Özgürlük savaşçısı Nelson Mandela’nın 100. doğum günü değişik etkinliklerle kutlandı. 27 yılını demir parmaklıklar ardında geçiren Mandela’ya Kürtler daha özel bir önem atfediyor. Dün, Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’nın doğum günüydü. 5 Aralık 2013’te yaşamını yitiren Mandela eğer bugün yaşıyor olsaydı, 100. doğum gününü kutlayacaktı. 18 Temmuz 1918’de Doğu Cape eyaletinin Mveza bölgesinde Tembu Kabilesi şefinin oğlu olarak dünyaya gelen Mandela, hayatını beyaz üstünlüğünü öngören Apartheid rejimine karşı mücadele ederek geçirdi. Doğduğunda „Rolihlahla Dalibhunga“ adı konulan Mandela’ya o dönemin geleneği olarak okula başladığı ilk gün öğretmeni tarafından Nelson ismi verildi. Eğitiminin ilerleyen dönemlerinde ırkçılığa karşı direnişiyle öne çıkan Mandela, öğrencilik yıllarında düzenlediği bir boykot gerekçesi ile okuldan uzaklaştırıldı ve yıllar süren mücadelesindeki ilk cezasını almış oldu. İlk siyahi avukat Ülkenin ilk siyahi avukatı oldu. 25 yaşındayken Güney Afrika’da toplumsal eşitliği savunan Afrika Ulusal Kongresi’ne (ANC) katıldı. 1950’lere gelindiğinde ise daha radikal mücadele yöntemi ve örgütlenmeyi savundu. Düşünceleri nedeniyle defalarca tutuklandı, görüşleri hükümet tarafından yasaklandı.
ANC’nin 1960’da ırkçı rejim tarafından yasa dışı ilan edilmesinden sonra düzenlenen bir eylemde 69 gösterici, polis tarafından öldürüldü. Tarihe „Sharpville Katliamı“ olarak geçen bu olaydan sonra daha da artan direniş hareketi, kolluk kuvvetleri tarafından şiddet kullanılarak bastırıldı ve binlerce kişiyi tutukladı. Katliamdan sonra pasif direnişten vazgeçen Mandela, silah ve para yardımı toplamak üzere çıktığı yurt dışı seyahatinden döner dönmez tutuklandı. Halkı kışkırtmak ve hükümeti devirmeye teşebbüs etmekle suçlanan Mandela, 1964’te sonuçlanan „Rinova“ davasında ömür boyu hapse mahkum edildi. 27 yıl demir parmaklıklar arkasında Siyahi Önder, yüksek güvenlikli Roben İsland adasında 18 yıl kaldıktan sonra Cape Town’daki Pollsmoor hapishanesine nakledildi. Mandela toplam 27 yıl hapis yattı. Arkadaşı Oliver Tambo tarafından başlatılan uluslararası kampanya sayesinde 1980’li yıllarda ırkçılığa karşı tepkilerin tüm dünyada yayılması sonucu adı duyulan Mandela, Afrikalıların özgürlük mücadelesinin simgesi oldu ve 11 Şubat 1990’da serbest bırakıldı. İlk siyahi devlet başkanı Güney Afrika’da yapılan ilk demokratik seçime katılan Mandela, 1994’te ülkenin ilk siyah devlet başkanı oldu. Mandela, her kesimden Güney Afrikalının katıldığı seçimden sonra Hristiyan, Müslüman, Yahudi ve Hinduların dualarıyla görevine başladı.
Mandela ve barış müzakerelerinde muhatabı olan Güney Afrika Devlet Başkanı Frederik Willem de Klerk, 1993’te Güney Afrika’ya barış ve eşitliğin gelmesi için verdikleri mücadeleden dolayı Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Devlet Başkanı olarak yeni bir anayasa oluşturdu ve toprak reformu, yoksullukla mücadele ve sağlığın iyileştirilmesi gibi politikaları uygularken Hakikatler Komisyonu, geçmişte yaşanan insan hakları ihlalini araştırması için oluşturdu. Komisyonun temel amaçları şunlardı: *  Geçmiş ihlalleri araştırmak, ortaya çıkarmak ve resmi olarak tanınmasını sağlamak, * Kurbanların kendine özgü ihtiyaçlarını karşılamak, *  Adalet ve hesap verilebilir olma durumuna katkıda bulunmak *  Kurumsal/yapısal sorumluluğu belirlemek; * Reformlar önermek, uzlaşmayı desteklemek ve geçmiş konusunda çatışmayı azaltmak. Özgürlüğün sembolü Nelson Mandela, uluslararası alanda ise Libya ve Birleşik Krallık arasındaki Lockerbie Faciası görüşmeleri sırasında arabulucu rolü oynadı. İkinci bir seçime katılmayı reddetti ve yerine seçimle yardımcısı Thabo Mheki geçti. Mandela daha sonra ulusal lider olarak hayır işlerinde yer aldı ve daha çok yoksullukla ve AIDS ile mücadele etti. 2011’de sağlık durumu bozulan Mandela, 5 Aralık 2013’te yaşamını yitirdi. 100. doğum günü vesilesiyle kendisi için değişik etkinlikler düzenlenen Mandela, „Özgürlüğü sembolü“ olarak tarihe geçti. Ölümünden kısa bir süre sonra açıklama yapan ABD eski Başkanı Barack Obama „O artık bizlere ait değil, o çağlara ait“ dedi. Kürtler neden seviyor? Ortadoğu başta Türk devleti olmak üzere sömürgeci güçlere karşı görkemli özgürlük mücadelesi veren Kürt halkı, Mandela’yı, İmralı’da büyük altındaki Önderleri Abdullah Öcalan’a benzetiyor. Öcalan da tıpkı Mandela gibi uzun süredir bir adada tecrit edilmiş durumdayken, halkının özgürlük mücadelesini yürütmekten bir an bile olsun geri durmadı. Kürtlerin Mandela’ya olan hayranlığı, Mandela’nın 12 Mayıs 1992 yılında ‘Atatürk Ödülü’nü reddetmesiyle bağlantılı. Mandela, Türk devlet yetkililerinin vermek istediği ödülü, Türk devletinin Kürtlere yönelik katliamları ve baskısı nedeniyle ret etmişti. Bu tavır karşısında o zamana kadar Mandela’ya büyük övgüler dizen Türk basını, Özgürlük Maratoncusu’na karşı hakarete başlamıştı. ‘Atatürk Barış Ödülü’ daha önce NATO eski Genel Sekreteri Loseph Luns, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, Rauf Denktaş ve 12 Eylül Cuntası lideri Kenan Evren gibi isimlere verilmişti. Öte yandan Mandela yaşamını yitirdiğinde cenaze törenine Öcalan adına bir çelenk gönderilmişti. HABER MERKEZİ