
İlk Kurşundan Toplumsal Devrime - 2
Koma Jinên Bilind (KJB) Koordinasyonu üyesi Ronahi Serhat ve Yekineyên Jinên Azad (YJA-Star) Ana Karargah komutanı Delal Amed, 15 Ağustos Atılımı’nın 28 yılda yarattığı toplumsal değişim ve dönüşümü değerlendirdi.
15 Ağustos 1984 Eruh - Şemdinli atılımıyla sesini dünyaya duyuran ve kölelik zincirlerini kıran Kürt halkı, kadın özgürlük mücadelesinde de önemli gelişmeler yarattı. 15 Ağustos Atılımı’nın Kürt kadınında yarattığı büyük değişimleri değerlendiren KJB Koordinasyonu Üyesi Ronahi Serhat şöyle konuştu:
“Bu yıl kadın ve halk olarak özgürlüğe daha yakın bir süreçte 15 Ağustos’a giriyoruz. 15 Ağustos başta ‘Önder Apo’ya ve bütün Kürt halkına kutlu olsun. 15 Ağustos Atılımı, inkar çemberini kırdı ve halkın özgürlük umutlarını yeşertti. Bu atılım yaşamsal ve tarihsel bir rol anlamına gelmektedir. Onun için de 15 Ağustos Atılımı hem düşmanda bir sarsıntıyı yaşattı, hem de Kürdün beynini ve yüreğini aydınlattı. Kadın ve toplum da bundan oldukça etkilendi ve özgürlük mücadelesine katıldı. Şu an dağda ve şehirde mücadele eden birçok kadın bu etkilenmeyle mücadele saflarında yer alıyor.”
“Kadın hem ulusal, hem de cins köleliğini derin yaşayan bir durumdaydı. Bu anlamda köleliği en sistematik ve derin yaşanan cins oldu. Düşman en çok kadını köleleştirerek ezen-ezilen çelişkisini kadın üzerinden ön plana çıkarttı. Bu çelişki en çok kadın üzerinden olduğundan, kadının köleliği ve mahkumiyeti de en çok bu alanda olmuştur. Yeni bir diriliş olduğunda bu kadın üzerinden oluyor. Onun için de kadın 15 Ağustos’u sahiplendi. Her ne kadar partinin kuruluşundan önce de kadınların katılımı olsa da en fazla 15 Ağustos Atılımı’nın ardından olmuştur. Kadınların hem mücadelenin geliştirilmesi, hem gerillanın büyütülmesi, hem de ordu saflarına katılımları açısında yarattıkları gelişmeler, PKK’nin bir kadın partisi olma özelliğini ortaya koydu.
Kürdistan tarihi, sömürgeciliğin her yönüyle toplumu kuşattığı bir tarihtir. Beyinde, yürekte ve yaşamın her alanında; kültürde ekonomide korku duvarları ve kölelik zincirleri yaratmıştır. Onun dışında Kürtlerde başkaldırı büyük bir korkuyu ifade ediyordu. Onu dile getirmek ve kendi kimliğine sahip çıkmak bile büyük bir cesaret istiyordu. 15 Ağustos Atılımı öncelikle Kürtlerin beyninde oluşan korku karakollarını yıktı. 15 Ağustos başta özgür iradeyi ve bağımsız düşünebilmeyi, kendi kimliğine, ülkesine ve cinsine sahip çıkmayı ortaya çıkardı. Ölü Kürdü diriltti, tarih sahnesine çıkarttı. Onunla da toplumsal bir mücadele yürüttü. O nedenle de sadece 15 Ağustos’un askeri yönünü devlet ordusuna karşı öne çıkarmak eksik ve hatalı, çok dar ve yetersiz bir ele alış tarzıdır. Düşmanın askeri gücüne dayalı Kürdistan’da geliştirdiği işgal ve buna dayalı bir inkar ve imha sistemi vardı. Yine Kürdistan’da yasalarını da o şekilde oluşturmuştu. O nedenle Kürtler için bu atılım hayati değerdeydi ve olmazsa olmaz kabilindendi.
Amed zindan vasiyetiydi
Amed Zindan direnişi bu tarihi hamlenin başlamasına vesile olmuştur. Bu efsane arkadaşlarımızın de vasiyetleri temelinde direniş başlatılıyor. Bu arkadaşlar düşmana “Kürtleri tanıyacaksınız,” demişlerdir. “Bu sesimizi bütün dünya duysun” mesajları verilmiştir. O nedenle de 15 Ağustos Atılımı bu kahraman ve öncü şehitlerimizin, anısına sahip çıkmaktır. Bunu sadece 12 Eylül askeri darbeye karşı ele alınırsa dar bir yaklaşım olur. Türkiye cumhuriyeti kuruluşundan o güne kadar Kürtleri kandıran, oyalayan, faşist ve sömürgeci zihniyetin asimilasyon politikalarına ve siyasetine karşı bir cevap olarak ortaya çıkıyor. Bu mücadele de karar kılma, örgütsel ve tarihsel bir hamle olmuştur. Bu nedenle de, 15 Ağustos tarihi atılımı adım adım tüm ülkeye yayıldı. Sadece kuzey Kürdistan da değil, Kürdistan’ın her dört parçasına ve yurt dışına yayıldı. Günümüzde de bunun gerekliliği ve gerçekliği açığa çıkmıştır. Direniş çizgisi zindanda başladı, dağlarda 15 Ağustos’la yükseldi. Ondan sonrada toplumu örgütlemek için, halk örgütlülüğünü yarattı. Bu temelde 15 Ağustos hamlesi başlatılıyor ve başarılıyor.dedi”
15 Ağustos özgür yaşamı yaratmıştır
HPG- YJA Star Ana Karargah Komutanı Delal Amed, 15 Ağustos vesilesiyle bir yıldır direnen ve insanlığın özgürlüğü için taviz vermeyen Öcalan’ı selamlayarak konuşmasına başladı. 15 Ağustos Atılımı’nın en önemli tarafının kadınlar için özgür yaşamın yaratılması olduğunu söyleyen Amed, konuşmasını şöye sürdürdü:
“15 Ağustos Atılımı’nın başladığı dönemde, topluma ait olan bütün değerlere el konulmuştur. Kürtler adına ortada bir şey kalmamıştı. Kürdün adını anmak bile yasaklanmıştır. Bu koşullarda Kürtler silahlı mücadele direnişleriyle, kendilerini tanıtmaları derin bir anlama sahiptir. Tabi ki bu kolay olmamıştır. Türk devletinin bütün imha ve inkar politikalarına rağmen kendini örgütlemek, zaten başlı başına büyük bir anlama sahiptir. 15 Ağustos Atılımı olduğunda düşman bile şok olmuştu. Kimse Kürtlerin bu denli büyük bir eylem yapacağına inanmamıştır. Kürt halkının kendisi bile bu gücü elde etmiş olduğuna inanmamıştır. Ama Agit yoldaş şahsında çok büyük bir cesaret ve büyük bir kahramanlıkla meydana gelmiştir. Artık Kürtler için yeni bir tarih yazılmıştır. Kendi kimliği ve dili için artık Kürtler büyük bir mücadele verebilir, kendi özgürlüğünü sağlayabilir, umudu ve inancı gelişebilmiştir.”
Kölelikten özgürlüğe doğru
“15 Ağustos’un siyasi, felsefi ve ideolojik anlamı var. Artık Kürt halkı yeni bir yaşam felsefesiyle tarih sahnesine çıkıyor. Önderlikte belirtmişti, 15 Ağustos Atılımı lanetli bir yaşamı kabul etmeme anlamına geliyor. Kürt halkının durumu buyken, Kürt kadının durumunun bundan bağımsız olması düşünülemez. Kadın, aile ve toplumda köle kılınmak isteniyor. Sistem egemenlik alanını erkek şahsında aile içinde kuruyor. Kürdistan tarihinde açığa çıkan isyanların birçoğunda kadında yerini almıştır.
PKK saflarında kadına yer veriliş, Önderliğimizin yaklaşımı ile olmuştur. Bu Önderliğin çocukluğunda beri var olan bir yöndür, PKK saflarında da bir örgütlülüğe kavuşturuyor. İlk dönemde PKK’ye katılan kadınlar öğrenci kökenli iken daha sonra toplumun birçok kesimini etkiliyor ve katılımı sağlanıyor. Başta Kürt toplumu buna sıcak bakmamış, ancak daha sonra büyük bir mücadele ve emekle yavaş yavaş bu değer yargıları aşılıyor. Saflarda bile başta kadınların nasıl mücadele edeceklerine kuşkulu bakılmıştır. Fakat kadınların direnişi ve şahadetleri toplumda inanç ve güven yaratmıştır. Besê Anûş ve ardıllarının şahadeti ile daha önce var olan toplumsal kaygılar kadının kahramanca duruşu karşısında yerle bir oluyor. Özellikle de toplum üzerinde yarattığı olumlu etkiyle gittikçe hareket büyüyor.”
Kadın ordulaşması Kürdistan’da bir ilktir
“Kadın ordulaşması farklı özelliklere sahiptir ve Kürdistan özgünlüğünde ve PKK somutunda kadın ordulaşması bir ilktir. 15 Ağustos’un yarattığı gelişmeler bağlamında Hanım Yaver Kaya’da komutanlaşıyor. Kadın ordulaşması Önderlik tarafından 1993 yılında geliştirildi. Kadın birçok eylemde öncülük etmesine rağmen, ancak 1993 yılında ordulaşabilmiştir. Artık farklı oluşumlar adı altında gittikçe kendini örgütleyerek bugüne gelebilmiştir. Hem Agit yoldaşın büyük emeği, hem de 15 Ağustos Atılımı olmasaydı, kadının kendini bu düzeyde örgütlemesi mümkün olmayacaktı. Kadın ordulaşma düzeyine ulaşamazdı. Bizim savaş karakterimiz, felsefemiz sadece egemenliği yok etmek için değil, özgür birey, özgür toplumu yaratmakdır da. Onun içinde kadın ordulaşması, hem genel Kürt halkının ordusunda öncülük düzeyini geliştirecek, özgür yaşamı oturtacak, hem de kadın ordulaşmasında egemen sistemlerin karakterine benzememektedir.
Savaşımız fetih ve talan amaçlı değildir. Kendini savunmaktır. Bu tabi kadının ordulaşma düzeyiyle rengini genel ordumuza da vermektedir. Artık genel toplumda da kadınlar kendilerini güçlü görüyorlar, eski güçsüzlüğünü aşmış durumdadırlar. Orduyu büyütmek kadar, toplumsal alanda da gelişmeyi ve büyümeyi öngörüyor. Kürt kadının esas savunma gücü kadın gerillalardır. Oda bugün YJA Star ismiyle kendini kurumsallaştırmıştır. Buda askeri bir güç olarak varlığını koruduğu için Kürt kadını artık kendine güveniyor ve öncülük misyonuna sahip olduğunun farkındadır. Bunlar birbirine bağlıdır.
Toplumda ve dağda hedef kadınlardır
“AKP, politikaları Kürt halkına zarar vermek için kadını hedefliyor. Son bir yılda da toplumsal örgütlülükte kadının ordulaşmasının öncü rol oynadığı için kadın birliklerimizi hedefledi. Farklı konseptlerle kültürel soykırımı kadın üzerinden yürütmeye çalışıyor. Aynı şeyi askeri güçlerimiz üzerinde de uygulayarak kadın birliklerimizi hedefliyor. Garzan’da 15 kadın arkadaşımızı hedefledi. AKP bu kamptaki kadın arkadaşlarımızı bilinçli bir şekilde hedefledi. Bu arkadaşlarımız kahramanca direnerek şehit düştüler. Bu toplum üzerinde ciddi bir etki yarattı. Arkadaşların cenazeleri kaldırıldığında bir genç kız gidip bedenini ateşe verdi. Bu durumu artık kabul edemedikleri içindir. Artık her yerde direnişin devam edeceği anlamına geliyor. Biz eğer bir devirme doğru yol alıyorsak, artık Kürdistan’ın bir parçasıyla sınırlı değil, artık Kürdistan’ın dört parçasında devrim niteliğinde gelişen bir süreç var. Özellikle Güney Batı Kürdistan’da bu son aylarda bazı devrimsel kazanımlarımız oldu. Biz bunu Kobanê ve Qamişlo’da görüyoruz, kadın devrime doğru giderken, genel topluma öncülük ediyor. Toplumsal özgürlükte kadının öncülük misyonu ortaya çıkıyor. Kuşkusuz mücadele gittikçe genişleyerek büyüyor, fakat biz başarıya kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. YJA Star güçleri etrafında kendini örgütleyen Kürt Kadını kendini korumak için, cins mücadelesini yürütmek için, kendi cinsini savunmak ve direnmek için, artık toplumsal alanda da büyük bir mücadele ortaya çıkarıyor.
29. yılında, 15 Ağustos vesilesiyle bu mücadeleyi başarıya götürmek istiyoruz. Bu atılımın kazanımları temelinde mücadelemiz daha büyük sıçramaları yapacaktır. Bu anlamda başlattığımız devrimsel adımı başarıya götürene kadar devam edecek ve bu mücadele de yer alan bütün güçlerimizi selamlıyorum. Yönünü dağlara verip kadın ordulaşmasını büyütmek isteyen kadınlara da, yine toplumsal alanda serhildanlara öncülük eden kadınların direnişlerini selamlıyor ve başarılar diliyorum.”
YARIN:
* 15 Ağustos sürecini yaşayan
Seferi Yılmaz’ın değerlendirmmesi,
* 15 Ağustos cezaevinde nasıl karşılandı? Hikmet Tüysüz’ün değerlendirmesi...
DEVRİM AMED/SİPAN CUDİ
‘15 Ağustos Kürt halkının yeniden dirilişinin adıdır’
15 Ağustos Atılımı’nın 28. yıldönümünde Kürt Özgürlük Mücadelesi yaptığı atılımlarla Kürt sorununun çözümünü her zamankinden daha fazla dayatıyor. İnkar ve imha politikalarıyla yok edilmek istenen Kürt halkının tarihinde bir milad olarak değerlendirilen 15 Ağustos Atılımı’na şahitlik eden ve halen Maxmûr Kampı’nda yaşayan Kürdistanlılar da o güne ilişkin duygu ve düşüncelerini bizimle paylaştı...
‘15 Ağustos halkta deprem etkisi yarattı’
ELÎ ZIVARIGÎ: Sözlerime Önder Apo’ya uygulanan insanlık dışı tecridi kınayarak başlamak istiyorum. Başta Önder Apo olmak üzere tüm Kürt halkınını 15 Ağustos Diriliş Bayramı’nı kutluyorum. 15 Ağustos Atılımı‘ndan önce kimse Kürtlerin toplumsal, siyasal ve kültürel varlığından söz edemezdi. Kürtlük ruhu neredeyse ortadan kaldırılmıştı. Halkımızın iradesi kılımıştı. 15 Ağustos atılımından önce, yani 1983’te bazı gerillalarla tanıştım. Amaç ve hedeflerine ilişkin bilgi veriyorlardı ve Kürdistan’da özgürlük savaşı vereceklerini söylüyorlardı. İttiraf etmeliyim ki o zaman ben de dahil hiç birimiz inanmıyorduk onlara. Sürekli şunu söylüyorduk: Siz bu ölü Kürtleri nasıl yeniden dirilteceksiniz ve onlara mücadele inancı aşılayacaksınız? Bizim için böylesi bir atılım veya süreç hayal gibi geliyordu. 15 Ağustos Atılımı, halkta bir deprem etkisi yarattı. Yeni ortaya çıkan bir gücün böylesi büyük bir eylemi yapabileceğine akıl erdiremiyorduk. 15 Ağustos Atılımı ile birlikte direniş ve mücadele dalga dalga tüm ülkeye yayıldı. Bu da bize güç ve inanç verdi. Bu atılım ile başta Botan halkı olmak üzere Kürt halkının uyanmasına ve direniş kültürünün yeşermesine yol açtı.”
‘Kemal Pir’lerin direnişiyle kendimizi tanıdık’
MAHMUD İŞLEK: 15 Ağustos Atalımı’nın ruhuyla Önder Apo’yu selamlıyorum. 15 Ağustos’un yıl dönümü örderliğimize ve özgürlük hareketine kutlu olsun. 15 Ağustos öncesi Kürt ve Kürtlük bilinse de halka ruh verecek onu ayağa kaldıracak bir mücadele ve inançtan söz etmek zordu. Kürt olduğumuzu biliyorduk ancak örgüt ve mücadeleden söz etmek mümkün değildi. O zamana kadar var olan kimi örgütler de Kürt halkının taleplerine cevap olmaktan uzaklardı, zaten kısa bir sürede de tasfiye edildiler. O dönemde PKK hareketi kendini yeni yeni örgütlüyordu. İlk başta PKK öncü kadrolarının zindandaki direnişi yayıldı, sonra da 15 Ağustos Atalımı ile direniş Kürdistan dağlarına taşındı. Bunlarda Kürtlerin gerçeği görüp büyük bir inançla bu mücadeleye sıkı sıkı sarılmalarına yetti. PKK öncü kadroları Kemal Pir, Hayri Durmuş, Mazlum Doğan’ın Amed zindanındaki direnişi ülkenin her tarafına yayıldı. PKK öyle bir ideolojiye sahip ki her şeyi yoktan var etti. 15 Ağustos Atılımı Kürdü özgürlüğü için canı dahil her şeyini feda etmeye hazır bir halk haline getirdi. Bu yüzden de PKK yeniden diriliş gerçeğinin adıdır.
‘Mücadele içindeki kadından güç aldık’
REQIYA ÇETİN: Önder Apo üzerindeki insanlık dışı tecrit ve işkenceyi şiddetle kınıyorum. Bizler köyde yaşıyorduk ve Kürtçe konuşuyorduk. Kürtçe dışında başka dil de bilmiyorduk zaten. Ancak köy dışında yasaklardan ötürü Kürtçe konuşmak mümkün olmuyordu. Kürtler 15 Ağustos Atılımı ile birlikte siyasi, toplumsal ve kültürel anlamda birçok kazanımın sahibi oldular. Kültürlerini ve dillerini geliştirmeye başladılar. Kürt kadını hem sistem hem de erkek egemenlik tarafından eziliyordu. 15 Ağustos aynı zamanda kadın için uyanma ve özgürleşmenin de başlangıcı oldu. Kadının günümüzde evin dışanı çıkıp siyasette, toplumun içerisinde ve örgütlü alanda var olmasını bu atılama borçludur. Kürt kadınının savaş içerisinde, yani gerillada yer alması Kürt kadının özgürleşmesi yolunda en büyük dayanağı oldu. 15 Ağustos Atılımı’ndan önce köyümüze gelen gerillar kadının mücadele içinde yar aldığını ve bunun gelişmesi gerektiğini söylüyorlardı. Yine yaşamın her alanında kadının belirleyici bir güç haline gelmesi gerektiği gibi tesbitleri bizi çok etkiliyordu.”
‘15 Ağustos özgür Kürdün dirilişidir’
EHMED GABARÎ: Önder Apo’ya yönelik tecridi kınıyorum. 15 Ağustos Diriliş Hamlesini başda Önder Apo olmak üzere tüm Kürt halkına kutlu olsun. Mazlum, Kemal, Hayri, Haki ve Ali Çiçek’in Türk devletinin zindanlarındaki direnişleri ile Kürt halkının ve gerilanan direnişine kaynaklık ettiler. Öldü denilen Kürt başkaldırıyordu. Amed Zindanı’ndaki direniş efsanesi gün geçtikçe tüm ülkeye yayıldı ve bir direniş ve başkaldırı ruhunu oluşturdu. 15 Ağustos Atılımı’da Kürt halkının başkaldırısının startı oldu. 15 Ağustos Atalımı Kürtler arasında yine Türkiye ve dünyada büyük yankı buldu. Bu atalım ile birlikte Botan halkı bütün gücüyle özgürlük mücadelesi içinde yer aldı. Sadece Botan’da değil tüm Kürdistan’da özgürlük ve mücadele iradesinin gelişmesine vesile oldu. Ölüm döşeğinde olan bir halkın yeniden hayata dönüşünün adıdır, 15 Ağustos. Kürdün binlerce yıldır kanayan yaralarını iyileştiren bir ilaç gibiydi 15 Ağustos Atılımı.
BERJÎN TÊKOŞER