- Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi önünde konuşan DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu topraklara kalıcı bir barış gelene, hukuk ve adalet gerçek anlamda tecelli edene dek mücadelemiz devam edecek” dedi.
DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyet, hakkında 19 yıl 6 ay hapis cezası verilen Colemêrg Belediye Eşbaşkanı Sıddık Akış ve diğer tutsakları ziyaret etti. Wan Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER), Tülay Hatimoğulları’nın katılımıyla siyasi tutsakların durumuna ilişkin Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi önünde açıklama yaptı. Tülay Hatimoğulları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne rağmen hâlâ pek çok siyasetçinin cezaevlerinde olduğunu hatırlattı.
Gerekçeleri tamamen siyasi
Cezaevinde ziyaret ettikleri Sıddık Akış’ın ve diğer siyasi tutsakların durumlarını aktaran Tülay Hatimoğulları, Akış’a verilen cezanın kabul edilemez olduğunu yineledi. Tülay Hatimoğulları, “Akış’ın seçimlerden 60 gün sonra tutuklanmasının nedeni ortadadır. Böylesi bir süreçte 30 Nisan’da bu kararın verilmesi kabul edilemez. Bu kararlar süreci sabote eden kararlardır. Toplumun bu anlamda çok önemli beklentileri var, ancak birileri daha önceden bozulmuş bir dosyadan yerine kayyum atanan bir belediye eşbaşkanına 19 yıl ceza veriyor. Gerekçeleri hukuki değil. Dosyada yer alan gerekçeler ise siyasi parti çalışmalarıdır. Bizler elbette siyaset yapacağız” diye konuştu.
Kayyum çekilmeli
Tülay Hatimoğulları, halktan alınmayan rızanın, kayyumla alılmaya çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti: "Bakın bir aya yakın Wan-Hakkari yolu kapalı kaldı. Hakkarililer hastalarını hastaneye götüremedi. Kayyum vali ve yetkililer, o yolu yapmak için girişimde dahi bulunmadılar. Başka belediyelerimize de kayyum atandı. Bugün Wan’dayız. Burası 14’te 14 yaptı. Belediye eşbaşkanımıza başta mazbata sürecinde zorluk çıkardılar. Daha sonra da kayyum atadılar. Seçilmiş belediye eşbaşkanlarımız halkımızın iradeleridir. Kayyumlarla hiçbir denklemi değiştiremezsiniz. Demokrasinin temeli seçme ve seçilme hakkıdır. Seçilmişlerin yerine atanmışları getirmek otoriterliğin yansımasıdır. Kayyumlar geri çekilmelidir. Özellikle Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde atılacak en önemli adımlardan biri kayyumların lağvedilmesi ve seçilmişlerin göreve iade edilmesidir. Bu, sadece seçilmişin değil, seçenin de hakkını korumaktır.
İçeride bulunan tüm arkadaşlarımız, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ayşe Gökkan başta olmak üzere şunun sözünü bir daha veriyoruz sizler özgür olana dek bu mücadele devam edecek. Bu topraklara kalıcı bir barış gelene, hukuk ve adalet gerçek anlamda tecelli edene dek mücadelemiz devam edecek.”
* * *
Cezaevleri sorunu acildir
Cezaevlerinin tecrit ve izolasyon sistemine dönüştüğüne dikkat çeken DEM Parti'li Newroz Uysal Aslan, yasal düzenlemelerin acil bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
MA'ya konuşan DEM Parti Şirnex Milletvekili ve Meclis Adalet Komisyonu Üyesi Newroz Uysal Aslan, cezaevlerindeki sorunların artarak devam ettiğine dikkat çekerek, “Sayın Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinden sonra ceza infaz sistemi bir bütünden değiştirildi. F tiplerinden bugüne iradelerini kırma, politik tutumlarını, bağlılıklarını ortadan kaldırma mekanizmaları kuruldu” dedi. İnfaz yakmaları, hasta tutsakların tahliyesinin ertelenmesi gibi birçok sorunun halen devam ettiğini kaydeden Newroz Uysal Aslan, “S ve Y Tipi Yüksek Güvenlikli cezaevlerinde tedaviye erişim hakkının engellenmesi, ailelerinden uzak yerlere sürgün gönderilme, hapishanelerdeki izolasyonun artmasıyla beraber şüpheli ölüm ve intiharlarda da çok yoğun bir artış olduğunu görüyoruz” diye konuştu.
Kürt sorununun parçası
Cezaevlerinin Kürt sorununun bir sonucu, parçası, hem de bir etkeni olduğunu dile getiren Newroz Uysal Aslan, şunları söyledi: “Çünkü siyasi mahpusların tamamı da Kürt sorununun bir parçası olarak varlık gösteriyor. Bu tutsaklar, demokratik siyaset, örgütlenme özgürlüğü ve ifade özgürlüğünü kullandığı için hapishanede tutulan ve ağır cezalarla yargılanan, cezalandırılan ve bu tecrit sisteminin parçası haline getirilen mahpuslardır. Sürece uygun bir adım atılacaksa tutsaklara dönük ihlallerin sonlandırılması gerekir. Devletin cezaevlerine ilişkin acil bir şekilde yasal uygulamaları devreye koyması lazım."
Yapısal sorunlar var
Hasta tutsaklar meselesinin vicdani bir mesele olduğunu dile getiren Newroz Uysal Aslan, şöyle konuştu: “Her zaman hasta mahpusların tahliyesinin süreçten bağımsız biçimde hukuken ve vicdanen görülmesi gerektiğini söyledik. Bir bütünen Türkiye hapishanelerdeki hasta mahkûmların tedaviye erişimi ile ilgili ciddi bir yapısal sorun var. Mevcut mevzuat, Kürtlere düşmanlık üzerinden çıktı, ‘terör’ yaftası üzerinden cezayı arttırdı. Öncelikli olarak bu mevzuatın değişmesi gerekir. İkincil olarak mevzuatta yer alan, ayrımcı bir biçimde siyasi mahpuslara yöneltilen hak gasplarının durdurulması gerekir. Türkiye'deki S, Y, Yüksek Güvenlikli ve F Tipi gibi izolasyon cezaevlerinin ortadan kaldırılması gerekir.”