Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan rejimi İsviçre’de ilgi odağı olmayı sürdürüyor. İsviçre basını ve siyaset partileri hem 16 Nisan referandumuna büyük ilgi gösteriyor, hem de Erdoğan’a bağlı resmi ve gayri resmi güçlerin ülkedeki ajanlık faaliyetlerinin sonuçlarını merak ediyor. 

DRS Televizyonu iki gün önce "10 vor 10" adlı programa, İsviçre’de MİT adına çalışan birini çıkardı. İsmi ve yüzü gizlenen istihbarat elamanı, ülkede yıllarca MİT’in nasıl çalıştığını, Türk elçiliğinde hangi isimlerle kontak halinde olduğunu aktardı. Aynı kanalda Türkiye’ye bu faaliyetlerin devamı olarak geniş bir isim listesinin verildiği ve bu kişilerin izlendiği belirtildi. Bu haberlerin devamı gelecek gibi.

İsviçreliler bu ajanlık faaliyetlerinin nasıl yapılabildiğine şaşıyor. Biz ise yıllardır süren bu ajanlık faaliyetlerinin "bilinmemesine" şaşıyoruz. Sanki bilinen şeyler için şimdi düğmeye basıldığı için harekete geçildi. Kemalistlerin iktidar dönemlerinde de, AKP döneminde de bu faaliyetler yoğun olarak yapıldı. Şimdilik tek fark, Fethullahçıların da dahil edilmesi. Bu yeni dahil edilenlerle birlikte bütün bu kesimler, yıllar boyu başta Kürtler olmak üzere muhalif sol ve demokratlara yapmadıklarını bırakmadılar.

Avrupa istihbaratları bunları biliyordu, çoğu kez ya yardım ettiler ya da görmezden geldiler.

Bunun onlarca örneği var.

Son on yıl içinde gazetemiz Yeni Özgür Politika’ya konuşan onlarca kişi kendilerine ajanlık teklif edildiğini açıkladı. Kimisi ise pişmanlığını dile getirerek, nasıl kulanıldığını anlattı. Bütün bu bilgiler Avrupalı yetkililere de ulaştırıldı.

Ama hiç birşey yapılmadı.

İsviçre’de de benzer olaylar var. Bu türden faaliyet gösteren insanların söyledikleri bilerek dosya altı edildi. 

Açığa çıkmış bir MİT çalışanının şu açıklamaları gerçekten düşündürücü: "Beni İsviçre istihbaratından iki kişi bu faaliyetlerimden dolayı sorguladı. Bana aslında bunun suç olduğunu, 1 yıldan 20 yıla kadar cezasının bulunduğunu ama bu yolu ajanlığı bırakmam durumunda tercih etmeyeceklerini söylediler. Türkiye ile cicim yıllarında gerçekleşen olayın aslında anlamı şu. Bu olayı kapatalım, eğer kapatmazsak iş Türk elçiliğine, onun yasadışı faaliyetlerine kadar uzayacak. Biz bu aşama da Türkiye ili böyle bir sorun yaşamak istemiyoruz…"

Özetle Erdoğan diktatörlüğü artık savunulamaz duruma geldikten sonra kirli çamaşırların da ortaya dökülmeye başlanması elbette önemli ve olumlu. 

Biz sadece bu aymazlıkların bedelini çok ağır şekilde ödeyenlerin bulunduğunu, onların yıllar boyu hak, hukuk, adalet mücadelelerinin çıkar ilişkilerine kurban edildiğini ve en azından bu devletlerin onlara bir özür burcu olduğunu da hatırlatmak istedik.