan kadın özgürlük hareketi olarak yaşam kaynağımız olan Önder Apo’nun doğuşunu özgürlüğün yolunun açılması olarak görüyoruz. Ama ne yazık ki bir 4 Nisan’ı daha Önderlik İmralı işkencehanesinde geçirdiğinden dolayı büyük acı duymaktayız. Bizler kadınlar için tüm insanlık için bu kadar büyük sorumluluk duygusuyla hareket eden, yol gösteren Önderliğin İmralı’da en ağır koşullarda tutulmasını kabul etmedik, etmeyeceğiz. Mücadelemizin temel gündemi Önderliğin sağlığı ve özgürlüğüdür. Hücre cezalarıyla sistematik işkence sistemi geliştirilmiştir. Önderliğin düşünmemesi, yazmaması, sesini duyurmaması için çok kapsamlı saldırılar yapılmaktadır. Bir insanın düşünmemesini istemek öldürmekle aynı anlama geldiği açıktır. Önderlik öyle bir baskı sistemi altındadır ki penceresinden baktığı iki yeşil ağaç dahi kesilmiştir. Ağaca bakmak bile yasak. Ağaçların Önderliğe yakın durması bile yasak. Kuşların bu ağaca konması, ötmesi bile yasak. Küçük bir çiçeğin çıkması bile yasak.
Önderliğin doğum günü olan 4 Nisan’dan dolayı sadece o gün değil, tüm Nisan Ayı’nın daha fazla Önderliğe sahiplenme ayına dönüşmesi gerekmektedir. Nisan Ayına Önderliğin özgürlüğü damgasını vurmalıdır. 8 Mart kadın serihildanlarında görüldüğü gibi Kürt kadınları Önderliğine radikal sahiplenmiştir. Bu görkemli kadın serihildanlarının Nisan ayında da Önderliğin meşrulaştırılmasına ve özgürlüğü konusunda daha fazla duyarlılık ve somut adımların atılmasına dönüşmesini beklemekteyiz. 8 Mart kadın serihildanları bir kez daha gösterdi ki, kadınların mücadelesi Önderliğin özgürleştirilmesinde en büyük itici güç konumundadır. 4 Nisan’da ağaç dikme seferberliği ile bugünü kutlamak önemlidir. Özgür yaşam felsefesi ağaç dikme, ekolojik bilinçle daha da derinleşmektedir. Bu 4 Nisan’da Önderliğin görmemesi için kesilen ağaçlara inat her yeri yeşile büründürmeliyiz. Bir değil binlerce ağaç dikmeliyiz. Komploculara inat canlılıkta ısrarlı olduğumuzu göstermeliyiz. Tüm kadınlarımızı Önderliğimizden aldığımız güçle, serihildanlardaki özgürlük ruhumuzla Rêber Apo’yu daha fazla sahiplenmeye, özgürlüğü için daha fazla mücadeleye çağırıyoruz. Biz Kürt kadınlarına yakışanda Önderlikle özgürleşmektir.