
PKK Meclisi, Ortadoğu’da önemli gelişmelerin yaşandığı, kapitalist modernitenin içinde bulunduğu kaosun daha da derinleştiği, AKP’nin öncülüğündeki Türk devlet faşizminin Kürt halkına ve özgürlük mücadelesine karşı saldırı ve operasyonlarını yoğunlaştırdığı, Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecrit ve psikolojik işkencenin ağırlaştığı bir süreçte, yıllık toplantısını gerçekleştirdi. Meclis toplantısı, 29 asil üyenin katılımıyla 7 günlük çok yönlü ve yoğun tartışmalar ile varılan net kararlarla sonuçlandı. Yapılan tartışmalar ve ulaşılan kararlaşma düzeyi, geçen yılda yeterince yerine getirilmeyen görevleri daha doğru ve zengin taktiklerle başarılı bir biçimde yerine getirmenin kararlılığı ve derinliğini ifade etti.
Toplantıda, uluslararasında, bölgede ve Kürdistan’da yaşanan gelişmelerden hareketle önümüzdeki dönemde izlenecek politik doğrultu belirlendi, olası gelişmelerin tümünü karşılayacak düzeyde, ilkeli ve geniş bir perspektifle sürece yaklaşılması gerektiğinin altı çizildi.
PKK Meclisi imzasıyla dün halka ve kamuoyuna yönelik konuyla ilgili ‘www.pkkonline.com’ adlı resmi web sitesinde yapılan yazılı açıklamada, „Toplantımız, Ortadoğu bölgesindeki gelişmeleri yeni ve tarihsel bir süreç olarak değerlendirmiştir. Kapitalist modernite sisteminin bölge halklarının iradesine rağmen tahakküm ettiği sistemin yıkılış süreci olarak gelişen bölgedeki halk hareketinin bugün ulaştığı boyutu özgürlük ve demokrasi sürecinin gelişmesi açısından önemli görmüştür. Halk hareketlerinin yarattığı yeni sürecin, kesinlikle bölgede köklü bir değişikliği beraberinde getireceğini. bölgeyi yeniden biçimlendireceğini tespit etmiştir. Toplantımız, bu önemli süreci, dış güçlerin müdahalelerine rağmen ilk kez bölge halklarının iradesini dayatacağı, demokratik toplum çizgisinin önünü açan bir süreç olarak değerlendirmiştir“ denildi.
Üçüncü çizgi
Küresel hegomonik güçler ile statükocu güçlere karşılık üçüncü bir çizgi olarak bugün güçlenen halkların demokrasi güçlerinin bölgede demokratik moderniteyi ve gerçek özgürlüğü geliştirecek yegane çizgi olduğunu tespit eden PKK Meclisi, bundan hareketle demokratik modernite eksenindeki güçlerin başarısı için doğru ve yeterli öncülüğün önemini vurguladı. PKK Meclisi, bölgedeki demokrasi güçlerinin birlik ve dayanışması ile beraber örgütlü mücadeleyi, başarı için mutlak bir gereklilik olarak gördüğün kaydetti.
Savaş yasasına karşı
PKK Meclisi açıklamasına şöyle devam edildi: „Toplantımız, ulusal ve uluslararası yasalar ile tüm ahlaki değer yargılarını çiğneyerek Önder Apo’ya karşı uygulanan Milli İmralı Sistemi’nin, halkımız üzerinde sürdürülen inkar-imha siyasetinin ve topyekun savaş konseptinin bir ifadesi olduğunu belirlemiştir. Büyük bir tehlikeyi işaret eden bu duruma karşı halkımızın asla geri atmayacağı ve büyük bir direnişle cevap vereceği açıktır. Bu sürecin sorumluluğu topyekun savaş sürecini dayatan ve faşizmle sonuç almak isteyen AKP’ye aittir. Önderliğimizin ve hareketimizin geliştirdiği bütün demokratik çözüm önerilerini elinin tersiyle iten ve devletin şiddet güçleriyle sonuç almayı tercih eden AKP devletinin, Önderliğimizi tümden devre dışı bırakmayı hedefleyen yeni tecrit yasasıyla olası bütün barışçıl çözümlerin önünü kesmek istediği görülmektedir. Bu nedenle söz konusu tecrit yasasının özü itibarıyla bir savaş yasası olduğunu belirleyen toplantımız, buna karşı yapılması gerekenleri kararlaştırmıştır.“
Bölgede gelişen özgürlük ve demokrasi mücadelesinin yarattığı yeni gelişme sürecinin, bölgenin yeniden biçimlendirilmesini daha güçlü bir biçimde gündeme getirdiği belirtilen PKK Meclisi açıklamasında, Kürdistan üzerindeki sömürgeciliğin tüm telaş ve korkusunun, bölgenin yeniden biçimlendirilmesinde Kürdistan halkının bir statü kazanması olduğu vurgulandı. Bunun önüne geçmek için AKP öncülüğündeki sömürgeciliğin her türlü yol ve yöntemi denediğine, PKK hareketini ezerek tüm Kürtleri güçsüz bırakmaya çalıştığına dikkat çekilen PKK Meclisi açıklamasında, „Bu amaçla Önder Apo üzerindeki işkence sistemi temelinde bir topyekun savaşı başlatmış bulunmaktadır“ denildi.
Ulusal Kongre zorunlu
Kuzey ve Batı Kürdistan’da kendini dayatan çözüm sürecinin, Güney’de kazanılan statü ve mevziilerin pekişmesinin ve Doğu’da bir derinliğin gelişmesinin, tüm Kürdistan’da heyecan yaratarak milli duyguları yükselttiği belirtilen PKK Meclisi açıklamasında, bu gerçeklik doğrultusunda şunlar ifade edildi: „Toplantımız, önümüzdeki sürecin, Kürdistan halkının geleceğini belirlemede stratejik bir süreç olduğunu, Kürdistan halkının ortak bir strateji ekseninde mücadele etmesi için Ulusal Kongre’nin kaçınılmaz bir biçimde kendisini dayattığı kararına ulaşmıştır. Bu tarihsel süreci, doğru çizgide ulusal demokratik birliği geliştiren ve haklı özgürlük mücadelesini yükseltecek olan Kürdistan halkının büyük kazanma şansını yakaladığını değerlendirmiştir.“
Yeni Anayasa
Bu temelde yeni mücadele dönemi perspektifini somutlaştıran PKK Meclisi, açıklamasını şöyle sürdürdü: „Toplantımız, sömürgeci-soykırımcı bir politikayı geliştiren AKP hükümetinin 21. yüzyılda da Kürt ulusunu statüsüz bırakmak için imha amaçlı topyekun savaş eşliğinde tezgahlamaya çalıştığı anayasa oyunu ile meşru bir hak olan demokratik özerkliği ve temel hakları inkara dayanan bir sistemi ve anayasayı asla kabul etmeyeceğini ortaya koymuştur.“
Arap ve Fars halkları
Demokratik ulus perspektifiyle eşit-özgür birliğin gelişmesi için bir ilk adım olarak atılan halkların demokratik kongre seçeneğini önemli bulan PKK Meclisi, bölgede halklar arası kardeşlik ve demokrasinin gelişmesi için benzer bir çalışmanın Arap ve Fars halklarıyla da geliştirilmesinin gerekliliğine ve önemine vurgu yaptı.
2011’in değerlendirilmesi 2012’nin planlanması
PKK Meclisi toplantısının en önemli tartışma bölümü 2011 yılının ideolojik-örgütsel, siyasi, askeri ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında yürütülen mücadelenin değerlendirilmesi temelinde 2012 yılının planlanması bölümü oldu. Bu bölüm, dünkü açıklamaya şöyle yansıdı: „PKK Meclis Toplantısı, bu süreçte önemli başarıların kaydedildiğini, düşmanın 2011 konseptinin boşa çıkarıldığını, ancak yürütülen mücadelenin tam bir başarı kazanmaya yetmediğinin altını çizmiştir. Bunun kaynağında öncülükte yaşanan ciddi yetersizliklerin bulunduğunu belirleyen toplantımız, komuta ve militan yapıda dönem görevlerini yerine getirmede yaşanan darlığın aşılmasının öncelikle doğru partileşmeyle mümkün olduğunu tespit etmiştir. Önderlik çizgisinin zenginliği ve halkımızın büyük fedakarlığına rağmen, ortaya çıkan bütün olanakları zengin taktiklerle değerlendirme yerine, bir çok yerde taktiğe girmeme ya da taktik çizginin dışına çıkma pratikleri yaşanmıştır. Hem gerillada hem de serhildan alanında yaşanan bu durumun -Önderlik duruşu, halkımızın fedakarlığı ve şehitlerimizin kahramanlık direnişi ile elde edilen başarılar olsa da- daha büyük sonuçların ortaya çıkmasını önlediği kesindir.
Bütün bu durumları kapsamlı bir biçimde değerlendiren toplantımız, eleştiri-özeleştiriyle önemli bir düzeyi yakalamış, PKK’nin Önder Apo çizgisinde kendini cesaretlice eleştiriye tabi tutma ve iç sorgulama ile her koşul altında kendini yenileme yeteneğini ve gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Pratik süreç içinde yaşanan tüm yetersizlikleri aşmaya dönük, ‘Partileşelim, Militanlaşalım, Doğru Çizgide Askerileşelim ve Kazanalım’ şiarıyla örgüt içi bir hamlenin geliştirilmesini gerekli görmüştür. Bu temelde pratik içerisinde çıkan yetmez ve geri tüm yaklaşımları mahkum eden, yeni dönemi kazanmanın temel perspektifini netleştiren toplantımız, 2012 yılını ‘Önder Apo’nun ve Kürdistan’ın özgürlük yılı’ haline getirmenin kararlılığını ve planlamasını somutlaştırmıştır.
Kürdistan’da PKK’nin kazanacağı zaferin tüm parçalardaki Kürt halkının zaferi olacağını vurgulayan toplantımız, aynı zamanda başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’da demokratikleşme ve değişimin güçlü zeminini yaratacağının da altını çizmiştir. Bu temelde kazanılacak bir zafer, bölge açısından da demokrasinin zaferi olacaktır. Toplantımız, yeni dönem stratejimizi içeren, PKK’nin yeni dönem rolü ve kimliğini ifade eden demokratik ulusu inşa etme görevi ve sorumluluğuyla karşı karşıya olduğunu, bunun da tüm bölge için önemli olduğunu vurgulamıştır.
Toplantımız, AKP-Gülen Cemaati iktidarının uluslararası sermayeyi de arkasına alarak, Kürt ulusunun statüsüz kılınması ve köleleştirilmesi anlamına gelen Lozan’ı güncelleştirme amaçlı topyekun savaşı sürdüreceği, Roboskî’de görüldüğü gibi halkımıza karşı katliam ve soykırımı sürdürme siyasetinde ısrar edeceğini değerlendirmiştir. Bu topyekun yok etme savaşına karşı Önderliğimiz, halkımız ve Kürt siyaseti direnirken, hareketimizin de daha üst düzeyde ‘Devrimci Halk Savaşı’ çizgisinde derinleşmesi gerektiğini tespit etmiştir. Toplantımız, bunun dışında hiçbir yol bırakmayan ve kirli ittifaklar temelinde dayandığı uluslararası güçlerin desteğiyle bizlere ve halkımıza onursuzca bir yaşamı ve teslimiyeti dayatan AKP faşizmine karşı kapsamlı bir direnişle cevap verilmesinin tarihi bir görev haline geldiğini karar altına almıştır. Aksi takdirde Türkiye’de yeşil faşizmin kurumlaştırılması paralelinde diktacı bir anlayışın pekişmesi ve Kürdistan’da soykırım ile zulüm siyasetinin kalıcılaştırılması söz konusu olacaktır.
Kapsamlı hamleye hazırlık
Toplantımız, buna karşı tüm yurtsever halkımızı birlik olmaya, ulusal demokratik birliğini kurmaya, toplumsal mücadeleyi yükseltmeye; Partimizin tüm militanlarını, sempatizanlarını, komutan ve savaşçılarını tarihin bu en kritik döneminde toplantımızda açığa çıkan zafer kararlaşmasını kendi kararlaşması haline getirmeye ve bu temelde kapsamlı bir devrimci hamleye hazırlanmaya; Türkiye’nin devrimci-demokratlarını, samimi Müslümanlarını, Alevileri ve haksızlığa maruz kalan diğer tüm azınlık ve kültürleri, Yeşil Faşizm’e karşı ortak mücadele etmeye çağırmıştır.“
ANF/BEHDİNAN