2016 yılının Newroz’u geride kaldı. Gün olarak geride kaldı ancak Newroz ruhu ile zulme karşı Kürt direnişi köylerde, kasabalarda, kentlerde ve dağlarda devam ediyor. Efsanedeki gibi hayatımızda Dehaklar oldukça Kawalar da olacak. Yaşananlar yeniden kanıtladı ki özgür, demokratik ve eşit insanlığın yolu Kürt mücadelesinden geçiyor.

Bu Newroz’da da verilen mesajlar bunları kanıtlıyor.

1. Yasaklarla, baskılarla, katliamlarla Kürtler Kürtlüğünden, hak taleplerinden, özgürlük ve demokrasi isteğinden vazgeçmiyor.

2. Kürtler Recep Tayyip Erdoğan yönetimine boyun eğmiyor ve diz çökmüyor.

3. Öz yönetimler ve politik statü olmazsa olmazı oluşturuyor. Bu konuda Mehmet Tunç ve Pakize Nayir’in ruhuyla mücadeleye devam edeceklerini söylediler. 

Kentleri, kasabaları, köyleri tankla, topla kuşatıp yerle bir ederek, insanları bodrumlarda yakarak, Kürtleri öz yönetim taleplerinden vazgeçirmenin mümkün olamayacağını son sekiz aydır uygulanan vahşetten biliyoruz.

4. Türkiye’nin demokratikleşmesi Kürdistan ve Ortadoğu barışına da katkı sunacaktır. Kürtler başından beri “biz haklarımıza kavuşalım başkası bizi ilgilendirmez” demediler. Kimilerinin haksızca iddia ettiği gibi ‘al başkanlığı ver özerkliği’ gibi kirli pazarlıklar içine de girmediler aksine Kürt sorununun çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesinin ilkesel bir ön koşuludur. 

2013 yılında dönemin KCK Eşbaşkanı Murat Karayılan’ın gazeteci Erdal Er’e verdiği röportajda: “Kurulacak çözüm masasında sadece biz ve AKP’nin olmasını kabul edemeyiz. Bir masa kurulacaksa ve yeni bir Türkiye inşa edilecekse o zaman herkesin o masa etrafında yerini alması lazım. Ortak gelecek ve toplumsal barış ancak böyle sağlanır” sözü, Kürt tarafının meseleye nasıl baktığının güçlü bir kanıtıdır. O zaman Türkiye halkının bu mesajı doğru ve zamanında okuması ortak gelecek açısından önemlidir.

5. Bu Newroz’da bir diğer önemli husus ise Sayın Abdullah Öcalan için istenen özgürlüktür. Aslında dönüp geriye baktığımızda, yaşadıklarımızı izlediğimizde 1999 yılından bugüne kadar İmralı’da esir tutulan Sayın Öcalan sahsında Kürt halkıdır, çözümdür ve barıştır. Sayın Öcalan’ın özgürlüğü insani, ahlaki, vicdani, hukuki ve siyasi olarak bir zorunluluktur. Nereden bakarsanız bakın sonuç değişmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan bugüne kadar Kürtlerin geleceğini ipotek altına almış; Türkleri de ırkçılık ve savaşa mahkum etmiştir. Artık bunun değişmesi gerekiyor. 

Bir yıl önce ile bir yıl sonrasına baktığımızda hayatımızda ne kadar çok şeyin değiştiğini, yarınımızın nasıl belirsiz ve karanlık hale geldiğini görürüz. Bir yıl önce barışa daha yakınken şimdi o kadar uzaklaştık ki gerçekten bir daha o umut dolu günler gelecek mi, görecek miyiz diye hayal edip duruyoruz.

2013 Newroz’un’da Sayın Öcalan’ın Diyarbakır’da okunan mesajı, sonraki Newrozlarda tekrarlanan mesajları bize demokrasi, çözüm ve barış yolunu gösterdi. O yolu kim kazdığı hendeklerle kapattı? Lafı eğip bükmeye gerek yok; Recep Tayyip Erdoğan kapattı!

O zaman önümüzde iki yol var. Biri, Sayın Öcalan’ın işaret ettiği yol, diğeri ise kabus gibi ülkenin üstüne çöken Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği yol. Biri barışı, diğeri savaşı gösteriyor. Ortası yok karar vereceğiz. Kürtler kararını vermiş. Ve bu ilkesel barış yoludur. Kürtler Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü isterken aynı zamanda demokrasi ile birlikte yaşam ve barışın yolunu da işaret ediyor. Ne olursa olsun 2016 Newroz’unun ortaya koyduğu perspektif ve irade tek çıkış yoludur.