Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın Türkiye ziyaretinde olduğu 29 Ocak günü, Paris Katliamı da Fransız Parlamentosu'nun gündemine geldi. Yeşiller Grubu (Europe-Ecologie-Les-Verts, EELV) Milletvekili Sergio Coronado, 9 Ocak 2013'te üç Kürt kadın devrimcinin hayatını kaybettiği katliama ilişkin İçişleri Bakanı Manuel Valls'a sorular yöneltti. PKK kurucularından Sakine Cansız'ın Fransa'da siyasi ilticaya sahip olduğunu, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in de yasal olarak Avrupa'da ikamet ettiklerini belirten Coronado, Sakine Cansız'ın 1979'da Türkiye'de tutuklanarak 12 yıl boyunca Türkiye'nin "korkunç cezaevleri"nde kaldığını ve ağır işkencelere maruz kaldığını hatırlattı.

Cansız'ın sığındığı Avrupa'da katledildiğini ifade eden Coronado, Türkiye ile Fransa arasında 7 Ekim 2011'de dönemin İçişleri Bakanı Claude Gueant tarafından imzalanan güvenlik işbirliği anlaşmasını da hatırlattı. Türkiye'de mevcut durumda hukukun içinde bulunduğu duruma dikkat çekerek, beş hafta içinde 5 bin memurun görevden alındığı veya başka görevlere atandığını belirten Coronado, "Sayın Bakan soruşturmanın (Paris Katliamı) ilerletilmesi için Türk makamlarından nasıl bir işbirliği bekliyorsunuz? Adalet henüz sağlanmamışken, Fransız makamlar kurbanların ailelerini resmi olarak kabul etmek için neyi bekliyor?" diye sordu.

'Gerçek ortaya çıkacak'
Bu sorulara Adalet Bakanı Christiane Taubira yanıt verdi. Taubira, "Bahsettiğiniz olay, kriminal bir olaydır" diyerek, bir kişinin "terörist bir oluşumla ilişkili cinayet işlemek" suçlamasıyla tutuklandığını hatırlattı. Bu şüpheli şahsın dava sonuçlanana kadar "masumiyet karnesi"nin olduğunu söyleyen Taubira, soruşturma için üç yargıcın görevlendirildiğini kaydetti.
Bunların Türkiye ile olası işbirliği durumunda karşılaşabilecekleri sorunlara işaret eden Adalet Bakanı, her üç yargıcın ilgili tüm ülkeleri kapsayacak bir soruşturma yürütmek için adli mekanizmalara sahip olduğunu kaydetti. Bu mekanizmaların Avrupa çerçevesinde geliştirildiğini, bir kişiyi bulmak için Avrupa'da arama emri çıkarılabileceğini söyleyen Bakan, ülkelerin adli sistemleri arasındaki farklılıkların yargıçlara sorun çıkarabileceğini belirtti. Sözkonusu olan Avrupa Birliği dışında bir ülke ise bu durumun daha güçlü yaşandığını dile getiren Bakan, "Her halükarda bu yargıçlar, başta uluslararası istinabe emri veya farklı uluslararası cezai yardımlaşma eylemleri imkanı olmak üzere, adli enstrümanlara sahipler" dedi.
Étienne Blanc isimli bir vekilin "dumanlı" (puslu, belirsiz) şeklinde tepki vermesi üzerine, Taubira, bu yargıçların "kavgacılığından şüphesinin olmadığını" söyleyerek daha önce bunu kanıtladıklarını savundu. Taubira, "Gerçeği ortaya çıkarmak ve işlenmiş suça göre ceza vermesini sağlayacak tüm enstrümanları kullanmayı bilecekler" diye konuştu.