Paris katliamı neden çözülmüyor?

Forum Haberleri —

8 Ocak 2021 Cuma - 23:00

  • Fransa devleti Paris katliamının üzerine gitmeyerek, Türk devletini korumaktadır. Kendi ülkesinde katliam yapan Türk devletine karşı ciddi bir hukuki süreç başlatmazken Türkiye ile çeliştiği uluslararası konularda ise feveran etmektedir. Tam da iki yüzlü bir politika yürütmektedir.

RAUF KARAKOÇAN

Paris’te üç devrimci Kürt kadınının katledilmesinden ve Türkiye’deki kadın katliamlarından sorumlu tek merci faşist Türk devletidir. Kadın cinayetleri Türkiye’nin bir gerçeği haline geldi. Türkiye’de yaşanan tam bir kadın katliamıdır. Kadın katliamlarının altında yatan zihniyeti çözmeden katliamların önlenmesi de mümkün değildir. İşlenen her cinayetin sorumlusu siyasi iktidardır. Bizzat Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye’deki mevcut yasalar kadını yeterince korumadığı gibi aynı zamanda işletilemiyor. Siyasi iktidarın kendisi de bilerek ve hedef gözeterek kadınları katletmesi nedeniyle, bu katliamlar devlet politikası olarak görülmelidir. Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir dönem kadın bu kadar katliamlara açık hale gelmemiştir. Diktatör Erdoğan Kürdistan’da kadın katliamlarının startını çok önceden vermişti. “Kadın da olsa çocuk da olsa gereği neyse yapılacaktır” diyerek kadınların katledilmesine işaret etmişti. Daha sonra ki süreçlerde ise kadın cinayetleri hız kesmeden tırmanışa geçti. Kürdistan’da sadece kadınlar değil çocuklar da özel olarak hedeflenmekte ve bu cihetle sayısız çocuk katledilmiş oldu.

Büyük yazar Yaşar Kemal “Türkiye’de dört şey olmayacaksın ağaç, kadın, çocuk ve sokak hayvanı” demişti. Kürdistan’da ise hiç olmayacaksın türden uygulamalarla karşı karşıyadır. En çok da Kürdistan için geçerli bir belirlemedir. Kürdistan’da direnen kadın oldun mu dünyanın neresinde olursa olsun diktatör Erdoğan’ın hedefidir. Recep Tayyip Erdoğan kadın katilidir. Sêvê, Fatma, Pakize ve Taybet ana Silopi’de, Sara, Rojbîn ve Leyla Paris’in orta yerinde, Leyla Agirî de Kobanê’nin bir köyünde katledilir. Hangi coğrafyada olursa olsun direnen kadın faşist diktatörün hedefidir. Paris katliamının üzerinden yıllar geçmesine rağmen olayın çözülmemiş olması da ayrı bir insanlık ayıbıdır.

Paris katliamı iki boyutta ele alınmasında fayda vardır. Birincisi kadın boyutudur. Özgür kadına karşı bir katliamdır. Paris’te üç Kürt kadını katlediliyor, bu cinayeti planlayanlar ve azmettirenler hiçbir şüpheye gerek duyulmayacak kadar çok net olmasına rağmen, sürüncemede bırakılarak aydınlatılmamış olması, siyasi çıkarların adaletin ve hukukun önüne geçtiğinin bir göstergesidir. Kadın cinayetleri her ne sebeple olursa olsun birer siyasi cinayettir. Katilleri koruyan yasalar ve bu faşist AKP-MHP iktidarı olduğu müddetçe kadın katliamları devam edecektir. Çünkü, iktidardakilerin zihniyeti, kadını erkekle eşit gören değil, erkek egemenliğini dayatan bir zihniyettir. Tek kelimeyle DAİŞ zihniyetidir.

Paris katliamının bir diğer boyutu da uluslararası alanı da ilgilendiren siyasi boyutudur. Paris’te katledilen (Sara) Sakine Cansız, Kürt özgürlük hareketinin öncü kadın militanlarından biriydi. Zindan direnişinin direnen kadın sembolüydü. Türk devleti en üst düzeyde bu katliamı planlıyor ve Paris’te gerçekleştiriyor. Avrupa yasaları da bu katilleri koruyor. Söz konusu Kürtler olunca hiçbir Avrupa ülkesi Türk devletiyle karşı karşıya gelmek istemiyor. Tıpkı Başkan Apo’ya karşı gerçekleştirilen uluslararası komplo da olduğu gibi hukuk işlemiyor, kendi yasalarını dahi uygulamıyorlar. Çifte standartlı bir yaklaşım hep sergilene gelmiştir. Fransa devleti Paris katliamının üzerine gitmeyerek, Türk devletini korumaktadır. Kendi ülkesinde katliam yapan Türk devletine karşı ciddi bir hukuki süreç başlatmazken Türkiye ile çeliştiği uluslararası konularda ise feveran etmektedir. Tam da iki yüzlü bir politika yürütmektedir.

Paris katliamının gerçekleştiği süreçte Türk devletinin sözde çözün süreci dediği bir sürecin arifesindeydi. Bir yandan Kürt sorununu çözme adı altında İmralı ile temasa geçerken diğer taraftan da katliam senaryoları hazırlayıp devreye sokmakla meşguldür. Faşist iktidar Paris katliamını gerçekleştirmekle asıl niyetini ortaya koymuştu. Çünkü Paris katliamı sıradan bir olay değildir. (Sara) Sakine Cansız’ın hedeflenmesi Kürt sorununu katliamla çözme mesajını içermektedir. Nitekim daha sonraki süreçlerden günümüze kadar devam eden uygulamalar bunu açıkça ispatlamaktadır. Gelinen aşamada ise topyekûn bir katliamla karşı karşıya olduğumuzdur. Kürtlerin ulusal bütünlüğü tehlike altındadır.

Gerek Paris katliamı ve gerekse günümüzde devam eden katliam uygulamalarına, Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî işgaline ve demografik değişime, Güney Kürdistan’da süren aralıksız bombardımanlara, Mexmûr ve Şengal saldırılarına ve yaşanan katliamlara dünya sesiz kalmaktadır. Bütün bu katliamlar, Kapitalist sistemin bir nevi onayı ve desteğiyle sürdürülen katliamlardır. İşte, Paris katliamı neden çözmüyor? sorusuna verilecek cevap burada aranmalıdır. Çünkü Kürtlerin temsil ettiği düşünce kapitalist modernite güçlerinin hesaplarını alabora etmektedir. Kürt özgürlük hareketini kendileri için bir engel olarak görmektedirler. Demokratik toplum inşasını, demokratik çözüm perspektifini, demokratik modernite yapılanmasını sakıncalı bulmaktalar.

Dünya karşılarında da dursa, Kürtler haklı ve meşru haklarından, onurlu ve iradeli duruşlarından vaz geçmeyeceklerdir. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.