Önce Paraguaylı topraksızların, bir latifundia-toprak ağasının,  toprağını işgal etmelerinin ardından polis saldırdı. 17 kişi hayatını kaybetti. Bunun üzerine, gariptir büyük toprak sahiplerinin baskısıyla, ortaya çıkan bu krizin, doğru dürüst yönetilemediği gerekçesiyle Başkan Fernando Lugo görevden alındı. Paraguay yazılı yasalarına uygundu. Meclis çoğunluğu başkanı görevden aldı. Üzgün toprak ağaları, duyarlı bir meclis ve yasalara uygun bir darbe. Peki Paraguay’da neler oluyor?
Bize çok uzak bu ülke, zaten aslında az ve çok genel olarak bilinen, Latin Amerika’nın en az bilinenlerinden biri. Sadece birkaç cümle ile söylemek gerekirse; Türkiye’nin yarısından büyük, buna karşın sadece 6 milyon nüfuslu bu ülkenin en önemli özelliği dünyanın en büyük toprak eşitsizliğine sahip olması. (Benim mutlaka anlatmak istediğim Paraguay’ın Güney Amerika’nın yıkılan son komün toprakları olması bir başka zamana…)
Bu topraksızların eylem haberinde, çoğunlukta gözden kaçan, ölen 17 kişiden 8’sinin polis olmasıydı. Katliama karşı kendilerini koruyan Topraksızlar, bu çatışmada „Eğer biz kendimiz korumasaydık, hepimizi öldürebilirlerdi“ diye anlatıyorlardı. Önce içişleri bakanı ve emniyet müdürü istifa etti. Bizim için şaşırtıcı şeylerdi bunlar. Mesela bakan benim istifa etmemle bir şey değişecek mi demiyordu ya da Topraksızlar gece rüyalarıma giriyor eh bu azapta bedeldir ölenlere yeter diyip, geceleri mışıl mışıl ve bakan bakan uyumaya devam etmiyordu. Ancak sonra başında bahsettiğim garip durum tezahür etti. Bu katliamın gerçek sorumlusu büyük toprak sahiplerinin baskısıyla, ilk harekete geçen muhafazakar Colorado partisi Başkan Lugo’nun istifasını istedi. İşin ilginç kısmı, saldırının yapıldığı eyaletin yöneticileri de Colorado partisindendi. Yani polise saldırı emrini veren Colorado partisiydi. Ardından uzun zamandır hazır bekleyen Lugo hükümet koalisyonunun en büyük ortağı liberal parti de sevinçli bir telaş içinde, Colorado partisinin bu talebine katılarak Lugo’yu azletti ve Liberal parti başkanı Federico Franco alkışlar içinde yeni Paraguay devlet başkanı oluverdi.
Demiştim ya kağıt üzerinde her şey uygundu. Ancak bu oylamayı yapan parlamentoyu, aslında Lugo’ya oy verenlerin seçtiği unutuldu. Demokrasi(!) idi ya bu. Oyunuzu verip sonra 4-5 yıl kadar sadece televizyon seyrediyordunuz. Daha önce birkaç defa değindiğim gibi, bir genel seçim tiyatrosu izleniyordu. Seçimde kim kazanırsa kazansın, geniş, genel mutabakat, en küçük ve güçlü azınlığın, sermayenin kontrolü altına giriyordu. Paraguay’da da yine bu oldu. ‘Halkçı Lugo’ hükümeti pek bir şeyi gerçekleştiremedi. En önemlisi de bu seçimden önce söz verilen ve ‘Toprak Reformu’nun tamamen unutulmuş olmasıydı ve bu reformu, yani seçim sözünü yaşama geçirmek isteyen topraksızların katledilmesi ile neredeyse cuntaya geri dönüldü. Bu sefer eski başkan Lugo, meclisten, kürsülerden, tumturaklı sözlerden ve komisyonlardan,  başladığı yere sokağa geri döndü. Lugo’yu sokaklarda karşılan binlerce insan yeni bir mücadele başlatıyor şimdi.
  Lugo’nun başına samimi ya da değil her halkçı hükümetin başına gelenler geldi. Hükümet olunur olunmaz önce biraz zaman kazanmalıyız dendi. Her ‘toprak reformu’ dendiğinde, sükunet telkin edildi. Hükümettiler artık ve yapılacaktı. Bir de koalisyon dengeleri vardı. Tam zamanın beklenmesi gerekiyordu. Seçildiği 2008 yılından bu güne, hükümet dişe dokunur hiçbir toprak reformu gerçekleştirmedi. Makul olmanın zararlarıydı bu. Makul bir devrimci olmaz zaten de ama makul bir reformist de olmuyordu hele hele toprak reformu hiç olmuyordu. Çünkü toprak reformu artık bir dönem olduğu gibi burjuvazinin bir talepleriyle örtüşmüyordu. Neoliberal dünyanın kuşkusuz en büyük hakimlerinden biri, Monsanto-land’in büyük toprak sahiplerine ihtiyacı vardı. Bu yüzden, belki ilk başta gerçekleştirebileceği ki ben pek zannetmiyordum, toprak reformunu hükümetten düşürüleceği kaygısıyla hiç gerçekleştirmeyi denemedi. İşin ironik kısmı, aslında Lugo başkanlığını kaybetti ama bunu toprak reformunu yapmak istediği için değil yapmadığı için oldu. 
Paraguay halkı yine sokaklarda sloganları ise; ‘Tierra y Libertad’ yani ‘Toprak ve Özgürlük’…