Süreç için koordinatörlük ve kurul

Tuncer Bakırhan

Tuncer Bakırhan

  • MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Rêber Apo'nun statüsünün önemine işaret ederek, tartışmalara son vermek için 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' tanımını önerdi.
  • Buna destek veren DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, sürecin kurumsal bir zeminde ilerlemesi için Meclis çatısı altında bir “Barış İzleme ve Takip Kurulu” kurulmasını da önerdi.

Türkiye’yi yönetmenin ciddiyet; yönetmeye talip olmanın dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet istediğini; süreci, siyasi rekabetin gürültüsüne kurban etmeyeceklerinin altını çizen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Rêber Apo'nun statü meselesinin önemini vurguladı. Hukuki, siyasi ve vicdani ölçülere dikkat çeken Bahçeli, tartışmalara son vermek için bu statünün adının “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olmasını önerdi.  Devlet Bahçeli'nin statü ve yasal adımlar atılması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza attıklarını söyleyen DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, ayrıca Meclis çatısı altında “Barış İzleme ve Takip Kurulu” kurulmasını önerisini ekledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Grup Toplantısı'nda konuştu. Ortadoğu merkezli savaş ve yansımalarına dikkat çeken Bakırhan, "Böylesi bir tabloda Türkiye açısından en rasyonel yol dostlarını çoğaltmak ve düşmanlarını azaltmaktır. Türk'ün tarihsel dostu Kürt, Kürt'ün tarihsel dostu da Türk'tür. Kürt jeopolitiği bir risk değil, bir fırsat olarak görülmelidir. Korkuları değil, ortaklıkları çoğaltarak birlikte kazanabiliriz, birlikte büyüyebiliriz. Eşit yurttaşlık, demokrasi ve barış temelinde kurulacak yeni birliktelik, yalnızca içeride değil, bölgede de Türkiye'yi stratejik bir güç haline getirir. Türkiye'nin pozisyonu, Cizîr Belediyemizin logosunda olan, ortasında gücü ve dengeyi temsil eden aslan ve ters yönlere bakan çift başlı ejder misalidir. Bir yönü doğuya, bir yönü batıya, bir yönü geçmişe bir yönü geleceğe bakandır Türkiye. Türkiye, gücü ve dengeyi temsil edebilecek bir jeopolitik hakikate sahiptir" dedi.

Süreci ciddiye alan, hukuka bağlar

Türkiye'nin Ortadoğu'da stratejik önemi ve gücünü korumasının yolunun 22 Ekim ve 27 Şubat'tan geçtiğini belirten Bakırhan, şunları söyledi: "Çözüm, Kürt meselesinin demokratik çözümündedir. Kürt meselesini çözeceksek her defasında Ortadoğu'daki gelişmelere, Balkanlardaki gerilimlere, Kafkasya'daki çatışmalara, Akdeniz'deki hesaplara bakarak mı karar vereceğiz? Bu mantık doğru bir mantık değildir. Son 20 yılda sadece yanıbaşımızda 14 büyük savaş yaşandı. Bu bakımdan ertelemeyle yol alabileceğimiz bir eşikte değiliz. Barış, kaygı ve tereddütlerle değil, cesaretle olur. Bugün barış için tüm şartlar uygundur ama ne yazık ki temel sorun siyasetsizliktir. Altını önemle çizmek istiyorum. Bu sürecin ciddiyetinin adı hukuktur. Süreci ciddiye alan onu hukuka bağlar. Barış bir tohumsa hukuk onun toprağıdır. Toprağı olmayan bir yerde tohum yeşerir mi?

Hukukun önüne duvar

Aylardır tartışılan tespit ve teyit meselesi, hukukun önüne konulan duvar değil, hukuka açılan kapı olmalıdır. Silahlı bir örgüte 'ülkeye gel, demokratik siyasete dön' dedikten sonra hangi hukukla karşılanacağını da söylemeniz gerekmiyor mu? İki tarafın kaygılarını anlıyoruz ve DEM Parti olarak şunu teklif ediyoruz; Sayın Kurtulmuş, Komisyon'daki partilerin koordinatörlerini önce bir çağırın. Elimizde Komisyon raporu var. Özel yasayı hemen Meclis’e sunalım, bu teklif bir haftada yasallaşsın. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın. Sayın Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği, özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturulsun. PKK gereğini yapmazsa o zaman toplum çıksın desin ki; evet, Kürt tarafı görevini yapmadı." 

Niyet ve inisiyatif

Apocu Hareket Yönetimi'nin haklı açıklamasını hatırlatan Bakırhan, "Örgüt bir niyet ortaya koyar, devlet inisiyatif alır. Dünyanın her yerinde öyledir. Barışın yasasını getirecek kurum iktidardır. Çıkarılacak yer Meclis’tir. Komisyon raporu barış için son söz değil, ilk sözdür. Raporun somut önerileri ortadadır. Daha fazla geciktirmeden gereğini yapalım. Süreç belirsizlik içinde bırakılırsa herkes kendi korkusunda büyür. Herkesi sorumluluğa çağırmak için konuşuyoruz. Ortada apaçık ve tarihi bir imkân var. Bunu bekleterek riske atmak siyasi akıl değil, siyasi vebal üretir" şeklinde konuştu.  

Rêber Apo'nun durumu

Rêber Apo'nun hukuki durumunun açık ve net bir çerçeveye kavuşmasının büyük önem taşıdığını; fiziki koşulların iyileştirilmesinin, görüşme ve iletişim imkânlarının genişletilmesinin, sürecin sağlıklı ilerlemesi için zorunlu olduğunu belirten Bakırhan, şöyle devam etti: "Hem sürecin baş aktörü hem de hâlâ 12 metrekarelik bir hücrede böylesine 100 yıllık, büyük ve devasa bir sorunun muhatabı olarak 'Gel bu süreci yürütelim' demek doğru mudur? Sayın Öcalan'ın bir derdi var: Başlattığı bu mücadelenin demokratik yasal adımlarla birlikte artık başka bir evreye taşınmasıdır. Böylesi bir ağır süreçte muhatabın çalışma, görüşme, iletişim imkanlarından yoksun bırakılması siyaset aklıyla açıklanamaz. Sayın Bahçeli'nin 'Öcalan'ın statüsü ne olacaktır?' sorusu bu açıdan tarihidir. Bu soru hâlâ orta yerde duruyor ve hâlâ cevabını beklemektedir. 

Tarihi birlikte yazalım

Sayın Bahçeli'nin Grup Toplantısı'nda statü ve yasal adımlar atılması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan'ın da süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir sözü üzerine diyoruz ki; tarih cesaret edenleri yazar. Buyurun tarihi birlikte yazalım Sayın Erdoğan. Makul öneriler sunuyoruz ve gerçekten bu süreci geliştirmeye çalışıyoruz.

Meclis'te bir kurul önerisi

DEM Parti olarak sürece katkı sunacağına inandığımız somut başka bir önerimiz daha var. Şimdi bu süreci risklerden koruyacak, takibini yapacak bir mekanizma kuralım. Adı 'Barış İzleme ve Takip Kurulu' olsun. Meclis'teki siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin, kolaylaştırıcı olsun. Kurul, denetleyen değil, takip eden ve kolaylaştıran bir mekanizma olabilir. Atılması gereken adımları hızlandırır. Ortak aklı işletip sürecin kazasız ve güven içinde ilerlemesine katkı sunabilir. Kurul, akademi ve sivil toplum ile istişarede bulunabilir. Süreçle ilgili atılması gereken adımları siyasi liderler ve aktörlerle görüşüp hızlandırarak ortak akıl ve vicdanı işletebilir. Bakalım bu öneriye diğer siyasi partiler ne diyecek? 

Acil adımlar bekliyor

Türkiye'nin adalet meselesi, artık yargı paketleriyle geçiştirilecek bir sorun değil. İhtiyaç bütünlüklü bir hukuk reformudur. Cezaevlerinde 414 bini aşan tutuklu ve hükümlü var. Toplumda adalete olan inanç neredeyse sıfırlandı. Hapsetmeyi büyüten düzen toplumu daha güvenli, daha adil kılmadı. Yasalar mahkumiyeti öncelememeli. Tutuklu yargılama müessesi artık istisna olmalıdır. İnfaz düzenlemesi, hasta mahpusların özgürlüğü, uzun tutukluluğun son bulması, idare ve gözlem kurullarının kaldırılması, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması gibi adımlar, acil atılması gereken adımlardır." 

Bahçeli, Yasama'yı işaret etti

DEM Parti Eşbaşkanı'nın da işaret ettiği MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Grup Toplantısı'ndaki konuşması, hem ortağı AKP'ye ve muhalefete uyarılar hem de sürece dair somut öneriler içeriyordu. Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun tarihi bir vazife üstlendiğini hatırlatan Bahçeli, sırada siyasi ve hukuki düzenlemelerin olduğunu söyledi. Meclis'te gerekli yasama faaliyetlerinin hız kazanacağını belirten Bahçeli, "Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir" dedi.

Sürecin sağlıklı işlemesi için

Bir gerilla grubunun 11 Temmuz 2025’te sembolik törenle silah bırakmasının, önemli bir aşama olduğunu anımsatan Bahçeli, elbette bu törenin, tek başına nihai sonuç olmadığını; sürecin titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütüleceğini söyledi. Bu kapsamda Rêber Apo'nun statü meselesinin konuşulmasının da daha önce ifade ettiği gibi, kendileri açısından önemli olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir" şeklinde konuştu.

Mekanizmanın özü açık olmalı

"Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır" diyen Bahçeli, şöyle devam etti: "Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' olmasını öneriyorum. Elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır."

Ciddiye, dirayet ve mesuliyet

Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyasetinin ve 'Terörsüz Türkiye vizyonu'nun küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamayacağını söyleyen Bahçeli, şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Milli meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz. Terörsüz Türkiye başlığını siyasi rekabetin gürültüsüne kurban etmeyeceğimizin altını çizmek gerekir. Devletin güvenlik anlayışını da milletin huzur arayışını da bölgemizdeki istikrar ihtiyacını da gündelik polemiklerin oyuncağı haline getirmeyiz. Kim bu süreci sığ hesaplara indirgerse, Türkiye’nin önündeki stratejik fırsatı okuyamamış olur. Kim bu hedefi karalamaya kalkarsa; anaların gözyaşını, gençlerin beklediği umudu, şehirlerin beklediği yatırımı, yarının şafağında bizi bekleyen büyük ve güçlü Türkiye’yi görmezden gelmiş olur. Terörsüz Türkiye meselesinde kaybedilecek her gün, Türkiye’nin geleceğinden eksilmiş bir gündür." ANKARA

* * *

Özel: Tarihi sorumluluk alanıdır

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, süreci bir rekabet ve husumet veya muhalefet alanı olarak görmediklerini belirterek, "Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır. Attığımız her adımı kararlılıkla atarız" dedi.

CHP Genel Başkanı Özel, partisinin Grup Toplantısı'nda sürece ilişkin de konuştu. Özel, şunları söyledi: "Terörsüz ve Demokratik Türkiye konusunu açıkça söyleyeyim. Terörsüz Türkiye, PKK'nın silah bırakması, demokratikleşme adımlarının atılması, altına hep birlikte imza attığımız raporun 6 ve 7. kısımları, bu mesele bir rekabet alanı değildir. Bir husumet alanı olamaz. Bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır. O yüzden CHP olarak hem katıldığımız Komisyon, altına imzamızı koyduğumuz hem barışı hem demokrasiyi savunan; AİHM ve AYM kararlarını, demokratikleşmeyi, yargı ile ilgili sorunları çözen; PKK'yı silahsızlandıran, Türkiye'de içerideki sorunu bitiren; Türkiye, Suriye, İran, Irak, bütün Kürtler için ülkelerinde, ülkelerinin birlik ve beraberliği içinde en eşit şekilde yaşayacakları bir yarın için inisiyatif koyan yaklaşımımızı bir kez daha teyit ediyoruz, altına bir kez daha imzamızı atıyoruz.

Biz hem Türkiye'nin komşuları ile ilişkilerini hem dünya ile ilişkilerini hem de Türkiye'nin iç cephesinin en kuvvetli olması gerektiği zamanda durması gerektiği yeri bilen bir partiyiz. Kimse kusura bakmasın, öyle ne pazarlıkla kurulduk ne ayrılıkla kurulduk. Ne bir avukat bürosunda rezidans tepelerinde kurulduk, 'Gömlek çıkardık' deyip de geçmişimizi inkar ettik ne de o gün için efendim 'Biz Amerikancıyız, her sözü verdik, bilmem ne yaparız' diyerek Oval Ofislerde verdiğimiz taahhütlerle gelip burada 1 Mart Tezkeresi’nde rezillikler yaşadık. Attığımız her adımı kararlılıkla atarız. Attığımız her adımda önce Türkiye Cumhuriyeti'ni, ondan sonra partimizi, ondan sonra kendimizi düşünürüz. Kimse bizi bugünkü iktidarın çıkarcılığıyla karıştırmasın. Durduğumuz yer bellidir. Bu parti iktidara yürüyor. İktidara hazırız. Her sorumluluğu almaya hazırız."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.