Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) öncülüğünde, Amed'de düzenlenen 1.Ortadoğu Kadın Konferansı devam etti. Fransa'nın başkenti Paris'te katledilen 3 Kürt kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'e adanan konferansın ikinci ve üçüncü günlerinde de 26 ülkeden katılan kadınlar mücadele deneyimlerini paylaştı.

Konferans'ın birinci gününde 'Ortadoğu'da kadına dayalı toplumsal tarih ve toplumsal cinsiyetçiliğin inşası' başlığı altında tartışmalar yürütülürken, ikinci gününde 'Ortadoğu kadın hareketleri deneyimleri ve son siyasal değişimlerdeki rolü', üçüncü ve son gününde ise, 'Ortadoğu'da kadın hareketlerinin ortak mücadele sorunları ve çözümleri' konu başlıkları altında tartışmalar yürütüldü, çözüm önerileri geliştirildi. Bahreyn, İran, Filistin, Hindistan, Libya, Lübnan, Tunus başta olmak üzere 26 ülkeden farklı kültür, din ve dilden kadın delegeler katıldı. Konferansa ayrıca BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk'un yanısıra, Amed Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, BDP kadın milletvekilleri, HDK Kadın Meclisi, yazar, akademisyen, LGBT bireyler ve gazeteci kadınlar katıldı.

Rojava devriminde öncülük

Konferansın ikinci gününde 'Ortadoğu kadın hareketleri deneyimleri ve son siyasal değişimlerdeki rolü' konulu panel temelinde tartışmalar yürütüldü. Moderatörlüğünü BDP Kadın Meclisi Sözcüsü ve DÖKH aktivisti Pelin Yılmaz ile DTK Kadın Meclisi Sözcüsü Songül Morsümbül'ün yaptığı panelde, Rojava, Tunus, Irak, Filistin, Ürdün ve çok sayıda Ortadoğu ülkesinden gelen kadınlar deneyimlerini paylaştı.
PYD Eşbaşkanı Asiye Abdullah yaptığı konuşmada, "Kadın özgürleşmeden sorunlar çözülmeyecektir. Suriye'deki kadınların ve etnik kimliklerin özgürleşmesi için Kürt kadınları olarak devrime öncülük yapacağız" diye belirtti. Abdullah, başta Kürt kadın özgürlüğü için mücadele veren büyük devrimci Sakine Cansız, şahsında, tüm demokrasi ve eşitlik mücadelesinde yaşamını yitiren kadınları anarak konuşmaya başladı.

Demokratik anayasa için proje

Suriye halkının Baas rejimine karşı uzun yıllar mücadele verdiğini kaydeden Abdullah, "PYD olarak demokratik bir Suriye'nin inşası için, devrimin başlangıcından bu yana devrime öncülük ediyoruz. Temsil ettiğimiz siyasi irade gereği şiddet ve ölüm taraftarı değiliz. Ancak insanlar yaşamlarını yitiriyor" şeklinde konuştu. İki buçuk yıldan bu yana yeni bir paradigma üzerine çalışmalar yürüttüklerini de aktaran Abdullah, kurmak istedikleri sistemin ahlaksal bir toplum ve demokrasi eksenli ulus olduğunu belirterek, bu aşamada Suriyeli kadınlara büyük rollerin düştüğünü ifade etti.

Tunus'ta şeriata karşı direniş

Tunuslu Ahlem Belhadj, kadınların tüm alanlarda diktatörlere karşı yerlerini aldıklarını belirterek, Tunus'ta devrime öncülük yaptıklarını, 2 yıl önce kurulan kurucu mecliste kadın haklarının anayasal güvenceye alınması noktasında çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. Belhadj, "Tunuslu kadınlar olarak şeriat yanlılarına karşı direniyoruz" dedi. Kadınların kamu alanlarında görülmesinin yasaklanmaya çalışıldığına dikkat çeken Belhadj, "Herkes şunu bilmelidir ki, devrimci güçler ve bütün kadınlar bu konuda büyük mücadeleler vermektedir. Devlet kurumları, İslamcılar ve selefi gruplar kadına bunları yaşatmaktadır. Devrim var ve ilerliyoruz" şeklinde konuştu.

Irak'ta kadın işsiz oranı yüksek

Iraklı Ala Kemal Ali de, kadınların ciddi anlamda 1980'li yıllardan bu yana örgütlenerek mücadele yürüttüğünü vurguladı. Çalışan kadınların çok ciddi sorunlar yaşadığını ve kadın işsiz oranının yüksek olduğunu belirten Ali, "Bunun için önemli çalışmalar yapılmalı"dedi. Tüm çalışan kadınların benzeri sıkıntılar yaşadıklarına dikkat çeken Ali, kadınların sendikalar üzerinden çalışmalar yürütmeye başladığını, ancak iş yasasında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirterek, kadınların Ortadoğu ülkelerinde genelde sözleşmeli olarak çalıştırıldıklarını ifade etti. "Belki Kürdistan bölgesinde olumlu anlamda bazı çalışmaların sürdürüldüğünü söyleyebiliriz. Ancak genel itibariyle sorunlar devam ediyor" diyen Ali, kadınların genelde özel sektörde çalıştıklarını ve hep alt kademelerde çalıştırıldığını, bu anlamda reformların yapılması gerektiğine dikkat çekti.

'Arap baharı Filistin sahillerine gelmedi'

Filistinli Amal Wahdani de, kadın mücadelesinde yaşamlarını yitiren tüm kadınları anarak, kadınların savaşlarda çok acılar yaşadığını anımsattı. Wahdani, 'terörle mücadele' adı altında emperyalistlerin Afganistan ve Irak topraklarına girerek, halka acılar yaşattıklarını ifade etti.  7 milyon Filistinlinin mülteci olarak başka ülkelerde yaşadığına vurgu yapan Wahdani, Filistinlilerin kendi topraklarına dönmeleri gerektiğini kaydetti. Wahdani, "Halen birçok Filistinli, İsrail hapishanelerindedir. Arap Baharı işgal altındaki Filistin sahillerine gelmemiştir. Henüz ulaşamamıştır" şeklinde konuştu.

Ürdün'den ortak çalışma talebi

Ürdünlü Amneh Alfalah ise, Ortadoğu'da hassas bir sürecin yaşandığı bu dönemde, Ortadoğulu kadınları bir araya getiren konferansın önemine dikkat çekti. Alfalah, "Sakine Cansız ve arkadaşları sadece bir halkın bağımsızlığı için değil onuru için de savaştılar. Biz de onlar için bir araya geliyoruz. Mücadelelerini sürdüreceğiz" dedi. Kadınlar olarak öncelikli sorunlarını tartışmaları gerektiğine dikkat çeken Alfalah, kadın örgütlerinin sosyal alanlardan izole bir şekilde ele alınmasının doğru olmadığını belirterek, tarihi perspektifi içerisinde ele alınması gerektiğine işaret etti. Alfalah, konferans sonunda mutlaka bir mekanizmanın oluşturulması gerektiğine dikkat çekerek, "Konuşulanlar mutlaka pratiğe dökülmeli. Bu konferansta şehitlerin ve bölgedeki tüm kadınların çabalarının birleştirilmesi ve desteklenmesi gerekir. Ortak bir çalışma yapmalıyız" dedi.

'Kürdistan'ın bağımsızlığından yanayım'

Türkiyeli Antikapitalist Müslümanlar'dan yazar Hüda Kaya da konuşmasına, "Barışa olan inancı ile bize örnek olan Kürdistan halkını ve özgürlük direnişlerini saygı ile selamlıyorum. Başörtüsü mücadelesinde yaşamını yitirenleri de selamlıyorum" diyerek, başladı. Kaya, 28 Şubat darbesi ile kadın ayrımcılığının ortaya çıktığına dikkat çekerek, kadın üzerinden cinsiyetçi ayrımcılık yapan bir darbe sürecinin yaşandığını söyledi.
Ardından konuşan Iraklı parlamenter Houzan Mahmoud, Türkiye'nin 'demokratik bir ülke' olduğunu iddia ettiğini belirterek, "Ama Türkiye'deki cezaevleri tıka basa kadın ve çocuklardan da oluşan siyasi tutsaklar ile dolu" dedi. Tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını istediğini belirten Mahmoud, "Özellikle de Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını istiyorum" dedi. Kürdistan'ın bağımsızlığından yana olduğunu da sözlerine ekleyen Mahmoud, kadın hakları ve onur mücadelesinin de gözden kaçırılmaması gerektiğine vurgu yaptı.

Politikaya daha fazla katılım

Kadınlar olarak kendi devrimci analizlerini gerçekleştirmek durumunda olduklarını savunan Mahmoud, tüm dünya ülkelerini dolaştığını ve kadınların bölünmüş bir halde olduğunu belirterek, kadınların politikaya daha fazla katılması gerektiğini vurguladı. Kadınlara mağdur bakan, hayırsever bakışlardan kaçınılması gerektiğine dikkat çeken Mahmoud, şunları söyledi: "Kadınlar kendi sorunlarını kurumsallaştırmıyor.  Bu konferansta iki gündür kadınların taşlanmasından, kafalarının kesilmesinden, öldürülmesinden hiç bahsedilmedi. Kadınlar olarak, feminist ve işçi olarak aynı zamanda tarihsel, sosyal faktörlerden de haberdar olmalıyız. Ne kadar farklı olursak olalım, ortaklaşmaya ihtiyacımız var."

Ermeni Esayen anlatıldı

Türkiye'de yaşayan Ermeni aktivist Kayuş Çalıkman Gavrilof da konuşmasına, kaybolmakta olan dillere dikkat çekmek amacıyla Ermenice başladı. Gavrilof, çocukları kurşunlanan, özgürlük mücadelesi veren, bir lokma ekmek için 'vücudunu satan' ve sürüldükleri topraklarda yaşam mücadelesi veren kadınları ve anneleri selamlayarak, Ermeni kadın yazar Zabel Esayen'in yaşamından kesitler anlattı.  
Konferans'ın dünkü oturumunda, 'Ortadoğu'da kadın hareketlerinin ortak mücadele sorunları ve çözümleri' konusu ele alındı.
DÖKH aktivisti Ceylan Bağrıyanık ile HDK Kadın Meclisi üyesi ve DÖKH aktivisti Yurdusev Özsökmenler'in moderatörlüğünde düzenlenen oturumlarda, sözü alan İranlı LGBTT aktivisti Shadi Amin, konferans boyunca LGBTT bireyler konusunda hiç bir şey şekilde konuşulmadığına dikkat çekerek, "Tek sorun emperyalizme karşı olmak mı? Tek sorun demokrasi mi? Burada bizim gündelik yaşantımızda karşımıza çıkan sıkıntılardan bahsedilmemesi gerçekten inandırıcı değil" dedi. LGBTT bireylerin kendi toplumlarında görünür olmadıklarını bildiklerini, ancak beraber çalıştıkları insanların da kendilerini görmediklerinden yakınan Amin, "Çünkü bu insanların yanında olmak ve görünür kılmak da ataerkil sisteme karşı bir mücadele biçimidir" dedi.

Pakistan'da şiddet oranı yüzde 90

Pakistanlı kadın Şehnaz İlkbal ise, başka toplumlarda olduğu gibi Pakistan'da da ataerkil bir toplumun mevcut olduğuna ve bunun kadınlar üzerinde olumsuz etkisinin olduğuna dikkat çekerek, Pakistan'da kadınların okuma yazma oranının yüzde 39.6, erkeklerde bu oranın yüzde 67.7 olduğunu söyledi. Pakistan'da kadınların yüzde 90'ının şiddete maruz kaldığını aktaran İlkbal, bunun için mücadele ettiklerini kaydetti. "Kadınların üzerindeki kısıtlamaların son bulması için pek çok şey yapıldı" diyen İlkbal, Pakistan'da kadınların oy ve eğitim haklarını almalarının uzun sürdüğünü kaydetti. İlkbal, "Eşit işe eşit ücret çalışmalarının yapılması gerekiyor. Kadınların mücadeleyi bu anlamda yükseltmeleri gerekiyor. Bunun için de bir araya gelmemiz çok önemli. Eşitlik ve toplumsal adalet için ortak mücadele edilmeli" diye konuştu.

Rojhilat'da 'namus' paradigması

Sözlerine DÖKH aktivistlerini selamlayarak başlayan İranlı kadın Soraya Fallah da, "Ortadoğu'da eşitlik ve özgürlük mücadelesinde yaşamlarını yitiren Sakine, Fidan, Leylaları da selamlamak istiyorum" dedi. "Yaşamın bütün alanlarında çalışılan ancak unutulan Rojhilatlı (Doğu Kürdistanlı) kadınlardan bahsetmek istiyorum" diyen Fallah, cinsel ayrımcılığın güçlü bir şekilde devam ettiğine dikkat çekti. Fallah, "Kürt kadınları hakkında çok araştırma yapıldı. Bunun nedeni Kürdistan'ın 4 parçaya bölünmüş olmasıdır" dedi. İran'da yaşayan Kürt kadınlarının tüm engelleme ve kısıtlamalara rağmen siyasal süreçlerde etkin bir şekilde yer aldığını vurgulayan Fallah, kadınların idam cezası korkusu ve cinsel baskının yüksek olması nedeniyle belirgin bir korku yaşadıklarını söyledi. Cinsel ayrımcılığa karşı mücadele ve ulusal sorunun çözümünün siyasal bir sorun olarak karşılarında durduğunu vurgulayan Fallah, Kürt kadınlarının ulusal sorunlarına öncülük vermesi nedeniyle kendi sorunlarına dönük daha az çalıştıklarını aktardı. Fallah son olarak, "Namus paradigması aşılamıyor" dedi.

Çözüm ve yöntem gücüyüz

İranlı bir diğer kadın Suzan Tahmasevi ise, son iki yılda Ortadoğu'da kadın hakları üzerinde çalışmalar yürüttüğünü belirterek, "Kadınların nasıl ötekileştirildiği, köleleştirildiği ve ezildiğini konuştuk burada" diye konuştu. Ortadoğu'da kadınların erkeğin 'karısı' ve 'kızı' olarak kabul edildiğini belirten Tahmasevi, siyasi ve yasal engellere karşı kendi pozitif gerçekliklerini yarattıklarını söyledi. Libya'da kadınların aşırıcılığa karşı cephenin en önünde durduklarını belirten Tahmasevi, kadınların Tunus'ta eşitliği elde ettiklerini söyledi. Mısırlı kadınların ise, değişikliklerin faili olduklarını belirten Tahmasevi, "Bir ulusun söylemini değiştirdiler. Buradan Mısırlı kadınların mücadelelerini kutlamak zorundayız, selamlıyoruz" diye konuştu.
Evrensel insan hakları kavramının bir batı kavramı olmadığına vurgu yapan Tahmasevi, "Kadınlar olarak Ortadoğu'da kendi hareketlerimizi yarattık. Yeni örgüt ve oluşumlara ihtiyacımız var. Alternatif medyaları yaratmamız gerekiyor. Yıllardır savaşta, cephede en ön saflarda yer alıyoruz. Barış müzakerelerindeyiz, çözüm ve yöntem gücüyüz" dedi.

İmza kampanyasına katılım

Konferansta Ortadoğulu kadınlar, Güney Kürdistan Özgür Yurttaş Topluluğu tarafından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü amacıyla başlatılan kampanya kapsamında imza verdi. Konferansa Güney Kürdistan'dan katılan Viyan Süleyman, "Ülkemin Güneyi özgürlüğünü elde etti ve sivil bir hükümete doğru adım attı. Verilen mücadeleler sonucunda çok sayıda kazanım elde edildi" dedi. Kürdistan'da önemli deneyimlerin yaşandığına işaret eden Süleyman, kazanımların çabalar ve birliktelik sonucunda oluştuğunu söyledi.

'Öcalan'ın özgürlüğü için buradayız'

Mısırlı Farah Barqawi, "Despotizm ve gericiliğe karşı savaşalım. Tarih yeniden yazılıyor. Bu anlamda mücadele eden tüm kadınları saygı ile selamlıyoruz, anıyoruz" dedi. Kadınların güvenliği için mücadele yürüten aktivistler olduklarını kaydeden Barqawi, "Meydanlarda tacize son diyeceğiz, sahalarda çalışmalar yürüteceğiz ve vahşete karşı çıkacağız" şeklinde konuştu.
Mısırlı Karima Ali Hefnawy de, "Öcalan'ın özgürlüğü için buradayız, savaşmaktayız. Buranın yönetimine karşı savaşmaktayız. Sakine 'teslim olmak ihanettir' dedi. Direniş çok yönlüdür ve çok olan sorunlara karşı, adetlere, göreneklere, sağcı ve gericiliğe karşı direniyoruz" dedi. Hefnawy ayrıca, ortak çalışma ve önerilerin oluşturularak, ortak paydaların meydana çıkarılması gerektiğine vurgu yaptı.

Cansız direniş sembolü

California'dan gelen Minoo Muallem da, California üniversitesinde 'Toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları bölümünde' akademisyen olarak çalıştığını ve toplumsal cinsiyet dersleriyle birlikte uluslar arası literatüre sahip olacaklarını söyledi.
DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk ise, farklı ülkelerde yaşadıkları halde kadınların sorunlarının benzer olduğunu belirterek, bu sorunların sistemsel bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti. Tuğluk, "Sayın Öcalan'ın özgürlüğü noktasında çeşitli ülkelerden gelen kadın arkadaşlarımızın duyarlılığı bizi memnun etmiştir. Sayın Öcalan, kadın özgürlük mücadelesinin asıl mücadele gerekçesi olduğunu ifade etmiştir" dedi. Öcalan şahsında tüm dünya kadınları için bir mücadelenin yürütüldüğüne işaret eden Tuğluk, konferansta bir dayanışma mesajının iletilmesinin kendisini çok sevindireceğini söyledi.
Kürt kadınlarının kazanımlarını mücadele ile elde ettiklerine dikkat çeken Tuğluk, "Bizim çok önemli, övünerek ifade edebileceğimiz bir kadın kurtuluş ideolojisi yarattık. Sakine arkadaşımızın direngen ve asil mücadelesi bizim için sembol haline gelmiştir. Cinayetin aydınlatılması yönünde çağrı yapılmalıdır" dedi.  Haberimiz yayına hazırlandığı saatlerde konferans devam ediyordu. 

DİHA/AMED




Maksatlı haberler gölge düşüremez

Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Ortadoğu Kadın Konferansı'na ilişkin Türk medyasını uyararak, "Yalan, aslı olmayan haberlere devam etmeleri, onlara karşı daha farklı bir politika izlememize neden olacaktır" dedi.
Konferans'ta Leyla Xalid ve Leyla Zana’nın konuşmalarının, Türk medyası tarafından 'ikili tartışma' olarak ele alınmasına konferans delegasyonu sert tepki gösterdi. Türk medyası, konferansın gündeminde bu tartışmanın yer almamasına rağmen, 'tek gündem maddesinin bu tartışma olduğu' haberlerinde yer verdi. Konferans çağrıcılarından BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, JINHA’ya verdiği demeçte, Türk medyasını bu yaklaşımından dolayı eleştirdi.

Özgürlük sorunu tartışıldı

Türk basınında yer alan haberlerin, konferansın niteliğini arka planda bırakacak şekilde yayınladıkları asparagas haberlere tepki gösteren Kışanak demecinde şu ifadelere yer verdi: "Leyla Zana ve Leyla Xalid arasındaki tartışma, konferansın tamamına mal ediliyor. Bazı basın organlarında çıkan haberler yalan, maksatlı ve konferansımızı gölgede bırakmayı amaçlayan haberlerdir. Gerçekle hiçbir alakası yoktur. Sizin de takip ettiğiniz gibi bu konferansta iki gündür çok önemli tartışmalar yapılıyor. Bir bütün olarak Ortadoğu’daki kadınların özgürlük sorunu, temel haklarıyla ilgili sorunlar ve bu yeni değişim dalgası içerisinde kadının nasıl yer alacağına dair çok güçlü tartışmalar yürütülüyor. Bütün bunları görmeyen, sadece dün biraz da manipüle edilen, gerçek bağlamından kopartılan bir tartışma üzerinden bunu kamuoyuna yansıtmaya çalışıyorlar. Bu tamamen Kürt kadın hareketinin böylesi görkemli bir konferans organize etmesini içine sindiremeyen, Kürtlerin bu konudaki başarısını hazmedemeyen çevrelerin kasıtlı, bilinçli haberleridir."

Türk basınını uyardı

Yapılan haberlerin gazetecilik etiği ve medya hukukuna uygun olmadığının altını çizen Kışanak, sözü edilen tartışmanın sadece Leyla Zana ve Leyla Xalid’ın görüşlerini açıklamasından ibaret olduğunu vurgulayarak,
"Hepimizin bulunduğu bir ortamda bu fikir ayrılığı ortaya çıktı. Nihayetinde hem Filistin delegasyonuyla hem de Leyla Zana’yla konuştuk. Kastını ve maksadını aşan bir yorum var ortada. Bu nedenle bu tatsız tartışmayı, konferansın gündeminden çıkardık. Leyla Xalid’ın da böyle bir yaklaşımı yoktur. Kürt kadınlarının bu kadar kadını bir araya getirmesi, Kürt kadınlarının gücünü gösterir niteliktedir. Diğer haberlere hiçbir şekilde itibar etmemek ve gündeme almamak gerekiyor" dedi.
Provakatif haber yapan basın kuruluşlarını da eleştirdiklerini belirten Kışanak, Türk medyasını uyardı. "Yalan, aslı olmayan haberlere devam etmeleri, onlara karşı daha farklı bir politika izlememize neden olacaktır" diyen Kışanak, tüm etkinliklerini kamuoyu önünde açık ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirdiklerine de değinerek, bundan sonraki etkinliklerini organize ederken, bu tür yaklaşımları dikkate alacaklarını söyledi.