
Böyle söylüyor, Kürt gazeteciliğinin emekçilerinden Mahmut Önder. İzleyicileri ve Stêrk TV'deki iş arkadaşları, ona "Mamoste" yani "öğretmen" diyor.
37 yıldır gazetecilik yapıyor Mamoste. Gazeteciliğe, 1977'de Amed'te yaşarken makaleler yazarak başlıyor. Devrimci Doğu Kültür Dernekleri (DDKD) gibi dönemin siyasi hareketlerinde de aktif yer alıyor. Bir dönem, Diyarbakır Yol-İş Sendikası'nın genel sekreterliğini de üstleniyor. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra da defalarca tutuklanıyor, işkence görüyor.
Cuntanın baskılarından dolayı ülkesini terk etmek zorunda kalan birçok Kürt gibi Mamoste de sürgüne çıkıyor. Önce, Filistin ve Lübnan'daki askeri kamplarda iki yıl kalıyor. Sonra kaçak yollarla ülkeye dönüp eşi ve üç çocuğuyla birlikte kaçak yollarla Avrupa'ya gelip Danimarka'ya yerleşiyor.
1995 yılında, ilk Kürt televizyonu olan Med TV'nin kurulmasıyla birlikte, Mamoste'nin Kürt medyasındaki yolculuğu başlıyor. Mamoste, bugün hala Stêrk TV'de hafta içi saat 22:00'da gece haberlerini; Cumartesi günleri ise saat 10:00'da Nêrîna Gel (Halk Görüşü) programını sunuyor.
Mamoste, yalnızca gazeteci değil; bir taraftan da gerçek bir "mamoste", eğitmen... Med TV ve Roj TV'deki birçok muhabire Kürtçe kursu vermiş. Bugün de MedNûçe ve Stêrk TV çalışanlarına tecrübelerini aktarmaya çalışıyor.
Birçok olaya tanıklık etti
Mamoste Mahmut Kürt basınında çalıştığı yıllar içinde Kürtleri ve dünyayı etkileyen birçok olaya da tanıklık etmiş. Bu olayları şimdi de izleyicilere aktarmaya devam ediyor. Ama bu olaylardan birini, "uluslararası komplo"yu anlatırken, yıllar geçmesine rağmen bugün de etkileniyor.
Kürtlerin "Roja Reş" kara gün olarak tanımladığı 15 Şubat 1999… Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın uluslararası bir komployla Türkiye'ye teslim edilişinde ve sonrasında bir gazeteci olarak yaşadıkları, tanık oldukları, Mamoste'nin ilerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen gazeteciliğe devam etmesinin en önemli nedenlerinden biri.
Öcalan'la karşılaşmasını şöyle anlatıyor Mamoste: "Ben DDKD'liyim o zamanlar. Apocular diye sık sık duyuyoruz, grubun ismini. 1977 yılında, Dev-Genç üyelerinden İsmail Gökhan Edge, işkenceyle öldürülmüştü. Amed'de cenaze törenindeyiz. Bana dediler ki, Apo da gelmiş. İsmini hep duymuştum, tanımak istiyordum. Olduğu yere doğru yaklaştım, bir grupla sohbet ediyorlardı. Konuşmalarını bölmek istemediğim için tanışamadık. Yıllar sonra bir karşılaşmamızda o günü hatırlayıp hatırlamadığını sordum. 'Hatırlamaz mıyım? Ama seni görmedim' dedi. Ben de, 'Ama biz sizi gördük' dedim."
Komployu ilk aktaranlardan
Uluslararası Komplo gerçekleşmeden saatler önce, gece saat 12 sıralarında Öcalan, Med TV'ye faks çekiyor, "Durumumuz iyi değil" diyor. Mamoste ve televizyon çalışanları, Kenya'nın başkenti Nairobi'ye, faksın geldiği numaraya ulaşmaya çalışıyorlar. Uzun uğraşlar sonunda, saat 01:30 civarında Öcalan'ın danışmanlarına ulaşılıyor. Danışmanlar, "Başkan'ı kaçırdılar, nerede olduğunu bilmiyoruz" diyorlar. Bunun üzerine Mamoste ve Med TV çalışanları, sabah 06:00'dan itibaren canlı yayına başlıyor. Dönemin başbakanı Ecevit'ten dört saat önce Mamoste Mahmut, Med TV ekranlarında canlı olarak Öcalan'ın kaçırıldığını ve nerede olduğunun bilinmediğini söylüyor. Bir taraftan halkı bilgilendirmek gibi bir görevlerinin olduğunu ve bunu yerine getirdiklerini; ama aynı zamanda Kürt halkını sakinleştirmeye de çalıştıklarını söylüyor Mamoste.
O gün birçok kişi arayıp canlı yayına bağlanıyor. Mamoste'yle halk arasında duygusal bir bağ kurulmuş. Arayanlardan biri, Amed'ten bir kadın. Ağlayarak, "Başkan ellerinde! Oğluum, oğlum; başkan ellerinde! diyor. Ecevit'e ve Çiller'e beddualar ediyor. Telefondaki bu kadın, Mamoste'nin annesi.
O gün hem telefonla yayına bağlananlar hem de Mamoste, canlı yayında ağlıyor. Kelimeler yerlerini zaman zaman hıçkırıklara bırakıyor.
O haberi duyurana kadar…
Mamoste Mahmut, bunları anlatırken bir ara sustu. Gözlüğünü çıkarıp masaya bıraktı. Elleriyle gözyaşlarını sildi; anlatmaya devam etti: "Saat 10:30'da Bülent Ecevit açıklama yaptı. Başkanın görüntüleri ekranda gösteriliyordu. Bundan sonra ben ve televizyondaki diğer arkadaşlar, herkes bir köşeye çekildik. Bir odaya girdim ve içimi boşalttım."
Mamoste bunları anlatırken, konuştuğumuz yerin arkasında Stêrk TV açıktı. Hatip Dicle, tahliye olduktan bir gün sonra basın açıklaması yapıyordu. Arkasında, Öcalan'ın çerçevelenmiş fotoğrafı... Televizyonun sesini açıp dinlerken Mamoste, bana bakarak, şöyle dedi: "Öcalan'ın tutsak edilişini, o kara haberi Kürt halkına ilk ben duyurdum. Özgür oluşunun haberini de duyurana kadar emekli olmayacağım."
BARAN ADIYAMAN