Neresi sakin?
Irak Türkiye sınırı sakin örneğin… Neden acaba? Ortadoğu’da adım adım yayılan mezhep savaşının militan güçleri yok mu Irak’ta? Olmaz mı? Irak merkezi hükümeti Suriye rejiminin dostu. Maliki hükümetine muhalifler de Türkiye’nin ve Suudi Arabistan’ın dostu. Nasıl oluyor da, Irak-Türkiye sınırı “sakin”. Sorunsuz. Tehlikesiz. Asude. Rahat. Barışçı. Bu sınırdan neden bomba yüklü kamyonlar değil de, “ekmek yüklü kamyonlar” gidip geliyor. “Ekmek” dediysem, “francala ya da lavaş” falan sanmayın. Milyarlarca dolarlık zenginliklerin bu sınırdan girdiğini ve çıktığını anlatıyorum.
Nasıl oluyor bu iş? Suriye-Türkiye sınırının “batısından” bomba yüklü kamyonlar girip çıkarken, nasıl oluyor da, Irak-Türkiye sınırından refah giriyor, refah çıkıyor?
Çünkü Türkiye-Irak sınırı denilen uydurma sınırın bir tarafında Türkiye ile barışçı ekonomik, politik ilişkiler kurmuş bir Güney Kürdistan var; öte tarafında da Türkiye ile savaşı sona erdirmiş bir Kuzey Kürdistan var.
Ya Türkiye-İran sınırı? Eğer “sınır ticareti” yapan masum Kürtlerin arada sırada katledilmesi olmasa diyeceğiz ki, “sınır” değil de, “süt liman”. ABD, AB, İsrail ekseninin “ileri karakolu” Türkiye ile, Rusya, Çin ekseninin “ileri karakolu” İran arasındaki bu sınırdan neden bomba yüklü kamyonlar girip de etrafı kan deryasına çevirmiyor? Herkesin her an bir Türk-Fars boğazlaşması beklediği bu bölgedeki sükuneti insanlık acaba neye borçlu?
Kürtlere! Çünkü Doğu Kürdistan’ı ikiye bölen bu sınırın Doğu ucunda, tepeden tırnağa silahlı PJAK gerillalarının mevzilendiği, buna karşılık İran devletiyle uzun süreli bir ateş kes ilişkisi içinde olan Kürt toprakları uzanıyor; diğer ucunda ise, Türk devletiyle savaşa son vermiş olan Kürt toprakları…
Buradan çıkan sonuç nedir sizce?
Bana sorarsanız, çıkan sonuç şu: Eğer Türkiye Suriye’yle arasındaki sınırlardan bomba yüklü kamyonların geçmesini ve Türk nüfusun ortasında patlamasını istemiyorsa, bu sınırı da, tıpkı Irak-Türkiye ve İran-Türkiye sınırı gibi “tahkim” etmeli…Türk tanklarını, toplarını, uçaklarını yığarak değil. Çünkü bu “çare” değil. Olmadığı Reyhanlı’da kanıtlandı. MİT’in, polisin, ordunun yığınağı Reyhanlı’nın kan gölüne dönmesini önlemedi. Bundan sonra da önlemesi düşünülemez.
O halde Türkiye-Suriye sınırı nasıl tahkim edilebilir?
Şöyle: Rojava devrimini Türkiye Cumhuriyeti resmen tanırsa… Rojava’da Kürt güçleri önce sınırın bir bölümünde tam hakimiyet kurabilirse… Böylece sınırın hemen Güneyindeki Kürt hısımlarıyla, sınırı kaldırmadan, onu anlamsız hale getirerek birleşirse…
Sonra?
Sonra Süveydiye, Harbiye halkıyla, bu arada Hıristiyan halklarla Rojava arasında bir ittifak sağlanabilirse, gelecekte, Suriye devletinin Kuzeyinde, tıpkı Güney Kürdistan bölgesi gibi, bir Kürt-Nusayri-Hıristiyan Federasyonu kurulabilirse…Federasyon’un Rojava parçası Türkiye içindeki Kürdistan’la, Lazkiye bölgesi Türkiye sınırları içindeki Süveydiye, Harbiye ve Musa Dağı eteklerindeki Ermeni köyleriyle aradaki sınırı kaldırmadan, hiçleştirip birleşebilirse…
İşte o zaman, bu süreç başlar başlamaz Türkiye-Suriye sınırı “tahkim” edilmiş olur. Yani sınır “anlamsızlaştığı” ölçüde “güçlenir”. Güvenlik böylece sağlanır. İnsanların, kültürlerin, emeğin ve sermayenin serbestçe geçebildiği bu sınırlardan, bomba yüklü kamyonların geçmesi, devenin iğne deliğinden geçmesi kadar imkansız hale gelir.
Bu ütopya değil. Suriye’nin kaderiyle ilgili gerçekçi bir tablodur. Suriye iç savaşından sonra artık “merkezi bürokratik devlet” çatısı altında Sünni Arapların, Nusayrilerin, Hıristiyanların ve Kürtlerin eskisi gibi yaşaması mümkün değildir. Federal bir Suriye tek çaredir.
Her şey değişti; geçmişte Türklere “ait” olduğu söylenen sınırlardaki Kürt mevcudiyeti Türkiye için bir “tehdit” sayılmıştı. Şimdi ise Kürt mevcudiyeti Türkiye için bir güvenlik barajı haline gelmek üzeredir. Aklı olan Kürdistan’ı baraj suları altında bırakmak yerine, Suriye sınırındaki “demokratik özerklik barajı” inşaatına vargüçle destek olur, Batı Kürdistan’ın demokratik özekliğini kendi “sınır güvenliği” sorunu olarak görür…
Kürdistan’ın bütün parçalardaki “demokratik kurtuluşu”, Türkiye’nin de “demokratik kurtuluşu” demektir. Bunun alternatifi Reyhanlı’dır…
‘Parçaların’ kurtuluşu Türkiye’nin kurtuluşudur
Ortadoğu kaynıyor. Reyhanlı faciası, komşudaki yangının artık Türkiye’ye sirayet ettiğini görmeyen gözlere bile gösterdi. Akdeniz’den Rojava sınırına kadar uzanan sınırda yeterinden fazla yanıcı madde birikti.