Türkiye Cumhuriyeti, tarihi boyunca hiç bugünkü kadar parçalanmamıştı. Sebebi malum “tek adam” rejimi! 

Fethullahçılar bir yandan, Ergenekoncular diğer yandan; Hortumcu yeğen, damat, oğul AKP’liler bir yandan mafyacı-çeteci Osmanlıcılar diğer yandan elbirliğiyle ülkeyi soyup soğana çevirirken halk iradesine zorbalıkla müdahale ederek paramparça bir Türkiye tablosu yarattılar. 

Siyasi-askeri sorumlular işin ciddiyetindeler mi bilinmez ama Türkiye şu anda Suriye’deki askeri tablonun siyasi versiyonu durumundadır. Her an askeri benzerlik de oluşabilir. Gidişat bu yöndedir.

Aleviler başta olmak üzere tüm farklı inanç grupları ve emekçi kesimler baskı ve sömürüden dolayı köprüleri yıkmaya başlamış; Kürt halkı zaten Türkiye’den kopmuş durumdadır. 

En sağlam gördükleri ordu bile içten kaynamaktadır. AKP’nin ordu ile ilgili hesabı, ordu ve PKK çatışması sürdükçe kendi iktidarını koruyabileceği yönündedir. Bunun farkında olan askeri cenahın “Cumhuriyetçi” kanadı fırsat kollamaktadır. Hem de öyle 15 Temmuz tiyatrosu gibi değil! Darbeciliği savunduğumuz için değil bir realite olduğu için vurguluyoruz ki ne siyaseten, ne de askeri olarak tek, yekpare bir Türkiye tanımı yapılamaz, böylesi bir tanım yalan propagandadan ibarettir. 

CHP üst yönetimi parçalanmayı yamalarla örtme rolünden öteye bir iş yapmazken ömründe yenilgiden başka hiçbir şey tatmamış olan Doğu Perinçek ise aç tavuk misali darı ambarındaymış gibi Kürtler dâhil Türkiye’nin tek parça olduğunu propaganda etmektedir. Fakat yine de kutlamak gerekir çünkü tüyleri yolunmuş ve tencerede kaynarken bile Kürt düşmanlığı için acayip efor gösteriyor. Hapishane yaramış demek ki! Son nefesinde bile Kürt düşmanlığından vazgeçmeyecek; fakat yaşanan gelişmeler o son nefesin çok yakın olduğunu hissettiriyor.

Öte yandan devlet kurumları içinde rüşvete bulaşmayan tek bir kurum yok. İktidar kavgasında bırakalım AKP ve belediyeler kavgasını, küçücük sokaklar bile bölünmüş durumdadır. Ortada devlet filan kalmamışken din ve milliyetçilik kılıfıyla, Kürt düşmanlığıyla gerçekler ört bas ediliyor.  

PKK ile savaştığını iddia eden AKP’li milletvekilleri ve işadamlarından daha fazla PKK’ye (onların deyimiyle) “yardım-yataklık” yapan kimse bulunamaz. İçişleri Bakanı ise aynen İdris Naim gibi AKP karşıtı propaganda Bakanı gibi çalışıyor.

Kim kimi götürmek istiyorsa PKK’den yararlanmak istiyor. PKK ezilen halkların onurlu mücadelesine öncülük yaparken bundan her çıkar çevresi nemalanmak ister; fakat ilginç olan, AKP’lilerden ordu mensuplarına dek en açık düşman gibi görünenlerin bile bunu yapmasıdır. Geçmişte de yaptılar -ki bizzat şahidi olduğumuz birçok girişimleri vardır- bugün de bu “alışkanlıklarını” sürdürüyorlar. Sonradan üretilmiş Türk egemenlik sistemindeki akıl almaz vicdansızlıkların sonucu bu olsa gerek.

Şimdi gelinen aşamada Türkiye’yi yukarıda saydığımız vahşi çıkar odakları gibi paramparça ederek değil ama siyasi ve coğrafi olarak gerçekten ikiye ayıracak; daha doğru bir ifadeyle Kürdistan’ı Türkiye’den tamamen ayıracak bir sürece girilmiştir. İmralı Adasında neler olup bittiği öğrenilmeden bu sürecin önüne hiçbir şekilde geçilemeyecektir.

Tek’lik iddiasında olanlar için paramparça bir tabloyla karşılaşmak yenilgi demektir. Türkiye’yi bu duruma getiren AKP-MHP öncülüğündeki faşist blok stratejik olarak yenilmiştir. 

Demokratik özgür bir ülke ve yaşam önünde sökülüp atılması gereken bir tıkaç durumuna gelmiş olan bu faşist güruhtan kurtulmak için son bir gayret yetecektir. Son ama ciddi, kapsamlı bir halk hamlesi!

Bu temelde 40. Parti mücadele yılının müjdeli bir yıl olması, halklarımızın hak ettiği özgürlüğe kavuşması dileğiyle 40. Yıl tüm direnenlere kutlu olsun!