
Tanıklıkları belgeleyin
2. Yılmaz Güney Kürt Film Festivali final akşamı; Ahmet Soner, Enis Rıza Sakızlı ve Bingöl Elmas’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘’Belgesel sinema ve toplumsal bellek’’ konulu panel ile başladı. Panelde ilk olarak konuşan Enis Rıza Sakızlı, ‘’Tarihi aktaramazsanız, büyük bir toplumsal travmaya neden olursunuz. Bugün yaşanan travma ve kaosun sebebi de yaşanmışlıkların yeterince aktarılamamış veya aktarılmamış olmasıdır. Belgesel sinema da bunu misyon edinir. Belgesel, yaşanmışlıkları anlatmak, onlarla hesaplaşmak ve bu temelde yeni bir gelecek inşa etmeyi görev edinmiştir” dedi. Daha sonra söz alan Ahmet Soner ise, her şeyin bir belge olduğunu vurguladı. ‘’Fotoğraf bile çekerseniz bu bir belgedir. 10-15 yıl sonra bu fotoğraf bir belgesel konusu olur” sözleriyle devam eden Soner, gerekirse her şeyin kurgulanmadan en kısa sürede belgelenmesi gerektiğini söyledi. Son konuşmacı Bingöl Elmas ise, belgeselin sonradan dönüp bakıldığında yaşanmışlıklar üzerine daha sağlıklı düşünmeye yaradığını ifade etti. ‘’Zaten geçmişle olan bağlarımızı koparmak konusunda hoyratça tavırlar sergileyen bir ülkede yaşıyoruz” diyen Elmas, bu yüzden tüm tanıklıkların belgelenmesi gerektiğini ifade etti.
Festival, daha sonra Yüksel Aksu’nun ‘’Entelköy Efeköy’e Karşı’’ filmiyle devam etti. Ödül törenine, geçtiğimiz gün Êlih Belediyesi’ne yapılan ve yaklaşık 60 kişinin gözaltına alındığı operasyon damgasını vurdu. Tören öncesi konuşan Êlih Belediye Başkanvekili Serhat Temel, gözaltına alınan arkadaşlarını unutmadı. Kendilerinin halka hizmet etmekten başka bir amaçları olmadığını söyleyen Temel, yapılan operasyonların alışılagelmiş baskıcı, kör ve asimilasyon kokan bir zihniyetin ürünü olduğunu ifade etti.
Ödül töreninden önce söz alan sanatçılar da, Êlihlilerin belediyelerine sahip çıkması gerektiğini vurguladı.
Ödül gerillalara adandı
Konuşmalar sonrası ödül törenine geçildi. Bu sene Kısa Film, Kısa Film Öykü ve Belgesel dallarında ödül verildi. En İyi Kürtçe Kısa Film Öykü Ödülü’nü ‘’Qapsul’’ adlı filmi ile Yakup Tekintağaç layık görülürken, En İyi Belgesel Ödülü ‘Halabja-Halepçe’ ile Arkam Hidou’nun oldu. Ödülünü alırken konuşan Arkam Hidou, her gün Kürdistan’da yeni bir Halepçe olayı yaşandığına vurgu yaparak, ödülü, geçtiğimiz aylarda Türk ordusunun savaş suçu işleyerek kullandığı kimyasal silahlarla katlettiği 36 HPG gerillasına adadığını söyledi. Hidou’nun konuşması ayakta alkışlandı.
En İyi Belgesel kategorisinde İzleyici Ödülü ‘’Evdalê Zeynikê’’ ile gazetemizin yazarı da olan yönetmen Bülent Gündüz’e verildi. En İyi Kürtçe Kısa Film Ödülü’ne, ‘’Pera Berbangê’’ filmi ile Arin İnan Arslan layık görüldü. İkincilik ödülü ‘’Ademin Kuyusu’’ filmi ile Veysel Cihan Hızar’a, üçüncülük ödülü ise ‘’Yusuf’un Rüyası’’ filmi ile Ferit Karahan’a verildi. Kürtçe Kısa Film kategorisinde İzleyici Ödülü de, ‘’Ali Ata Bak’’ filmi ile Orhan İnce’ye verildi.
Barajları kurdurtmayacağız
Festivalin final akşamı katılımcıları, ödül töreni ardından Kürt sineması üzerindeki baskıları, siyasi ve askeri operasyonları meşaleli yürüyüş ile protesto etmek istedi. Ancak polis yürüyüşe izin vermedi. Bunun üzerine Yılmaz Güney Sineması önünde meşaleler yakıldı ve basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı yönetmen Bülent Gündüz okudu. Aydın Orak’ın „Bêrîvan“ adlı belgeselinin valilik tarafından yasaklanmasını kınayan Gündüz, devamla şu konulara dikkat çekti: „Bununla beraber Êlih Belediyesine yapılan operasyon, Hasankeyf’e yapılması planlanan baraj yaratıcılığımıza, tarihle olan bağımıza, özgürlüklerimize baraj kurmaya çalışan aynı vahşi siyasi aklın ürünleridir. Demokratik Kürt siyasetine dönük meşru olmayan operasyonlar hala devam etmektedir. Bizler sulara da, siyasete de, sinemaya da baraj kurulmasına karşıyız. Bu barajları kurdurtmayacağız. Bu barajlara su tutturmayacağız.”
MEHMET ÜÇAR/ÊLÎH