İngiltere Gündemi


İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın bu hafta yaptığı açıklama, Avrupa Birliği'nin (AB) aslında tamamen ekonomi üzerine kurulu bir oluşum olduğunu bir kez daha ispatlamış oldu. İçişleri Bakanlığı sözcüsü Theresa May, Sunday Times gazetesine bir yazı yazarak AB vatandaşlarına ve genel anlamda İngiltere’ye gelmek için plan yapanlara seslendi. Yazıda May, AB vatandaşlarının bırak sadece sosyal yardım almak için yeni bir iş bulmak için bile İngiltere’ye seyahat etmemeleri gerektiğini belirtti. May, bu yaz patlak veren göçmenlik sorununun da AB’nin bu ‘sınırlar kalksın’ sisteminden kaynaklandığını savundu. May, ne diyorsa İngiliz hükümeti de onu diyordur. Yani May, 2010’dan beri muhafazakar hükümetin göçmen politikalarının bir numaralı sözcüsü konumunda bir şahıs. Öyle ki göçmen politikalarında May mi hükümeti, hükümet mi May’i yönetiyor, belli değil. Konuşmalarını dinlediğinizde "böyle yabancı düşmanı bir politikacı dünyaya gelmemiştir" diye düşünürsünüz.  

İngiltere’ye yönelik net göçün bu sene tavan yapmasının May’in kızgınlığında büyük bir pay olduğu kuşkusuz. Bu sene net göçün sayısı 330 bin kişiye ulaşmış. Bu da hükümetin hedeflediği rakamın üç katı demek oluyor. Eee Fransa-İngiltere sınırına, tel örgüler örmekle, sınırlara köpek ve güvenlik görevlisi yerleştirmekle durmuyor İngiltere’ye gelişler. Ortadoğulu ya da Afrikalısını sınırlardaki kamplarda ölüme terk ederken, gemilerde boğulmalarına göz yumarken, ülkene hücum eden Polonyalılara, Bulgarlara, İtalyanlara ne diyeceksin? Onları da tel örgülere mahkum bırakıp okyanuslarda boğulmalarına sebep olacak mısın? 

May’in en çok takıldığı göçmen türü ise öğrenciler olmuş. Öğrenci olarak gelip kalanların sayısı 12 binden 188 bine yükselmiş. May de diyor ki ‘demek ki öğrenciler buraya geçici bir süreliğine gelmiyor. Öğrencilerin gelip okullarından sonra kalmamalarını sağlamamız gerekiyor’ dedi. Bir de şunu dedi: ‘işin yoksa gel üç ay kal, cebindeki paranı da burada harca, sonra geri dön. Emekliysen de emekli maaşını alıp burada harcayabilirsin, ancak sağlık sigortanı da yaptır ki bizden para çıkmasın’. E bu durumda AB’nin en çok böbürlendiği ‘serbest dolaşım’ prensibi nereye gitti? 

May’in Sunday Times’daki yazısı en çok da diğer AB ülke yönetimlerine yönelik bir uyarı mesajı aslında. AB ülkelerini 2017’de bir referandumla tehdit eden Muhafazakar hükümet, "serbest dolaşım hakkını kısıtlarsanız referandumu yapmayız" demeye getiriyor. 

Almanya Başbakanı Merkel, serbest dolaşım hakkının AB’nin kırmızı çizgisi olduğunu söylemişti defalarca. Bu yüzden de İngiliz hükümeti, ‘biz gelmesinler demiyoruz ama iş ve sosyal yardım için gelmesinler diyoruz. Gelsinler, kalsınlar, para harcasınlar ama sonra da gitsinler diyoruz’ diyor. 

Muhafazakar hükümetin, bir yandan İslam’dan nefret ederken bir yandan zengin Körfez Araplarına kucak açısı işte bu yüzdendir. Gelip mal mülk satın alıp milyonları harcıyor Arap zenginleri Londra’da. Demek ki İslamiyet ve İslamfobia arasında ince bir çizgi varmış. O da ekonomik çıkarlar çizgisiymiş.