Önce bütün toplumu ileri demokrasi yalanı ile uyutarak, aptal yerine koyarak 13 yıl boyunca iktidar olanlar şimdi insanları tehdit ederek, şantaj yaparak iktidarını sürdürmek istiyor.

Başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere AKP çevrelerinden herkes her ağzını açtığında kendilerinden olmayan herkesi tehdit ediyor. 13 yıllık maskeli balonun sonuna geldik, maskeler düştü ve artık hepimiz gerçekte kimlerle muhatap olduğumuzu biliyoruz…

Çalıştaylar düzenlendi, devlet erkânı söz konusu çalıştaylarda boy gösterdi ama sonuç ortada! Türkiye’nin hiçbir önemli meselesinde mesafe alınamadı. Hatta şu anda olduğumuz yerden bakarsak, bırakın çözüm yolunda mesafe almayı mevcut sorunların AKP hükümetlerinin açık ayrımcı tutumları nedeniyle daha da karmaşıklaştığını söyleyebiliriz.

Gelinen nokta, bütün bu yaşadıklarımızın sorumlusu, onca mücadeleler sonrası tarih sahnesine çıkmış Kürt sorunu, Alevi sorunu gibi sorunlarımızı hükümet olma sorunluluğu üzerinden çözmek yerine, çözüyormuş gibi yapıp halklarımızı aldatan AKP hükümetleridir. Sorunları zamana yayarak çürütmeyi deneyen AKP hükümeti bütün bir toplumu dejenere etme yolunda hızla yol alıyor.

Gözünü para ve iktidar hırsı bürümüş AKP çevreleri ve Tayyip Erdoğan, Suriye’de BAAS partisinin Aleviliğini ötekileştirip, sürdürdüğü emperyalist savaşın bir aracına dönüştürürken aslında sadece Esad’ı değil bütün Türkiye Alevilerini de ötekileştiriyordu.

Bu siyaset öyle berbat, öyle pervasızca sürdürüldü ki artık hiçbir Alevi bundan sonra rafine Sünni/Türk bölgelerinde açık Alevi kimliği ile yaşayamaz hale geldi. İnsanlar bırakın rutin günlük hayatlarını sürdürmeyi, kendilerinin ve ailelerinin can güvenliğinden kuşku duyar hale geldiler.

Hiç kimse bize Çankırı’da, Sivas’ta veya rafine herhangi Alevi/Türk şehrinde yaşayan Alevi bir ailenin bir gece herhangi bir IŞİD hücresi tarafından barbarca imha edilmeyeceğinin garantisini veremez… 

Ortalama Sünni/Türk insanının kafasını oradan sadece iktidar üretebilmek için hastalıklı hale getirdiler. İnsanlar birbirine paralel hayatlar sürdürüyorlar ama aynı zamanda birbirlerine kuşku ile bakıyorlar. Aynı şehirde, hatta aynı apartmanda yaşıyorlar ama bambaşka dünyaları var.

Yoksulluk, işsizlik, geçim sıkıntısı, savaş benzeri sorunların sebebini sistemde, kötü yönetimde, iktidarın yolsuzluklarında, adam kayırmalarında aramak yerine sırf etnik kökeninden veya dinsel inancından dolayı iş arkadaşında, komşusunda aramak yoluna gitmektedirler.

Artık bu ülkede bir Kürt olarak tıpkı Aleviler gibi rafine Sünni/Türk şehirlerinde günlük olarak Kürt oluşunuzdan veya Alevi oluşunuzdan dolayı özür dilemeden yaşayamazsınız. Bırakın mesleğinizi sürdürmeyi veya ticaret yapmayı, canınız bile güvencede değildir…

Hele son zamanlarda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhtarlara yönelik yaptığı ihbarcılık çağrısı ve sonrasında ihbarcılığı özendiren düzenlemeler zaten sorunlu olan durumu büsbütün zıvanadan çıkardı…

Türkiye’de insanlar birbirine paralel hayatlar sürdürüyorlar; herkes kendi kompartımanında yoğun bir yabancılaşma yaşıyor; bütün toplum Teoman’ın meşhur şarkısındaki gibi “Paramparça!” 

Cumhurbaşkanı ve AKP sözcülerinin şimdilerde en çok kullandıkları kavramlardan birisi “paralel devlet” olmaktadır. Devletteki paralelliği konumumuz itibari ile biz tespit edebilecek durumda değiliz, onu AKP ve Tayyip Erdoğan bizden daha iyi bilir. 

Muhakkak devlet içinde devlet iyi bir şey değil. Bu kavramın bizim literatürümüzdeki karşılığı “hizip” olmaktır. Aslında koparılan onca yaygara devlet içinde bir grubun hizip gibi davranmasına, devlet disiplini dışına çıkmasına denk düşmektedir. 

Bu sorunu bir dizi hukuki ve siyasal önlemlerle çözebilirsiniz veya en azından bunun olanakları var. Ki AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan bir tür “cadı avı” üzerinden daha düne kadar kahraman ilan ettiği çevreleri hukukun kafasını gözünü yararak sistem dışına atmayı başarmış gibi gözüküyor. 

Ancak iktidar uğruna bütün bir toplumu paramparça etmiş olmayı nasıl izah edeceksiniz? Üç günlük bu dünya iktidarı uğruna paralel toplumlar yaratmakta hiçbir sakınca görmeyenler toplumları birbirine düşman ederek, paralel toplumlar yaratarak iktidar olmak isteyenlerin paralel devletten de yakınmaya hakları yoktur.