Her varlığın doğuştan hâsıl olduğu bir şey özgürlük. Eksikliği bir yanılgı, eksikliği bir yarımlık, bir olmama durumu. Özgür olmak, doğuşla birlikte kendini varetmektedir. Kürtçe azad-aza şeklinde dile gelir özgür olma durumu. A-za etimolojik olarak baktığımızda doğmuş olan anlamındadır. Doğmuş olmak özgür olmak demektir. Varlığın, varolmasının koşulunun özgürlük olduğu gerçeği, bu Kürtçe kelimenin de ruhuna yerleşmiş.
Evren iradesinin bir yansıması olarak da düşünebileceğimiz özgürlük, özünde, doğumla birlikte varolan, varlıktan ayrılması mümkün olmayan, sonradan kazanılması durumunun gerçek olmadığı, düşünülemediği bir durum. Tabi ki kölelik gibi özgürlüksüzlük durumu ortaya çıkana kadar. Özgürlüğün olmayışı, yok oluştur. Özgür yaşayamamak var olmamaktır. Özgürlük yanılgısını yaşayan bir kölelik durumu ise varolduğu yanılgısını yaşayan bir hayalet olmakla eşdeğerdir. Yaşamın kendini kanıtlaması için özgür olması bir zorunluluktur. Bundan dolayı özgürlük mücadeleleri kölelik-sömürü tarihiyle paralel kendini göstermiştir.
Kürdistan’da kıyasıya bir özgürlük mücadelesi veriliyor. Dil ile, kültürle, taşla, silahla, kelimelerle, nefes alış verişlerle… Yaşayarak ya da ölerek… Canlı ya da cansız bedenlerle. Yaşam ile ölüm arasındaki uçurumda damla damla eriyen bedenlerle… Nirvana’ya ulaşma yolunda canlarını hakikat damlası kılıp eriten ve hakikati aşkla arayan yüreklerle ve beyinlerle…
Gerilla ya da sivil halk, özgürlük mücadelesiyle bir şekilde buluşanların her gün verdiği bedeller de varolmanın, kendi hakikatini görünür kılmanın şartı olarak evrenin özgür iradesine yazılıyor. Özünde özgürlük, ne bedel isteyen bir durumdur, ne de savaşların ödülüdür. Doğal oluşun koşulu olarak kendini vareden bir durumun engellenmesi varoluş karşıtlığıdır ve ortadan kaldırılması gerekliliği mücadele etmeyi zorunlu kılar.
Bugün, bu mücadele doğrultusunda savaşmanın kaçınılmaz olduğu bir aşamadayız. Tüm savaş bilançolarına, çözüm girişimlerine, ateşkeslere, eylemsizlik süreçlerine ve çözüm çağrılarına rağmen özgürlüksüzlük dayatması, süreklileşen bir savaş ilanı olarak Kürdistan’a dayatılmaktadır.
Hegemonyanın kesinlikle bırakmak istemediği bir sömürü sistemi ve bu sistemi parçalama riskini çok fazla taşıyan özgürlük hareketinin çözüm önerileri karşı karşıyadır. Kıyasıya sürüyor savaş. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği çağ çözümlemesi, projelerle somutlaştırılmış çözüm önerileri, bu önerilerin Kürt özgürlük hareketince geliştirilen uygulama çalışmaları, Kürt halkının yoğun bir kitlesellikle çalışması ve anlamlı bir zirveleşme olarak halkların demokratik kongresi çalışmalarının demokratik ulus ekseninde başlatılması, bu kıyasıya savaşta bütünüyle çözüm tarafını oluşturmaktadır.
Sömürü tarafı, karşısındaki çözüm tarafının gücünü, anlamını ve hakikat değerini gördükçe, negatif olarak kendi tarafından bunları çürütmeye ve yok etmeye çalışıyor. Kürdistan özgürlük mücadelesinin neredeyse hayatını kaybedenlerinin yetmiş beş milyona ulaştığı, milyonlarcasının birlikte Newroz kutladığı ve yüz binlercesinin günlük olarak serhildanlar yaptığı gerçeği bir tarafta. Diğer tarafta da ilkokul aritmetiğini dahi sökemeyen, faşizmin cinnetinden kurtulamayan ve sayı sayamamasına rağmen bakan olabilenlerin yaşadığı bir ülke, hatta bunlarla yaşamayı güçlü bir şekilde reddetmeyen kitleler gerçeği.
Kürt insanının doğduğu, kelimelerini öğrendiği, adım adım yaşamı soluduğu, ilişkileriyle, toprağı, hayvanı, ağacı ve iklimiyle birlikte kendini varettiği mekân olarak Kürdistan, Kürt yaşamının kök saldığı, özgür bir kendinlik alanıdır. İnsanın doğayla birleşerek oluşturduğu hakikatin temel bileşenidir.
Özgürlük mücadelesi tarihiyle birlikte bu hakikate, insanı doğayla birlikte vareden gerçeğe daha çok yaklaştı Kürt halkı. Daha çok kendisi olmaya başladı. Kendiliğini ona yeniden hatırlatan hakikate sarıldı.
İşte hakikate sarılan Kürt kızlarından biri…
Perihan Parlak özgürlüğün kaçınılmazlığını yüreğine söyledi ve gerillaya katıldı. Adını Berîvan koydu. Semsur’da Cizre serhildanlarının öncülüğünü yapmayı istercesine bir Berîvan oldu. Berîvan, kahramanlık gününde, Agit yoldaşla aynı günde şehit düştü. Toprağa verildiğinde, aynı anda on dört yoldaşı daha toprakla buluşuyordu. Mardin, Batman, Amed ve birçok Kürdistan şehri aynı duyguları yaşadı aynı anlarda. O anda Berîvan’ın dayısı mezarının başındaydı. Şehidin arkasından söylenebilecek en anlamlı sözleri söyledi. Ve onun sözlerini bizler de Berîvan’ı yüreğinde yeşertme sözüyle yüreğimize yazıyoruz.
‘’Dağdaki kuşun, yılanın, sudaki balığın yumurtalarını bıraktığı bir yuvası var. Biz Kürtler de bu topraklarda doğduk, burada yaşıyoruz, bizim de yuvamız burası Kürdistan’dır. Benim atalarım bin yıllardır bu topraklarda yaşadı. İster kabul et istersen etme, bizim yurdumuz burası Kürdistan’dır”.