
Meclis Genel Kurulu’nda dün yapılması gereken “İç Güvenlik Paketi”ne ilişkin görüşmeler ertelendi. TBMM İçişleri Komisyonu tarafından kabul edilen “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükümünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ismiyle hazırlanan ve “İç Güvenlik Paketi” olarak adlandırılan yasa tasarısı “Maden Yasası” görüşmeleri gerekçe gösterilerek haftaya bırakıldı.
Diyarbakır Barosu üyesi avukatlar “Polis devletine gidişin ön adımı” olarak değerlendirilen paketi, Adliye önünde cüppeli eylemle protesto etti. Baro Başkanı Tahir Elçi, Meclis gündemindeki tasarının bireylerin hak ve özgürlükleri ile toplumun demokratik geleceği bakımından ciddi bir tehlike oluşturduğunu belirtti. Tasarının bireylerin mevcut hak ve özgürlüklerine öldürücü bir darbe vuracağını kaydeden Elçi, “Bu düzenlemeyle Türkiye’de hak ve özgürlüklerin gelişimi ve toplumsal sorunların demokratik yollarla çözümü arayışları yerine, sorunlara güvenlik ve polisiye önlemlerle çözüm arayan bir yola sapılacaktır. Diğer bir ifadeyle barış ve demokrasi üzerinde inşa edilecek demokratik ve güvenli bir gelecek umudu yerine, geçmişte yaşanan kimi olayların yol açtığı korkular üzerinden hak ve özgürlüklerin bir yana bırakıldığı olağanüstü bir dönemin hukuksal alt yapısının oluşturulmaya çalışıldığı düşünülmektedir” dedi.
Tasarı ne getiriyor?
Elçi, tasarının içeriği ve yaratacağı sonuçlara ilişkin de kamuoyuna şu açıklamayı yaptı:
* Tasarının 1. maddesiyle; kişilerin özel ve mahrem alanları olan üstü, kişisel eşyası ve aracının aranması için hâkim ve adli bir makam olan savcının kararı yerine, ‘kolluk amiri’ adı altında polis ve jandarma görevlileri tarafından karar verilmesi öngörülen bir düzenleme ile mevcut güvenceler ortadan kaldırılmaktadır.
* Tasarının 4.maddesinin birinci paragrafıyla toplumsal olaylarda basınçlı suyun yanı sıra insanların üzerine “boyalı madde” de sıkılacak, aynı maddeye yeni bir fıkra (b) eklenerek; molotof ve patlayıcı maddelerin yanı sıra, “….yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla” denilerek neredeyse her türlü nesne “silah” olarak kabul edilebilmekte, böylece güvenlik görevlilerine elinde herhangi bir cisim bulunan herkese doğrudan ateşli silahla ateş atma yetkisi tanınan bir düzenleme getirilmektedir. Bu düzenlemeyle kişilerin yaşam hakkı tümüyle hukuksal güvenceden yoksun kalacak, keyfi ve hukuk dışı infazlar daha da yaygınlaşacaktır.
* Tasarının 5. maddesi ile İletişim araçlarının dinlenmesi, mevcut düzenleme uyarınca 24 saat yerine 48 saate kadar tümüyle güvenlik yetkililerinin emriyle ve bu süre boyunca hâkim denetiminden yoksun olarak uygulanacaktır.
* Tasarının 7. maddesiyle bundan böyle herhangi bir gerekçeyle, örneğin gösteri ve yürüyüş gerçekleştiren topluluk içinden biri veya birilerinin elinde ‘bilye’ veya ‘sapan’ gibi bir nesne bulunduğu gerekçesiyle çok temel bir demokratik hakkın yerine getirilmesi olan bir gösteri yürüyüşü ‘yasa dışı toplantı ve gösteri’ olarak kabul edilerek dağıtılabilecek.
* Tasarının 8 ve 10. maddesiyle; belirsiz bazı tanımlamalarla, tümüyle yorum ve takdire bağlı kimi kavramlarla toplantı ve gösterilerde ‘silah, ‘silah sayılan’ bir araç dışında herhangi bir nesneyi taşıyan veya yüzünü kapattığı veya kimi giysilerin ‘üniformayı andırdığı’ gerekçesiyle 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır.
* Tasarının 13. maddesiyle, diğer bir dizi suç iddiasının yanı sıra, bir gösteri yürüyüşüne katılarak bir slogan atan veya zafer işareti yapan kişi; hâkim güvencesi bir yana savcıya haber bile verilmeden 48 saate kadar kolluk amirinin emriyle gözaltında tutulabilecektir. Bu süre içinde kişi başta gözaltı kararına itiraz, yakınlarına haber verilme, avukatıyla görüşme ve diğer birçok kanuni ve hukuksal güvenceden yoksun kalacaktır.
* Tasarının 14. maddesiyle; öteden beri toplumda şikâyet konusu olan gereksiz tutuklama veya uzun tutuklama uygulamasına önceki yıllarda yaşananlardan çok daha kötü uygulamalara yol açacak hükümler getirilmektedir.
* Tasarının 15. maddesiyle; soruşturma ve kovuşturma ayrımı da yapılmadan illerde vali ilçelerde kaymakamların ‘suçun aydınlatılması ve suç faillerinin bulunması’ için kolluğa doğrudan emir verebileceği biçiminde bir düzenleme ile adli soruşturmanın başındaki savcılık makamı ve duruma göre mahkemelerin adli yetkileri Hükümetin emrindeki vali ve kaymakamlara devredilmektedir. Bu şekilde adli sistem köklü ve hukuk devleti ile yargı bağımsızlığının tümüyle sonunu getirecek bir değişime uğramaktadır.
* Tasarının 16. maddesiyle vali tarafından kararlaştırılan uygulamalara uymayanlara para cezası yerine 1 yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, kaynağını anayasadan almayan bu uygulama aynı zamanda bir tür sıkıyönetim uygulamasını andırmaktadır.”
AKP’li vekillere çağrı
Elçi, Meclis’teki milletvekillerine özellikle de AKP milletvekillerine seslenerek, toplumun sesini duymalarını ve bu tasarıya destek vermemelerini istedi. Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e de seslenen Elçi, tasarının Genel Kurul gündemine alınmamasını ve seçimlerden sonra yenilenen Meclis tarafından daha soğukkanlı bir atmosferde tasarının gündeme alınarak tartışılma imkanının tanınması talebinde bulundu.
DİHA/AMED