
Bu yıl 104’üncüsünü kutladığımız 8 Mart etkinlikleri, dünya kadınlarının 21. yüzyıla alternatif bir dünya yaratma kararlılığı ve gücüyle girdiğini bir kez daha ispatladı. 8 Mart eylemleri kadınların örgütlü, iradeli olursa hayatı değiştirme gücünde olduğunu çok net ortaya koydu. Hayatı üreten kadınların, hayata yön verme etkinliğine ulaşmasıyla, dünyada şiddet adına, tahakküm adına, sömürü adına dolayısıyla yoksulluk, fakirlik adına hiçbir sorunun kalmayacağı da giderek anlaşılmaktadır. Kadınların talepleri eşitlik, özgürlük, adalet, barış, kardeşlik gibi insani değerleri kapsıyor. Kadınlarda herkese yetecek bir yürek, herkesi kucaklayacak bir hoşgörü bulunmakta. Kadınlar için dayanışma hayatın vazgeçilmezlerindendir. Bunu 8 Mart alanlarında bir araya gelen her inançtan, etnik gruptan, sınıftan kadınların etkinlikleri, renkli buluşmaları da ortaya koyuyor. Kadınlar, insanlığın ortak dili, yürekleriyle, sevgileriyle konuşuyor.
Rojava Devrimi ardından Kobanê ve Şengal’de boy veren kadın direnişi dünya çapında bir kadın uyanışı ve sahiplenişine yol açtı. Kürt kadınların yıllardır büyük kahramanlıklar, fedakarlıklarla sürdüğü mücadele sonuç alıyor, yarattığı değerler devrimsel bir nitelik kazanıyor. Alternatif, kadın eksenli bir yaşam ve toplumu ifade eden, pratikte somutlaştıran bu mücadele hızla evrenselleşiyor, dünya kadınlarını da çekiyor. Bu yılki 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bu evrenselliği, Kürt kadın mücadelesinin dünyadaki etkisini ortaya koydu.
8 Mart etkinlikleri kadının farkını, kadın dili ve mücadelesinin niteliğini de gözler önüne serdi. Bu yıl ortaklaşmanın zirvesini yaşayan kadınlar bunun ortaya çıkardığı güzelliklerle insanlığın ortak bir dil ve yürekle konuşarak anlaşabileceğini, bunun mümkün olduğunu gösterdi. Dünyanın dört bir yanında kadınlar, aynı sloganlar, afişlerle sokaklara çıktılar, aynı zihniyettin kaynağı baskılara, şiddete karşı direniş şarkılarını haykırdılar. Tüm kadınların özlemleri ve talepleri birdi; özetle özgürlük, eşitlik, barış, şiddetsiz insanca yaşamdı. Bu taleplerle yetinmediler, buna ulaşabilmenin yolunu, mücadele yöntemlerini de gösterdiler.
Kürdistanlı kadınlar 8 Mart’ı “Kobanê’de örgütlenen ve direnen kadınla özgür yaşama” sloganıyla serhildanlarla karşılayarak bir kez daha sınırları anlamsızlaştırdılar. Kadın için sınır yok ve olmamalı. Dünya kadınları birleşebilirken, aynı topraktan, aynı dili konuşan egemenlerin çizdiği sınırlarla ayrı düşürülen Kürt kadınların bu sınırlara mahkum olması elbette düşünülemezdi. Bu sınırları yıllar önce mücadelesiyle kaldıran Kürt kadınları, bu yılın 8 Mart serhildanlarıyla birliğini pekiştirdi. Kürt kadınları bu birliği önderlikleri için de ortaya koydu; 2015 yılının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la buluşma ve kadın özgürlüğüne ulaşma yılı yapacaklarını dile getirdiler.
Dünya kadınlarının aynı taleplerle meydanlara indiği 8 Mart eylemleri özgürlük umudunu büyüttü. Dini, dili, ırkı, kültürü, eğitim düzeyi, mekanı ne olursa olsun tüm kadınların aynı özlemler peşinde koştuğunu, bunun isyanına, serhıldanına hazır olduğunu bir kez daha kanıtladı.Dünya kadınlarının isyan ve direniş günü olan 8 Mart aynı zamanda kadın emeğine ve onuruna sahip çıkma günüdür. Tüm kadınlar böylesi bir günde emeklerine ve onurlarına sahip çıktılar, bunu ortak bir direniş cephesine dönüştürdüler. Kobanê ve Arin Mirkan’ların direniş ruhuyla yüzlerini özgür yaşama döndüler.
Kadınların mücadelesi toplumun mücadelesidir, insanlığın mücadelesidir. Kadınlar bunun doğruluğunu her geçen gün ortaya koyuyor. Kadınlar erkek egemen sistem ve toplumsal cinsiyetçiliğin yarattığı yıkımın daha çok farkında. Bu bilinç büyüdükçe, buna karşı kadınların isyanı da büyüyor. Somut örnekleriyle gördüğümüz bu adımlar her yıl eşitliğe doğru ilerleyecek. Bu uzun mücadele yolunda kadınlar artık daha kararlı, daha bilinçli ve umutla adım atıyor. Kadınlar bilinçlendikçe, her günü 8 Mart yapmamız, her güne bu 8 Mart ruhuyla uyanmamız mümkün…