Eğitim potansiyel olarak bireyleri ve toplumları güçlendirir, özgürleşmelerine katkıda bulunur. Ancak bu söz konusu eğitimi biçimlendiren, yönlendiren akla bağlıdır. Eğer hedef toplumu güçlendirme ve özgürleştirmekse, eğitimin tüm süreçleri bu hedef doğrultusunda şekillenir. Ancak bunun çok az ülkede gerçekleştirildiğini görüyoruz. Aksine, birçok ülkede eğitim, egemenlerin bilgisinin çok küçük yaştan itibaren çocuklara aktarılması ve bu yolla toplumun belli bir kalıba sokulması işlevini üstlenmektedir.

Egemenlerin bilgisi, ezen ve ezilen toplumlar için çok farklı sonuçlar tahayyül eder. Bu bilgiye göre egemen toplumun çocuklarının, egemenliklerinin kaynağının kendilerine bahşedilmiş doğal hakları olduğu duygu ve düşüncesini içselleştirmeleri beklenir. Buna göre hareket etmelerinin gerekliliği normalleştirilir. Bu durum, toplumsal eşitsizlik ve ayrımcılıkları, adaletsizlikleri görmelerini engeller veya görseler bile kendi çıkarları doğrultusunda konumlanmalarına neden olur. Egemen aklın bu amacına ulaşma konusunda epey başarılı olduğunu birçok ülkede görebiliriz.

Öte yandan, ezilen toplumların çocuklarının kendi kültürlerinden uzaklaşmalarını, asimile olmalarını ve maruz kaldıkları eşitsizliklerin kendi kültürlerinin eksikliğinden kaynaklandığını, bunun hak edilmiş bir eşitsizlik olduğunu düşünmelerini hedefler. Bireysel çabaları ve bu çabaların yarattığı farklı sonuçları saymazsak, bu konuda da yine egemen aklın genelde istediği sonuçları elde ettiğini görüyoruz. Eğitim kurumları, bu döngünün sürekli yeniden üretilmesini sağlıyor.

Eğitim kurumlarının ürettiği ve sürekli yeniden üretilmesini sağladığı bu döngüyü bozan temel değişken, özgürlük mücadeleleridir. Eşitsizliklerin kader olmadığını, bizzat egemenlik ilişkilerinin sonucu olduğunu ve kurtuluşun bu tahakküme karşı direnişte olduğunu gösterir. Bu mücadele özgürlüğün, sadece belli bir direnişin sonunda elde edilen bir kazanım olmadığını, aynı zamanda direnişin kendisinin özgürleştirdiğini, özgürleşmenin bir süreç olduğunu gösterir. Egemenin bilgisinin yerine, özgürlüğün bilgisini koyar. Özgürleşme belli bir olgunluğa ulaştığında da, bu bilgiyi kurumsallaştırır. Egemen eğitim kurumlarının yerine özgürlük okullarını oluşturur.

Türkiyede eğitim kurumları, Türk devletinin toplumlar üzerinde kurduğu tahakküm döngüsünün sürdürülmesinde yıllarca en kilit rollerden birini oynuyordu. Bu kurumlar, Kürdistan’da üstlendiği bu görevine ilaveten, son süreçte Kürt kentlerini yakıp yıkan, gençlerini katleden asker ve polislere barınak oldu. Özellikle Cizre’de okul binalarının nasıl kullanıldığını, bu okullarda kalan asker ve polislerin ders tahtalarına yaptığı yazılamaları hatırlayalım. “Eğitim sırası PÖH’te” tarzı yazılamalar, egemen aklın “eğitim” meselesine nasıl yaklaştığını da gösteriyordu. Şimdi aynı akıl Gever’de, Nusaybin’de devrede.

Kürt Hareketi, Türk devletinin yıllardır sürdürdüğü politika ve pratiklere karşı Kürt halkının özgürlük sürecini başlatan, bunu olgunlaştıran ve artık kurumsallaştıran bir noktadaydı. Geç de olsa geşen sene yapılan “Dibistanên Azad” hamlesi, egemen eğitime karşı kurumsallaşacak bir özgürlük eğitimini başlatmıştı. Şimdilerde savaşın yakıcılığı karşısında ön planda olmasa da, bu sene ile birlikte çoğalan özgür okulların özgür nesiller yetiştirme misyonu artık çok daha önemli bir noktaya gelmiştir. Egemen aklın okullarını askeri karargah haline getirdiği bu savaştan sonra, özgür okullara ihtiyaç daha da artacaktır. Özgür okulların, kentlerini yıkan, çocuklarını katletmekle kalmayıp cansız bedenlerini yakmaktan imtina etmeyen bir zihniyeti reddedecek halka cevap verebilecek bir şekilde genişlemeleri gerekecek. Bu konuda herkese fazlasıyla iş düşüyor. Bu işlerin başında da, özgür okulların genişletilmesi, güçlendirilmesi, halkın ve demokratik kurumların katılımına açılması, esnekleştirilmesi, dönüşüme açık olması, var olan komün sisteminin geliştirilerek sürdürülebilir bir hale getirilmesi gibi adımlar geliyor.

Not: Newroz’a denk gelen bu yazıyı günün anlam ve önemine bağlamak gerekirse, özgür okullar da tıpkı Newroz gibi yeni bir dönemin başlangıcıdır. Newroz, Kürt toplumunun özgürlük mücadelesinin en önemli günü ise, özgür okullar süreklileşen newrozdur. Newroz tüm, özgür okullara, özgür nesillere, özgür nesiller yetiştiren emekçilere, çocuklarını bu okullara gönderen ailelere, Kürtlere ve Kürdistan halklarına kutlu olsun.