BDP Kadın Meclisi 4 Kasım’da Genel Merkez Kadın Meclisi Kongresi’ni gerçekleştirecek. Meclis kongre öncesinde ise kongreyi güçlendirmek  amacıyla 28-29 Eylül tarihlerinde Wan’da Kadın Meclisi Konferansı düzenleyecek. Kongre ve konferans hazırlıklarını sürdürmek üzere ise merkezi bir komisyon oluşturuldu. Komisyon yaptığı ilk toplantısında Türkiye’yi bölgelere ayırarak çalışmalarının startını verdi. Amed, Çukurova, Ege, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde yapılacak halk toplantıları ile alınacak öneriler değerlendirilecek. Toplantılarda ayrıca kongre ve konferans delegeleri belirlenecek. Bu kapsamda 4 Ekim günü yapılacak olan kongreye 910 delege, 28-29 Eylül’de yapılacak olan konferansa ise 142 kadın delege katılacak.
Hazırlık komisyonu tarafından yayınlanan perspektifte, kadınların sürece daha fazla müdahil olmasının önemine vurgu yapılırken, “Yine son olarak Şemzînan ve Çelê’de yaşanan gelişmeler de; özelde Kürt kadınının genelde ise Kürt halkının hiçbir zaman olmadığı kadar artık statüsüzlüğü kabul etmeyeceğini göstermektedir” denildi. 


‘Türkiye kadın kırımı ülkesi’


AKP hükümetinin müzakere masasına oturmak yerine Roboskî ve Pozantı’da yaptıkları ile savaşta ısrarını ortaya koyduğunun vurgulandığı perspektifte, “Bu hükümetin faşizan yüzünün görülmesinde en temel ölçülerden başlıcası, AKP devletinin kadına yaklaşımıdır. Adeta Türkiye bir kadın kırım ülkesine çevrilmiştir. Bu hükümetin iktidarda olduğu süre zarfında kadın cinayetleri, ensest, taciz vakaları artmış, kürtaj, sezaryenle doğum vb. tartışmalarla kadın bedeni üzerinden politika üretme daha fazla meşrulaştırılmış, tecavüzler aklanmıştır” ifadesi kullanıldı. 
BDP’li kadınların kadına dönük AKP hükümetinin yaklaşımının savaş ortamı, nefret ve linç kültüründen bağımsız olmadığını düşündüklerinin işaret edildiği perspektifte, 40 yıla yakın süren savaşta kadınların tüm ezilenlere örnek olacak bir cins mücadelesiyle tarihin demokratik uygarlık yüzünde yerini aldığı vurgulandı.

‘Öcalan’ın özgürlüğünde kararlıyız’



Perspektifte, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecrit eleştirilerek, “Başta Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve demokratik özerkliğin daha da yaşamsallaşması noktasında kararlılığımızı belirtmek istiyoruz. Süreç bizlere özgürlüğe çok yakın olduğumuzu, daha fazla cins sevgisi ve mücadelesi yürütmenin tarihsel sorumluluğumuz olduğunu bir kez daha göstermektedir” denildi. Örgütlenme seferberliği, konferans ve kongre kararlarının alındığının hatırlatıldığı perspektifte şunlar kaydedildi: “Şehit düşen, zindanlarda direnen, taciz ve tecavüzlerle savaş ortamında doğan, büyüyen kadınlar olarak her zamankinden daha fazla mücadele yürütmemiz gereken bir süreçten geçerken tecrübemiz, gücümüz ve potansiyelimiz bizleri özgür yarınlara taşıyacaktır. Tüm kadın arkadaşlarımızın bu onurlu mücadelede en ön saflarda yer alacağına olan inancımızla üstün başarılar diliyoruz.”

ALPER ATALAY / 
DİHA/ANKARA